Lohusa Depresyonunun Farkındayız!

4 sene önce Uykusuz Anneler Kulübü’nün başlattığı, bu sene de 13-19 Mayıs tarihleri arasında BepantholBaby desteğiyle kutlanan Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası, binlerce lohusa anneye ‘yalnız değilsin’ mesajı verdi.

Doğum yapmak, sadece bir bebek sahibi olmaktan çok daha fazlası. 9 ay süren heyecanlı hamilelik sürecinin ardından yoğun bir doğum deneyimi yaşayan anne ve babalar, yeni ve bebekli bir hayata adım atıyorlar. Bu süreçte gündelik rutinleri tamamen değiştiği için de çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalabiliyorlar. Üstelik doğumdan sonra toparlanma sürecinde ‘lohusa’ olarak adlandırılan kadın, hormonlarının aktif bir şekilde rol aldığı bir dengelenme aşamasından da geçiyor. Emzirme, bebek bakımı, lohusa annenin ihtiyaçları, eş ilişkisi derken; yeni bebekli evlerde bazı sorunlarla karşılaşmak kaçınılmaz olabiliyor.

Yeni bir canın aileye katılması çoğunlukla yalnızca iyi ve sevimli yanlarıyla ele alınıyorken, toplumda lohusalık döneminde yaşanan zorluklar ve sıkıntılardan pek bahsedilmiyor. Dünyada doğum yapan 5 kadından birinin karşı karşıya kaldığı lohusa depresyonu da, üzerinde neredeyse hiç konuşulmayan psikolojik rahatsızlıklardan biri.

Lohusa kadınların %76’sı kendini yalnız hissediyor

4 yıl önce #lohusayımfarkındayım etiketini kullanarak lohusa depresyonuna dikkat çekmek amacıyla bir kampanya başlatan ve lohusa depresyonu ile ilgili farkındalık yaratmak için harekete geçen Uykusuz Anneler Kulübü, bu sene de Bepantholbaby’nin desteğiyle çeşitli online aktiviteler düzenledi. Bepantholbaby aynı zamanda, konuyla ilgili bir de araştırma yaptı.

400 ebeveyn üzerinde gerçekleştirilen anket çalışmasında çarpıcı sonuçlar elde edildi. Araştırmaya göre, Türkiye’deki annelerin yüzde 66’sı lohusa depresyonu, yüzde 72’si de lohusalık hüznü yaşıyor. Annelerin %96’sı, lohusa depresyonu hakkında bilgi sahibi, babaların da %81’i konuya hakim. Ancak ne yazık ki, annelerin sadece yüzde 3’ü, lohusalık sürecinde karşılaştığı psikolojik zorluklar için profesyonel destek alıyor.

Araştırma sonuçlarında en dikkat çeken istatistiklerden biri de, erkeklerin %93’ünün lohusalık döneminde eşlerine yardımcı olduğunu düşünmelerine rağmen, kadınların %76’sının bu süreçte kendini yalnız hissediyor olması.

‘Annelik kutsaldır, şikayet edilmez’ mi?

Yalnızlık, depresyona en çok davetiye çıkaran durumlardan biri. Doğumdan sonra kendini yalnız, yorgun, uykusuz ve hatta çoğunlukla yetersiz hisseden birçok kadın, şikayet ediyor olmamak adına sıkıntısını ifade edemeyebiliyor.

Lohusalık deneyimi olanlar bilirler, bebeğini sağlıkla kucağınıza almış olmanız büyük bir hediyedir ve annelikle ilgili güzel duygular gerçekten özeldir; ancak annelik her zaman güzel duygulardan ibaret değildir. Olumsuz duygularını ve yardıma ihtiyacı olduğunu ifade edememek, özellikle bu süreçte yeterince destek alamamak, birçok kadının sessiz sedasız depresyona girmesine ve kendisiyle birlikte ailesini de uzun yıllar etkileyebilecek bir karanlıkta kalmasına neden olabiliyor.

Uykusuz Anneler’in lohusa depresyonu araştırmasını değerlendiren Klinik Psikolog Aysun Ömeroğlu, lohusa depresyonunun sinsice yer etmesi ile ilgili şunları söylüyor: “Öncelikle yeni annenin yorgun ve bunalmış olması, bu durumun basitçe bebeğe bakım verirken beklenen bir şey olarak görülmesi, annenin yaşadığı duygusal sıkıntıları kendisinin ve çevresinin normalize etmesine neden olabilir. Yeni annelerin çoğu annelik işinin üstesinden gelemediği düşüncesi ile şikayette bulunmaktan kaçınma eğiliminde olur. Dahası, yoğun suçluluk duyguları nedeniyle duygu durumlarını ciddiye alıp yardım aramak yerine başarısızlık hislerine yenik düşerler. Bu konumdaki anneler, annelikle ilgili beklenilenin tersine gelişen olumsuz duyguları nedeniyle de genelde utanırlar ve kötü anne olarak etiketlenmekten endişe ederler. Bu dönemde her kadının kendine özgü semptomlar geliştirmesi ve belirtilerin zaman zaman artıp zaman zaman azalması lohusalık depresyonunu fark etme güçlüklerine neden olabilmektedir.”

Gülümseyen depresyon

“Doğum sonrası depresyon başka bir zamandaki depresyondan farklı olarak biraz örtük ve sıklıkla ‘gülümseyen’ tipte kendini gösterir” diyen Ömeroğlu, “Lohusalık depresyonu gülümsese de ciddi bir sağlık sorunudur. Annelerimizin gülümsüyor olsalar dahi risk altında olabileceğini unutmadan onların nasıl olduklarını, neye ihtiyaçlarının olduğunu sık sık sorgulamalıyız. Bir sorun olabileceğini kabul etmek bir annenin kendisi ve ailesi için yapabileceği en önemli adımlardan biridir” diyerek lohusalık depresyonunu fark etmenin öneminin altını çiziyor.

 

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir