Ana Sayfa Kişisel Gelişim İçimdeki Onlarca Kadın

İçimdeki Onlarca Kadın

Onlarca kadın var içimde. Onlarca farklı ruh… Her yaştan hem de.

Tertemiz masum çocuk da benim, günahkâr olan da. Asi bir ergen de olabiliyorum, görmüş geçirmiş bir yaşlı da. Bilmiyorum bazen hiçbir şeyi, bazen her şey ezberimde. Her aldığım nefeste başka bir ‘ben’i tanıyorum hala. Her yaşadığım olayda başka bir kadın çıkıyor ortaya. Bazen varlığından haberdar bile olmadığım bir kadın… Hala şaşırıyorum.

Bana karşıdan bakan biri girişken, rahat tavırları olan, konuşkan kadını görüyor sanırım. Kalabalıklar içerisinde rahat eden, sözünü hiçbir durumda esirgemeyen, özgüvenli bir kadın belki de. Enerjik bir kadın çarpıyor olabilir ilk bakışta gözlerine. İnkar etmiyorum, bahsedilen kadınların hepsi ben olabilirim. Ama çekingen ve utangaç olan bir kadın da var içimde. Niye bilmiyorum o daha yakın sanki bana. Onu daha iyi tanıyorum gibi geliyor. Etrafım kalabalıkken çiçekten çiçeğe gezen bir arı gibi olabilirim. Ama tek başımayken bir ağustos böceği gibiyim. Peki bu durumda ben hangi kadınım? Bilmiyorum.

O kadınların arasında biri var. Çokça onunla birlikteyiz zaten. O birçok şeyi yaşamış, tecrübe etmiş. Büyük hatalar yapmış, mükemmel yenilgiler almış. Ama büyük dersler çıkarmış o yenilgilerden. Ağlamış çokça. Kayıplarına da mutluluklarına da. Çok sevmiş çok da sevilmiş. Çeşit çeşit insanla tanışmış ömrü boyunca. Kazıklar da yemiş o insanlardan; çok büyük yardımlar da görmüş. Bu yüzden çok iyi biliyor ki yaşadığı sürece de her türlüsüyle muhatap olacak. Çünkü helal süt emmişi de var, çiğ süt emmişi de… Kabullenmiş. Kabullenince de sakinleşmiş. Hoşgörülü ve merhametli o kadın. Affetmeyi öğrenmiş. Kişiselleştirmiyor hiçbir şeyi. Eğer biri bir kötülük ettiyse kendisinden kaynaklanmadığını, o kötülüğün yapan kişiyle alakalı olduğunu biliyor.

Ben o kadınım sanıyorum. Sonra biri bir noktama dokunuyor. Kindar bir kadın çıkıveriyor ortaya. Neleri affetmiş neleri umursamamışken küçücük bir şey yüzünden silip atıyorum o insanı tüm hayatımdan. Hâlbuki dile döksem büyük bir hadise de değil. Ama demek ki o kişi, beni büyük hayal kırıklığına uğratabilecek kadar hayatıma aldığım, içimdeki kadınlarımı gösterdiğim biri. Garip… Ama birini bir kerede silip atabilmem için çok değer vermiş olmalıyım. O kadar değer vermiş olmalıyım ki o yaptığını asla yapacağını düşünmemiş olmalıyım. İçimdeki hırçın kadın o zaman çıkıyor işte ortaya. Öfkesinin esiri olmayan diğer kadına rağmen o kızgınlıklarını da kırgınlıklarını da yok saymıyor. Tehlikeli bir kadın o. Zekâsının ve gücünün farkında. Kendisine yapılanın çok daha fazlasını karşısındakine yapabileceğini biliyor. Allah’tan içimdeki gururlu kadın durduruyor onu bir şey yapmaktan. Kendisine yakıştıramıyor çünkü yapabileceklerini…

Çok güçlü bir kadın var içimde. Zor zamanlarımda süper kahramanım gibi koşuyor yardımıma. Kimseye güvenemeyeceğim kadar güvenebilirim onun ihtiyacım olan her zaman yanımda olacağına… Hep öyle oldu çünkü. Bu zamana kadar hep o uzattı elini bana. Babamın cüzdanı sayesinde bir sıfır önde başlamadım ben hayata. Ya da canımı sıkan arkadaşlarım için annem gelmedi okula. Bir dayım daha mezun olmadan işimi hazır etmedi. Hayatımın hiçbir evresinde bir erkeğin gücüne ihtiyaç duymadım. Gölgesine sığınmadım. O güçlü kadın vardı çünkü. Elele aştık sallanan ipten köprüleri. Kimse görmezken onun dizinde ağladım geceleri. Kimseye söylemediklerimi biliyor bu yüzden o. Kimsenin bilmediği yaralarımı… Pek göstermiyor kendini kimselere ama ben var olduğunu biliyorum.

O güçlü kadını biliyorum da peki ya o zavallı neyin nesi? O güçsüz kadın kim? Ben ne badireleri atlatmışken en ufak bir dokunuşta paramparça olmama ne demeli? Kırılgan, narin bir çiçek gibi olmama ne demeli? Bilmiyorum… Anlamadığım bir şekilde gücümü yitiriyorum bazen. O zayıf kadın esir alıyor beni. Dinginleşmiştim halbuki. Kendi içimde her şeyi halletmiştim. Sorunları büyütmüyor, beni üzen olayları, insanları yok sayıyordum. Evet, evet. Hiç yaşamamışım gibi yapıyordum. Ama o zayıf kadının esareti altında yapamıyorum ki bunu. Kalbi paramparça oluveriyor onun. Ruhu soluyor eski bir nevresim gibi… Nereden çıkıyor bu güçsüz kadın anlamıyorum ki! Her zaman dimdik dururken yenilgiyi kabul etmek istiyorum o ortaya çıkınca. Dertlerimi anlatayım birine, yaralarımı göstereyim istiyorum. Bilsin bütün zaaflarımı ne çıkar? Yardım etsin biri bana. Biri benim için bir şeyler yapsın. Tüm kötülüklerden korusun beni.

Hangi kadın benim? Hala çözebilmiş değilim. Bazen ‘ben böyleyim, şöyleyim’ diyenlere özeniyorum. Ben söyleyemiyorum. Kindar mıyım değil miyim? Gerçekten bilmiyorum. Bazen umurumda bile olmuyor yapılan ya da söylenen; affediveriyorum. Bazen de ömür boyu, vursalar boynumu, affedemiyorum. Bazen kendi gücüme şaşırıyorum, bazen öylesine güçsüz hissediyorum ki. Olgun muyum çocuk ruhlu muyum? Onu bile bilmiyorum. Kimsenin yapamayacağı çocuklukları yapan da benim, olaylara olgunlukla karşılayan, akıl veren de… Öyleyse diyorum; galiba tüm kadınlar benim…

Photo by Pixabay from Pexels

 

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.
Önceki İçerikKanatları Kesilen Kuşlar
Sonraki İçerikİçinize Yolculuk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...

Vicdansız Labirent Olur mu?

45 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmını kendimi patates çuvalı gibi hissederek yaşadım. Son yıllarda her gün anlamsız bir sabaha uyandım. Sadece anılarımı düşünüyordum. Hiç hayalim...