Gezerken Öğrenen

Ayın İçerik Kraliçesi’nin ikinci konuğu, Küçük Oteller Kitabı ve şimdi de Türkiye’nin En Güzel Kahvaltıları kitaplarıyla tanıdığımız Gezerken Öğrenen.

Tülin, sen kimsin?
“Bilmemneredeki erguvan ağacı fevkalade açmış” dedikleri an yola çıkacak kadar meraklı. Obez olmaktan korkmasa dünyadaki tüm patatesleri kızartıp yiyecek kadar manyak. Gezip gördüğü hemen her yerde “Evet, aradığım yer kesin burası” diyecek kadar ayran gönüllü.

Küçük Oteller Kitabı ve Türkiye’nin En Güzel Kahvaltıları kitabının yazarı. (Yazarlarından biri)

Bir popçu kadar takipçisi olmasa da Instagramda yarı-ünlü biriyim!

Neden geziyorsun? Ne öğreniyorsun?
Durmak bana hep sıkıcı gelmiştir. Sürekli aynı şehirde güne başlama hissi mideme kramplar girmesi için yeter de artar bir sebep. Başka hayatların, çevremdekilerden farklı insanların, hikayelerin peşindeyim ben. Yazmak için ille de gezmek, ille de gözlem yapmak gerektiğine inanıyorum.

Tabii bir de iş için sürekli gezer halde olmam gerekiyor. Ortağım, gazeteci Mutlu Tönbekici ile her sene çıkardığımız “Küçük Oteller Kitabı”mız var. Mayıs ayında kitap çıkıyor. Hemen kendimizi yollara vuruyoruz. Yeni küçük oteller, pansiyonlar bulmak ve bir sonraki kitaba hazırlık yapmak için.

Gezmeye başlamadan önce ne yapıyordun?
Yine geziyordum ama kurumsal hayatın elverdiği ölçüde. Yani bayram tatilleri ve yıllık izinlerde. Ve benim kadar mazeret izni alan biri olmamıştır herhalde.

Gezmediğin zamanlarda ne yapıyorsun?
Gezmediğim zamanlarda sabit olduğum şehirde, İstanbul’da geziyorum. Tüm günü evde geçirmeyi hiç sevmedim. Sanki durursam her şeyden mahrum kalacakmışım gibi hissediyorum.

Arkadaşlarımla akşam yemeklerinde buluşmayı ve vakit geçirmeyi seviyorum. Okuyorum. Hem de sabahlara kadar…

Geceleri 03:00’ten önce uyuduğum pek görülmemiştir!

Hep mi Küçük Oteller? Hiç mi büyük otelde kalmıyorsun?
Hep ama hep küçük oteller, pansiyonlar, bağ evleri, bungalowlar… Ruhum buralara ait.

Büyük otellerde de kaldım elbet ama pek bana göre değil. Genel olarak hayatımda da küçük kafeleri, zincir olmayan restoranları, mahalle ruhunu koruyabilen semtleri ve bu semtlerdeki mekanları severim.

Rahat bir iş mi gezip öğrenmek? Zorlukları yok mu?
Çok zevkli bir iş ama kolay değil. Seyahat disiplin gerektiriyor. Gece kaçta yatarsan yat sabah erkenden yola koyulmak, günü kaçırmamak lazım. Mutlu’yla birlikte her sene Küçük Oteller Kitabı için kitapta yer verdiğimiz otellerin hepsini gezmeye çalışıyoruz. Bir günde beş otel gezip, fotoğraflayıp, röportaj yaptığımız oluyor. Eee tabii sadece otel gezmekle bitmiyor. Çevreyi gezmek, fotoğraflamak da lazım. Tabii. Sonra bu notları toparlayıp, uzun ama çok uzun bir yazma sürecine giriyoruz. (Bu sene bir de yine Mutlu ile çıkardığımız “Türkiye’nin En Güzel Kahvaltıları” kitabı var. Şimdi onun için de ayrı bir gezme mesaisi harcayacağız çünkü seneye devamı gelecek)

Zorlukları: Dur durak bilmeden yazmak zorunda olmak. Instagram ve kitap için farklı farklı içerikler. Kopyala yapıştır yazılar değil, özgün içerik üretmek gerekiyor. (Bu süreçte zaman zaman beynimin yandığı doğru…)

Tüm gün gezip, deli gibi not tutuyorum. Deniz kenarında çekim yapıp, günlerce denize girmeye vakit bulamıyorum. Derdin bu olsun diyenleri 23 Nisan’da makamıma alayım!

“Kadın gezgin” olmanın zorlukları var mı?
Aslında yok. Gittiğin yerde yabancı gibi davranmazsan, köy kahvesinde oturup karemelmakiyattto istemezsen herkes çok şeker. (Tam da böyle birine denk gelmiştim birkaç sene önce. Kahvedeki adamların şaşkın bakışları zaman zaman aklıma gelir ve hala gülerim)

Ufacık bir hikaye: Bizim Küçük Oteller Kitabı yeni çıkmıştı. Cunda’ya gittik. Taş Kahve’de foto çekerken göbeği kendinden büyük, dünyalar tatlısı bir amca gördüm. “Pardon, kitabımı göbeğinize koyup, bana poz vermek ister misiniz?” dedim. Amca önce bir şaşırdı ama sonra dakikalarca güldü.

Verdi mi?
Verdi. Fotoğrafı çektik. Sonra kahve içtik, sohbet ettik. Rahat hissetmek, rahat davranmak önemli.

Sosyal medya seni nasıl besliyor? Hiç yoruyor mu?
İşimle ilgili olan kişileri takip ediyorum ve zilyon şey öğreniyorum. Gittiğim ama gözden kaçırdığım yerler, gitmediğim ve ben nasıl burayı atladım dediğim mekanlar ve daha birçok şey. Bir de ben sosyal medya dilini seviyorum. Daha rahat, kasmadan, eğlenceli…

Ve evet. Bittabi yoruyor. Her an yeni bir şey oluyor ve ben bu olanları kaçırıyorsam telaşa kapılıyorum. Bu döngü, geri kalmışlık hissi yoruyor.

Bir de takip edenlerden bazıları “Oh işe bak, hatun otel otel, mekan mekan geziyor, üstüne de para alıyor” diyebiliyor. Ama aslında tam da öyle değil. Özellikle yaz aylarında hava 40 derece iken bir günde 5 otel gezip röportaj yapmak, fotoğraf çekmek durumunda kalıyorum. O ekrana ekmek banmak istediğiniz kahvaltı fotolarını çekmek için dakikalarca uğraşıyorum. Uzun gezilerde sabah nerede kalktığımı unuttuğum oluyor. Ayvalık’ta iken Fethiye diye uyanıp, kahvaltıya inip, otelciyi tanıyınca ufak çaplı “Ben ne zaman Ayvalık’a geldim?” diye şok yaşamadığım bir an var mesela.

Her gün otel değiştirince böyle unutkanlıklar olabiliyor!

Bunca yıllık tecrübenle bize söyler misin: Sence çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?
Kesinlikle çok gezen.

Mesela Selimiye’de manzarasına vurulduğum bir otel var. Orada kaldığım her sabah gün doğumu saatlerinde kalkar, gözümü kırpmadan dakikalarca izlerim güneşi, denizi, begonvili. Hangi satırlar o an yaşadığım mutluluğu hissettirebilir. Kim yaşadığım coşkuyu o yoğunlukta anlatabilir.

Okumak elbette çok önemli ama gezmek, görmek bambaşka bir serüven.

Gezmek isteyen kadınlara önerilerin neler?
Korkmasınlar.

Bana en çok gelen sorular: Şuraya gitsem kadın başıma rahat edebilir miyim? Orada kadın başımıza gittiğimiz zaman otel bulabilir miyiz? Sıkıntı olur mu?

Seyahat etmenin kadın başınası, hanım kadınası, erkek erkeğe olanı yok. Olmamalı.

Aslında tam da istenen bu algı. Korku Cumhuriyeti yaratmak.

Yıllardır yollardayım. Kimi zaman yalnız. Çoğu zaman ortağım Mutlu ile, bazen erkek arkadaşım ile… Başıma hiç ama hiç kötü bir şey gelmedi. Siz biricik kadınlardan ricam; çantanızı alıp yollara düşmeniz. Yeni hayatlar, yeni yerler keşfetmeniz ve yolda olma halinin kalabilmenin tüm güzelliklerini yaşamanız.

Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...

Vicdansız Labirent Olur mu?

45 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmını kendimi patates çuvalı gibi hissederek yaşadım. Son yıllarda her gün anlamsız bir sabaha uyandım. Sadece anılarımı düşünüyordum. Hiç hayalim...