Kucağımdaki Kara Taş

2020’ ye dair dileklerimizi tuttuk hepimiz. Tek tek  saydık ondan geriye.

0n

Onlarca dileğimiz vardı.

Dokuz

Kimimizin listesinde ‘şu an olduğumuzun daha iyi bir versiyonu’ olmak,

Sekiz

Kimimizinkinde her kadında  her zaman mevcut olan o fazla  beş kiloyu vermek vardı.

Yedi

Belki de yediklerimizi yememeyi , görmediğimiz yerleri görmeyi diledik.

Altı

‘En az altı ülke görmek’ ti belki,

Beş

Her gün 5 ‘te kalksak ne güzel olurdu.

Dört

Her ay en az dört kitap okunmalı

Üç

Üç film izlenmeliydi her hafta.

İki

Bir dediğimiz iki olmasın istemekteydik iki bin yirmide.

Bir

 

Veeee

Ulaştık 2020’ye.

Dünden daha güzel, daha sevinçli değildik. Yine acıkıyor, yine uykumuz geliyor işte.

Yine oluyor bazı şeyler. Yine, rağmen, oysa ki.

Kimsenin hevesini kursağında bırakmak değil niyetim.

Dileğim, yüzleşemediklerimizle yüzleşebilmek bu yıl.

Dileğim, eteklerini tutarak bale çalışan bir kız girse yazımdan içeri.

Kıyıda köşede tuttuklarımızı , halının altına ittirdiklerimiz elden geçirmek.

Sene-sonu / yıl-başı

Geriye dönük- İleriye doğru

Sınırlı muhasebe & sonsuz umut.

Ne yaptık, ne yapamadık?

Dile getirilmeyeni söylesek,

Eteklerimizdeki taşları döksek,

Sayılamayanları saysak bu yıl.

Sırtımıza yük olan, kursağımızda yutulamayıp kalan lokmalara baksak,

Ağzımızdaki baklayı çıkarıp, yüreğimizdeki taşı avuçlasak belki;

Türkan Sultan gibi, sinemize bassak o kara taşı.

Türkan’ın kucağında tuttuğu o kara taş, yası.

O yası taşısak kucağımızda biraz.

 

Plie.

Avuç içleri yukarıda

 

Sahi, 2019’da nelerde birinci olduk biz?

 

Arka

Yan

Ön

 

Kadına yönelik şiddette Avrupa birinciliğimiz yoktu bizim. 2019’da olmuş, doğru mu?

 

Bas

Avuç içleri yukarıda.

Yapalım mı birlikte?

 

474 kadın öldürülmemişti zaten 365 günü olan bir yılda.

 

Kayma hareketiniz bir şase.

Buyrun.

Önce yavaş sonra hızlanalım.

 

Yeni yıl dileğimiz, ‘Daha az kadının öldürüldüğü bir yıl olsun’ olmamıştı hiç.

81 ilimizin 81 ‘inde de bir kadın öldürülmemişti şimdiye kadar.

 

Biraz hızlanıyoruz.

Son iki kere.

Bir kere daha.

 

‘Elalemin kocası neler yapıyor’ kadınlara ait bir cümleydi. Komşunun kocasının koltukları değiştirmesini, bir kaç öteberi almasını anlatırken kullanırdı kadın. ‘Kadın dırdırı’ydı.

Şimdi ise ‘yaşam hakkını bahşediyorum sana’, ‘diğer kocaların ne yaptığını görmüyor musun?’ diye erkekler kullanıyor ‘elalemin kocaları ne yapıyor?’ cümlesini. Kadının, onu öldürmeyen adamın lütfuna minnet etmesini bekleyerek.

 

Plie

Şase

Önde

 

Kadının ‘canına kıymak’ hiç bu kadar kolay olmamıştı.

 

Kayma hareketinin adı şase.

 

Bir kadının öldürülme süresi anahtarı çevirişi ve yukarı çıkana kadarki sayılı dakikaların içine sıkışmamıştı. Bu kez maharet, el çabukluğunda değil, vicdan yokluğundaydı. Sokaklar hiç bu kadar karanlık olmamıştı.

Sağ ayak şase yaparken sol ayak,

Ceren’in sofraya tabağı konulmuştu oysa ki. Eve güvenle gelmişti. Zile basmış, ablası zile koşmuş, Ceren’i yukarıdan görmüştü.

‘Ceren de geldi’

‘Hadi sofraya geçelim’ demişti. Belki Ceren’in çorbasını koymuştu ilk.

Önce yavaş sonra hızlanacak.

Ama olmadı. Ceren, yukarı çıkamadı. Ablasının koyduğu çorba tasta, hayata dair umutlar kursakta kaldı. Yaşanmayan ve artık yaşanamayacak bir hayat kaldı Ceren’den geriye. O güzel bale kostümü, askıda kaldı belki de. İki kat yukarı çıkamadı. Söylenmemiş şarkılar, dans edemediği müzikaller kaldı geriye. Sahi, en çok hangi müzikalde başdansçı olmayı hayal etmişti?

Sıçrayalım mı, ister misiniz?

Fındıkkıran mı, Kuğu Gölü Balesi mi?

Sahi, kaç kadın yemeğin tuzu eksik diye…

Kaç kadın ‘o istenmeyen komşu ‘ eve geldi diye….

Kaç kadın ‘eve gelicek misin’ diye sordu diye…..

Kaç hayat….

Boş kalan kaç çerçeve….

Annesiz kalan kaç yavru…

Elimize alamazsak bu taşı, kucağımızda tutamazsak o yası, taşıyamazsak, daha kolay olmaz mı bizi batırması?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir