Ana Sayfa Vitrin Virüslere Tedavi Bulunur Ama Peki Ya Bunca Kötülüğe?

Virüslere Tedavi Bulunur Ama Peki Ya Bunca Kötülüğe?

Virüs ve karantina ile geçen kaçıncı günümüzdeyim emin değilim, saymayı bıraktım ben de çoğunluk gibi. Fiziksel sağlığı kadar akıl sağlığını da yerinde tutabilmek için birtakım beceriler geliştiriyor insan ve adaptasyon da bunlardan biri. Sanki epeydir böyle yaşıyormuşuz gibi, sanki bahar akşamlarını dışarılarda geçiren, itiş kakış yollarda yürüyen, hiç düşünmeden kalabalıklara karışan biz değilmişiz gibi. Zorlanıyoruz ama bir şekilde devam ediyoruz. Bu süreçte sağlık çalışanları ve her gün zor koşullarda çalışmak zorunda kalan insanlar aklımızda, dünyanın her yerinde ayrı ayrı atıyor kalbimiz. Bugünler de böyle olacakmış demek.

Virüsün bitmesini endişe, korku ama illa ki bir parça umutla bekliyoruz fakat gelin görün ki benim bitmesinden yana umudumu tamamen kaybettiğim bir şey var; o da insanların içindeki dipsiz kötülük. Herkesin içinde bir iyi olduğuna, en azından söz konusu çocuklar olduğunda akan suların duracağına, hiçbir şeye olmasa acıya saygı duyulacağına inanmak istiyorum ama bunu artık başaramıyorum. Evladını kaybeden bir annenin burnunun dibine kamera sokanlara, o kamera ile çekilenleri izleyenlere, hep daha fazlasını talep edenlere, ‘Bu ne biçim anne yaa çocuğu hastayken istikrama fotoğraf atmış’ diyenlere, her şeyi ama her şeyi kendi küçük pencerelerinden yargılayanlara artık tahammül edemiyorum. Virüslerin cümlesinden daha fazla endişelendiriyor bu insanlar beni çünkü alacağımız her nefes için bin virüs gücünde zararlı hepsi. Herhangi bir ahlaki kaygıyı çoktan geride bırakmış oldukları gibi, en ilkel zamanlarda bile görülebilecek insani içgüdüleri de çoktan arkalarında bırakmışlıklarını görmek aklımı başımda tutmamı çok zorlaştırıyor.

Herkesin apayrı bir sınav içinden geçtiğini düşünemeyen, hayatta bildikleri tek şey sürekli ve aralıksız önyargı ve ahkâm kesmek olan, vicdan ve adalet duygusunu çoktan kaybetmiş bu kalabalıklar hangi tedaviyle, hangi algoritma ile düzelebilir gerçekten bilmiyorum. Acı çeken bir insan gördüğünde hiçbir şey yapamıyorsan en azından öyle sessizce durman gerektiğini herhangi bir dört ayaklı canlı bile anlamışken insanların bunu bir türlü yapmak istememesini, bir parça daha dedikodu duymak için bırakmayacakları herhangi bir değerleri olmadığını görmek beni gerçekten çok üzüyor ve derin bir umutsuzluğa sürüklüyor.

Her anımız vahşi bir Truman Show gibi geçmeye başladı, özellikle araya ekranlar girdi gireli insanlar karşılarındakinin kanlı canlı varlıklar olduğunu unutur oldu. Sanki her şey oyun, her şey şaka, her şey caps, her şey bakılıp geçilecek bir gündem. Hâlbuki her cümlenin arkasında bir insan var, acımasızca kurulan her cümle bir kalbi çok kırıyor, vicdansızca yapılan her yorum bir nefesi kesiyor. Ne olur biraz nazik olalım, düşünceli olalım, kibar olalım. Bu çok zor değil inanın. Kötü olmak, kötülük yapmak asıl zor olan. Herkesin işinde gücünde kendi hayatına baktığı bir hayat ise doğal olan, bizi hiç zorlamayacak olan. Bunu deneyelim umarım. Sağlıklı günler dilerim.

Photo by burak kostak from Pexels

 

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.
Önceki İçerikBir Kuş, Bir Çiçek
Sonraki İçerikEtkin Dinleme

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

1 Kasım 2020’de, #dijitaltopuklarevde

2016'dan bu yana her yıl 1 Kasım'da Dijital Topuklar'ın zirvesinde bir araya geliyoruz. İçeriğimiz, konuklarımız, mekânımız değişse de, değişmeyen tek şey 1 Kasım tarihi oluyor. 2020...

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...