Ana Sayfa DİŞİTAL BİLGİLER Fikri Mülkiyet Üzerine...

Fikri Mülkiyet Üzerine…

Fikri mülkiyet hakları günümüzde ne derece önemli ve gerçekten kişiler için bir koruma sağlayabilir mi? Birlikte inceleyelim.

Bilişim toplumunda üretmek için bilgi stratejik bir konumdadır ve bu bilgiyi yaymak için teknolojik iletişim araçları kullanılır. Bu bağlamda bilişim toplumundaki kişiler bir şeyler üretmeye ihtiyaç duyduklarında bu üretimi yine teknolojik iletişim araçları ile gerçekleştirirler. Kişilerin bir şeyler paylaşmaya veya üretmeye çalışırken ne kadar özgün olduğu bir tartışma konusudur. Bir video içerik üreticisini örnek verelim, kendi imkanlarıyla yayıncılık yapıyor ve paylaştığı video binlerce insan tarafından taklit edilebiliyor ya da bilerek veya bilmeyerek başka bir üreticinin video içeriğini taklit edebiliyor. Buradan hareketle kişiler her ne kadar özgün olduklarını iddia etseler de küreselleşen dünyada tamamen birbirinden bağımsız üretimler yapmak söz konusu değildir.

Konuya bu açıdan bakılacak olursa dijital ortamda üretici olan hemen hemen hiç kimse tamamen özgün içerik üretiyorum ve bunun üzerinde hak sahibiyim diyemeyecek konumdadır. Çünkü geleneksel medyanın aksine dijital medyada üretici ve tüketici sınırları net değildir. Günümüzde teknolojik iletişim araçlarını kullanan herkes neredeyse bir yazar veya bir yayıncı kimliğinde olduğundan dolayı hakları tespit etmek ve hak sahibi olduğunu ispatlamak oldukça zorlaşmıştır.

Fikri mülkiyet zihinsel çalışmaların sonuçları üzerinde her türlü kullanım hakkının mülkiyeti anlamına gelmektedir; bilginin mülk edinilecek bir nesne olarak görülmesidir. Burada üzerinde durulması gereken şey ise aslında bilginin tek bir kişiye ait olup olamayacağı konusudur. Bunu şu şekilde düşünebiliriz: Kişi bir karar alırken her defasında özgür olduğunu düşünür fakat kişiyi bir yapboz gibi düşünelim. Ve o yapbozun her bir parçasını kişinin bugüne kadar karşılaştığı kişiler ve maruz kaldığı konular olarak görelim. Bu durumda kişi gerçekten özgür bir karar verebilir mi? Tabii ki hayır. Bilgi de tıpkı buna benzer. Kişinin hiçbir şeyden etkilenmeden bilgi üretebilmesi mümkün müdür? Kişi o güne kadar herkesten ve her şeyden soyut bir şekilde yaşamadıysa pek mümkün değildir. İnsanı insan yapan şey ve belki de üretmesini tetikleyen şey o güne kadar olan öğretileridir. Bu durumda kişi bir yapboz ve o güne kadar karşılaştığı insanlar ve konular da bu yapbozun parçasıdır. Bu yüzden bilgi aslında kişiye değil topluma özgüdür. Eğer bilgi üzerinde hak iddia edersek ürettiğimiz bilginin arzuladığımız yerlere gelme ihtimali de düşüktür. Bilgi paylaşıldığında ve topluma yarar sağladığında bilgidir. Keza bilgi dünya ilk varolduğundan beri binlerce yıllık insan ürününün sonucudur. Bilim ve bilgi insanlığa aittir ve tüm insanlığın ürünüdür.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilginin anlamı hem değişmiş hem de bunu küresel bazda kontrol etmek oldukça güç bir duruma gelmiştir. Örneğin, dna kriptolojisi alanında hak talep etmek oldukça zordur.

Fikri mülkiyet hakkına başka bir açıdan bakarsak sarfedilen emek karşılığında ekonomik bir hak talep ediliyor. Bu da bilişim toplumu için beyhude bir çaba gibi görünüyor. Kişiyi üretmek için tetikleyecek olan şey fikri mülkiyetten doğan ekonomik haklar mıdır, yoksa bilginin ne kadar yaygınlaştığını ve insanların bu bilgiden ne kadar yararlandığı mıdır? Bilgiyi burada somut bir örnek olması açısından ele aldık. Söz konusu üretilen herhangi bir içerik olabilir fakat hepsi yine bilgide temellenir.

İşin başka bir boyutu da üretici olan insanın bağlı olduğu kuruluşlar. Bir kişi çalıştığı kurumda bir şey yarattığında bu hak kişiye değil de kuruluşa ait olduğunda burada fikri mülkiyetin ya da telif hakkının aslında üreten için bir şey ifade edemediğini, gerçek bir korumanın da söz konusu olmadığını görüyoruz. Emeğinin kıymeti bilinen ve yeterli desteği gören hiç kimsenin bu tarz haklara bilişim toplumunda ihtiyacı yoktur.

Son olarak özgür yazılım gibi paylaşıma dayanan bir örnek verelim. Burada konu haklardan elde edileceklerden daha üst bir konumdadır.

Özetle üretimin sadece kâr amacıyla değil, insanların mutluluğu ve gelişimi için yapılan bir sistemde fikri mülkiyete ve bu mülkiyetin yarattığı araçlara ihtiyaç yoktur.

Photo by David McEachan from Pexels

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...

Vicdansız Labirent Olur mu?

45 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmını kendimi patates çuvalı gibi hissederek yaşadım. Son yıllarda her gün anlamsız bir sabaha uyandım. Sadece anılarımı düşünüyordum. Hiç hayalim...