Benim Libidom Seninkini Döver

Son ayların çok ünlü ve popüler dizi oyuncusu Can Yaman Hürriyet gazetesine verdiği röportajda şöyle demiş: ‘Başrol çiftinin libidosunun yüksek olması lazım. Ben hep şunu söylüyorum, oyuncular ikiye ayrılıyor; libidosu olanlar, libidosu olmayanlar. Cast da buna göre yapılmalı.’ Üstüne bir de daha önce oynadığı dizilerden birindeki rol arkadaşıyla bu yüzden problem yaşadığını da eklemiş. O oyuncunun libidosu yokmuş yani.

Bu konuşmaların 2020 senesine bir ay kala yapıldığına inanamıyor insan bir an, değil mi? Az zorlasak ‘yönetmenin yatağından geçen oyuncu’ denen o elli yıl öncesinin korkunç klişelerine gelecek konu. Hollywood’da #timesup ve #metoo hareketleri çıkalı ve kadın oyuncular setlerde başlarından geçenleri cesurca anlatmaya başlayalı bir sene, biz oturup cümbür cemaat bir kadın oyuncunun libidosunu konuşmaya başlayalı birkaç saat oldu sadece. İnsan bazen, her ne kadar her zaman en kötüsünü beklemeyi öğrendiğini sansa da, hayret etmeden duramıyor.

Bu konuşmanın vahametine gelmeden önce aynı cümlenin bir erkek oyuncu için kurulduğunu düşünmeye davet etmek isterim sizi iki dakika. Düşünün, çok ünlü ve güzel bir kadın oyuncu, Ayşe olsun ismi, çıkıp diyor ki mesela ‘Ahmet’le enerjimiz tuttu çünkü ikimizin de libidosu vardı. Mehmet’le çektiğimiz dizide reyting alamadık çünkü Mehmet’in libidosu yoktu.’ Evet, buyurun düşünelim. Bu cümleyi duyan Mehmet yarım saat içinde birlikte olduğu kadınların tam listesini yayınlamaktan ‘Ayşe benle yatmayı çok istedi de ben yüz vermedim’ demeye kadar kaç tane cevap verirdi? Bu arada toplumda Ayşe ahlaksızlıkla suçlanır, Twitter’da linç edilir, Ayşe’nin sevgilisine en hafifi ‘boynuzlu’ denebilecek küfürlü sıfatlar takılır, Ayşe o an oynadığı bir dizi varsa oradaki ekip tarafından kınanır, ilerleyen yıllarda belki yiter gider, en iyi ihtimalle magazin programlarında 10 yıl sonra bile ‘Magazin tarihinin unutulmaz gafları’ videolarında yerini alırdı. Çünkü neden? Çünkü bir erkek ve libidosu arasına girdi, artık tarih onu affetmez.

Aklımızdan geçen çok harika olduğuna inandığımız fikirlere şöyle bir test yapalım isterim: Sessizce duralım ve ‘Ben bunu bir erkeğe de söyleyebilir miyim?’ diye düşünelim içimizden. Eğer sırf erkek olduğu için karşımızdakine o lafları etmeyi ‘gözümüz kesmiyorsa’ inanın o lafları bir kadına da söylememelisiniz. Asla ve kata.

Bir diğer mesele de hangi meslekten olursanız olun bir iş arkadaşınız için ‘Libidosu olmadığından bizim iş battı’ diyemeyeceğinizdir. Gerçi bunu uzun uzun anlatmaya gerek var mı ona da emin değilim. 2020’ye bir ay kaldı demiştim değil mi?

Cinsiyetçilikten uzak nefes alabildiğiniz ve libidonuzun bir kamu meselesi olmadığı günler dilerim zira en doğal hakkınız, hakkımız.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir