Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Modern Peri Masallarına İhtiyacımız Var mı?

Modern Peri Masallarına İhtiyacımız Var mı?

Son birkaç yıldır Türk dizilerindeki kadın ve erkek rollerinde tekrar eden şöyle bir model var: Asistan rolündeki genç kadın kendi hayat mücadelesini verirken, şirket sahibi veya güç sahibi patronuna aşık olur ve birden hayatı bir peri masalına dönüşür…

Bu dizilerin hemen hepsinde şöyle bir sahneye rastlamak mümkün: Bir iş yemeği veya toplantı vardır ve başroldeki kadın, kıyafeti ve güzelliğiyle gecenin en güzel kadını olup, erkek başrolü etkilemeyi başarır. Bu bir yerden çok tanıdık gelmiyor mu? Sindirella masalından mesela… Üvey annesi ve kardeşleri tarafından kötü muameleye maruz kalan Sindirella güzel kıyafetlerini giyip bir baloya gittiğinde prens kendisine aşık olur ve kölelik hayatından prenseslik hayatına paraşütle bir atlama yapmış olur. Peki, prens o kadar kızın içinden neden Sindirellaya aşık olur? Bir kere dans etmekle Sindirellanın iyi kalpli olduğunu anladığı için değil herhalde. Çünkü Sindirella balonun en güzel kızıdır. Sindirella’nın üvey kardeşleri yalnızca kötü kalpli değillerdir, aynı zamanda ‘çirkin’dirler de. Ayakları büyük olduğu için cam ayakkabı ayaklarına girmez mesela.

Bir diğer örnek ise kötü kalpli bir perinin kehaneti yüzünden yüz yıllık uykuya mahkum olan Uyuyan Güzel. Prenses ve saray halkı ancak yakışıklı bir prensin gelip prensesi öpmesiyle uykudan uyanırlar. Uyuyan Güzel’in bunun için hiçbir şey yapması gerekmez, güzeldir ve prensestir.

Şu anki popüler dizilerde sunulan ideal ilişki modeli bu peri masallarındakilerden pek farklı değil aslında. Bu dizilerdeki erkek başrol sadece yakışıklı değildir, aynı zamanda iyi kalplidir ve çok güçlüdür (hem fiziksel, hem finansal anlamda), kadını hayatın her alanındaki zorluklarlara karşı korur. Kadının bunun için pek bir şey yapması gerekmez. Güzel ve şanslı olması yeterlidir. Peki bu popüler ilişki modelinin kime ne zararı var?

Hayatımızdaki zorluklarla mücadele etmek için hareket geçmek yerine, dışarıdan gelecek sihirli değnek, ya da beyaz atlı prens beklemek kadınların kendilerine yapabilecekleri en büyük kötülüklerden biri. Nedenine gelince, en kısa cevap olarak: Kadının eylemliliğini yok sayması, kadını hayatın zorluklarıyla mücadele eden bir özne olmak yerine pasif bir nesneye indirgemesi. Burada özne olmaktan kastım, popüler kişisel gelişim söylemindeki “hayatta her istediğinizi başarabilirsiniz, yeter ki isteyin”deki her şeye muktedir olan özne değil. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı işlerimiz yolunda gitmeyebilir, istediğiniz her şeyi başaramayabilirsiniz ama özne olmak demek, her şeye rağmen mücadele etmek demek. Aynı zamanda eylemlilik ve çabanın hayat mücadelesinde bir anlamı olduğunun farkında olmak.

Hayatımızın kontrolü ne kadar bizim elimizde, eylemliliğimiz nereye kadar etkili soruları başka bir felsefi tartışmanın konusu olabilir. En nihayetinde, herkesin hayatında farklı mücadele alanları olsa da, bu herkesin o veya bu şekilde bir mücadele alanı olduğu gerçeğini değiştirmez. Eğer hayat bir mücadeleyse, ve siz bu mücadeleyi bütünüyle başka birinin omuzlarına yıkmaya çalışıyorsanız, o zaman kendi hayatınızı yaşıyor olur musunuz? Burada karıştırılmaması gereken iki nokta birinden destek almakla, sizin hiçbir şey yapmadan başka birinin sizin yerinize bütün sorunlarınızı çözmesini beklemek. Her ne kadar burada haksızlığa uğrayanlar sadece kadınlar gibi gözükse de filmler vasıtasıyla devam ettirilen bu ideal erkek imajı, erkekler için de bir o kadar zararlı. Nasıl ki kızların süper model güzelliğinde olmaları absürt bir beklentiyse, erkeklerin her şeyi çözme gücünde olmalarını beklemek de bir o kadar yersiz.

Bu dizilerdeki zararlı bir diğer tipleme ise şirket ortağı, ya da yönetici pozisyonundaki kadınların sürekli hırslı, kötü kalpli kadın rollerde olmaları. İyi kalpli güzel asistan ‘kızcağız’ – kötü kalpli hırslı yönetici ‘kadın’ ikilemi klişe olmanın ötesinde, kadınların sadece asistan rollerinde “makbul” olup, yönetici rollerindeki kadınları tehlikeli olarak lanse etmekte. Peki kadınların öznelliğini yok sayan, erkeklere çok fazla beklenti yükleyen, güçlü kadınları şeytanlaştıran bu modern peri masallarına ihtiyacımız var mı?

Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...

Şiddetin adı vahşet; peki kadının adı?

Bir kadın, çöp konteynerinde parçalanmış halde bulundu. “Ailesi kızına sahip çıksaymış” dediler. Bir kadın; bindiği minibüste tecavüze direndi, öldürüldü ve yakıldı. “Tek başına ne işi...

Diğerkâmlık

Bu kelimeyi sevgili Ayşe Bilge Selçuk’un ‘’İnsan her koşulda’’ kitabında ilk kez gördüm ve kalbime sarıp sarmaladım. Çünkü ben bugüne kadar kendimi hep empati...

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...