Mavi kafa

…Ah nerede vah nerede

Nerde unuttuk hayatı acaba

Ah nerede vah nerede

Bir bulabilsek ah nerede…

Şarkılar boşuna yazılmaz ey ahali! Hayatı anlatır her biri. Sizin “screenshot” larını alıp Instagram story’lerinizin arka fonlarına meze yaptığınız o şarkılar sizin fark ettiğiniz an ekranınızı kilitlediğiniz gerçekleri taşırlar.

Size diyorum size! Hani o direksiyon başında araba sürerken arka fondan müziği son ses açıp bir eliyle telefon tutup güya araba sürenler var ya. Evet, siz! Pardon ama siz kendinizi şöför mü zannediyorsunuz o halinizle? Instagrama story atacağım diye direksiyon başında pozlardan poz beğenenlerin hiçbiri şöför olamaz! Yok öyle bir dünya.

Araba sürüyorsun arkadaşım araba! Bakman gereken yer telefonun ekranı değil, ön camın gördüğü yol! Bir de bunların bir çoğu ehliyetini yeni almış gencecik insanlar. Hayır, hiç mi düşünmüyorsunuz can güvenliğinizi? Hiç mi kıymeti yok o bedende taşıdığınız canın?

Tabi bunlar sosyalken “Offline” olanlar. Bunların bir üst modelleri de var. Son güncelleme!

Yahu ben kendini oyuna kaptırıp gerçek hayattaki saatle oyundaki saati karıştıranı biliyorum. O derece soyutlanıyorlar hayattan. Kendi dış görünüşü, sağlığından çok oyundaki karakterinin kılığını kıyafetini önemseyeler var. Varın siz düşünün durumun vehametini.

Hedeflediği seviyeyi geçene kadar oyun başından kalkmayanı mı ararsınız, oyun oynamak davasına dışarı çıkıp gezmeyeni mi, yoksa yan komşusu olan arkadaşıyla yüz yüze görüşmek yerine oyun üzerinden “chat” yapanı mı. Binbir çeşidi var hepsinin. Seç, beğenme, delir!

O ayılıp bayıldığınız sosyal medyanın, dijital dünyanın iyi yönleri olduğu kadar katlamasıyla kötü yönleri de var. Dijital dünyanda online olacaksın diye gerçek dünyanda niye offline oluyorsun?

Oynadığın oyunda seviye atlayacağım, sosyal medya fenomeni olacağım derken hayatın güzelliklerini kaçırıyorsun. Oturup yanındaki insanla iki muhabbet etmek varken dönüp telefon ekranına esir olmayı tercih ediyorsun.

O oyunlarda tanıştığın insanların gerçekte nasıl biri olduğunu bilmeden fütursuzca döküyorsun hayatını. Karşındaki kişi yan kesici mi at hırsızı mı belli değil, sana kendini bambaşka bir kişilikle bile tanıtmış olabilir. Ama sen bunu düşünmeden balıklama atlıyorsun atılan oltaya.

Ne haberler gördük, yazılar okuduk gençlerin hayatını mahveden oyunlar hakkında. Gencecik canların bir oyun uğruna kendi canına kıyması akıl alır birşey değil. Dipsiz bir uçuruma sürüklenmekten bir farkı yok bunun. Yol tehlikeli, son ise belirsiz.

Dijital dünyada karşılığı? Mavi ekran!

Aradığınız kullanıcıya artık ulaşılamıyor. An itibariyle kapsama alanımız dışına çıkmıştır.

Efendim Anyadan girip Konya’dan çıktığım yazımın burada sonuna gelmiş bulunuyorum. Okumuş olduğunuz yazıda kendinden bir şeyler bulanlara acil akıl fikir, benimle aynı düşüncede olanlara da tez zamanda çevresine katlanabilme sabrı diliyorum.

 

Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.
Önceki İçerikRollerin kardeşliği
Sonraki İçerikSosyal zeka

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...

Şiddetin adı vahşet; peki kadının adı?

Bir kadın, çöp konteynerinde parçalanmış halde bulundu. “Ailesi kızına sahip çıksaymış” dediler. Bir kadın; bindiği minibüste tecavüze direndi, öldürüldü ve yakıldı. “Tek başına ne işi...

Diğerkâmlık

Bu kelimeyi sevgili Ayşe Bilge Selçuk’un ‘’İnsan her koşulda’’ kitabında ilk kez gördüm ve kalbime sarıp sarmaladım. Çünkü ben bugüne kadar kendimi hep empati...

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...