Cesareti armağan edebilir misiniz?

Rutininde giden bir evlilik. Çocuklar artık kendilerine yetebiliyor. Evde insanları huzursuz edecek tartışmalar yok. Her şey sakince ilerlerken yaz tatilleri hayal ediliyor.

Anne ve baba çocuklarının geleceklerini planlıyorlar. Onlar için birçok şeyden vazgeçip, ileride vicdanlarına verecekleri cevapların hesabını tutuyorlar.

Ya arka bahçede neler oluyor dersiniz?

Evliliklerin gizli arka bahçeleri. Çocuklar huzursuz olmasın diye susan anne ve babalar. Kendilerinin erkek ve kadın olduklarını unutan bireyler. Özgünlüklerini çocuk yetiştirmek uğruna feda eden insanlar. Doğal olmayan ebeveynler. Ders vermek için -miş gibi yapan anne-babalar.

Çocukların hakikati görmeyeceğini sanıyorlar. Halbuki onlar iyiyi, kötüyü, huzuru, huzursuzluğu, sevgiyi ve sevgisizliği kodlarında getiriyorlar. Dünyaya gözlerini açtıklarında biliyorlar. Saklayamazsınız.

Minik bir bebekken bedenen zayıf olsak da o zayıflıkta bambaşka güçler gizli. Kendinizi kandırabilirsiniz ama çocuklarınızı asla!

Onlara cesur anne-babalar vermelisiniz! Hatalarıyla ve başarılarıyla yalın bir insan olmanın gücünü göstermelisiniz.

Ben bir boş boğaz… Ne çocuğum var ne de bir çocuk getirmek istiyorum dünyaya. Sizin hormonlarınızdan ve yaşamınızdan zerre haberim yok. Ama bir annem ve bir babam var.

Onların hep kusursuz olmasını bekledim, onlar da benim öyle olmamı istediler. Çok kızdım onlara, uzaklaştım. Bazen kendimi suçladım ama daha çok onları…

Şimdi bir evlat olarak siz anne ve babalara tavsiyelerim olabilir diye düşünüyorum.

Büyük değişimler yaşıyoruz. Kimi zaman bunu saklıyor ve bastırıyoruz. Hayatımızdaki rutinler bozulmasın, kimse mutsuz olmasın diye yutkunuyoruz. Yani ben yapmıyorum ama siz yapıyor olabilirsiniz!

Aileniz sizden ne çok şey sakladı bir bilseniz… Sağlamasını yapmak isterseniz kendi ilişkinize bakın. Çocuklarınızı korumak için ne kadar çok şey saklıyorsunuz. Gizli gizli ağlıyorsunuz, kızaran gözlerinizi görmesin diye minikler, saçma sapan bahaneler uyduruyorsunuz ama görüyorlar.

Gerçek ihtiyaçları, yaşama cesur bir şekilde devam edecek gücü onlara vermeniz. Gözyaşlarını utanmadan akıtabileceklerini bilmeliler. Deli gibi aşık olduklarında da, terk ettiklerinde de, terk edildiklerinde de öğrendiklerinden ve deneyimlerinden ders çıkarabilecek cesaretleri olmalı.

Korktukları için kaybetmemeliler, kaybedeceklerse denedim ama olmadı, cesaret ettim ama olmadı diyerek kaybetmeliler! 

Karakterlerini sevilmek için gizlememeliler. Sevilmek uğruna hoşlanmadıkları şeyleri yapmak zorunda değiller. Hayır demenin özgürlüğünü hediye edin onlara! Bunu siz öğretmezseniz başkaları zorla öğretecek.

Her çocuk ayrı karakterler getirir hücrelerinde. Savaşçı kızlar, terzi erkekler, avcı kadınlar, aşçı erkekler olur bu dünyada. Kadın-erkek herkese bir iş düşer ve kimseyi memelerinin büyüklüğü ayıramaz birbirinden. Hiçbir ayıp hapsedemez özgür kafaları.

Nasıl tutkuyla sevilir, yıkıldığında nasıl ayağa kalkılır, nasıl kavga edilir,  nerede pes edilir ve yeniden nasıl başlanır…

Bunları öğrenmek yıllarımı aldı. Annemin hüznünü yıllarca kalbimde taşıdım. Ruhum, ilk bulduğu fırsatta o hüznün çukuruna yuvarlanıverdi.

Annem gibi çok mutsuz kadın gördüm. Hayatları erkek hegemonyasında sönüp gitmiş kadınlar…

Ya da annesinden mutsuzluğu ve melankoliyi miras edinmiş kadınlar… Genetik bir miras mı acaba bu coğrafyada kadınların hayatına yazılan, keder. Yoksa mutsuzluğu öğrenmek mutluluğu öğrenmekten daha mı kolay? Mutlulukta öğrenilebilir. Sence de öyle değil mi?

Mutluluk uzak diyarlardan çıkıp gelmesi beklenen Anka kuşu mudur? Neşe de miras olarak kalabilir annelerinin güzel kızlarına.

Babaannemden kalan eski saat gibi, seçebilirim neyin benimle kalacağını. Mutluluğu ve cesareti miras olarak bırakabilir misiniz? Her şeye rağmen dingin ve mutlu çocuklar yetiştirebilir misiniz? Ben becerebilir miyim bilmiyorum, mutlu bir çocuk yetiştirmeyi. Belki bir gün anne olursam ona neşeli bir anne bırakabilirim.

33 yaşında hayır demesini öğrenmiş, herkese, her şeye ve en önemlisi kendine rağmen cesur bir yaşam sürebilmeyi acıyla öğrenmiş bir insan evladıyım.

Cesaretin buz gibi, yeşil sularına daldığımdan bu yana gözlerim göğün mavisini, içimin kırmızısını keşfetti…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir