Sosyal Medyanın İnce Çizgisi

Sosyal medyanın hayatımıza girmesinin, şüphesiz ki getirdiği iletişim hızı ile beraber birçok markaya pozitif katkıları oldu. Hatta markalaşma yolunda bile bir fırsat yarattı. Tüketici ile kurulan hızlı ve etkili temas sorun çözme konusunda fırsatlar yarattı. Farklı reklam uygulamaları sayesinde doğrudan hedef kitleye nokta atışla ulaşmak da ayrı bir fırsat oldu. Sadece marka bazında değil, bireysel kullanıcılar için de sosyal medyanın aynı şekilde etkileri oldu.

Peki televizyon, gazete, radyo gibi tek yönlü iletişim temelli bir reklam faaliyetine alışık olan markalar birden bire sosyal medya ile beraber karşılıklı iletişim olanağı veren bir kanala ne kadar adapte olabildiler? Ya da bu cezbedeci platformların bu kadar pozitif etkisi yanında negatif etkileri de olmadı mı?

Kullanıcıların doğrudan markayı etiketleyerek olumlu-olumsuz görüş belirtebilmeleri ya da markaların reklam faaliyetlerindeki ufak bir rahatsız edici kitle tarafından önemsenip negatif bir duruma dönüştürülüyor olması markaları zorluyor. Sadece bu kanallarla ilgilenen ve işi iyi bilen iletişim yöneticileri olmayan markalar çok zor durumlarla karşılaşabiliyor. İletişim konusu eski usul pazarlamada yüz yüze satış yaparken her zaman önemlidir zaten ama şimdi kimliklerden arınmış kullanıcı isimlerinden gelen yorumların ya da sıcağı sıcağına alınan negatif dönüşlerin çok iyi yönetilmesi gerektiği bir gerçek.

Avantajları içinde barındıran sosyal medya aynı derecede dezavantajları da beraberinde getiriyor. Kullanıcılar karşılarında resmi bir dil ile yönetilen hesaplar bulmak istemiyor. Otomatik olarak atılan ‘bize iletişim numaranızı verin sorununuzu çözelim’ yaklaşımı şimdiden sosyal medyanın bile gerisinde kaldı. Yani dijital dünya her gün değişiyor, gelişiyor, farklılaşıyor. Buna uyum sağlamak ve güncel kalmak markaları zorluyor. Bunun yanında hepimizin kafasında gri binalar içinde sıkıcı prosedürlerle uğraşan insan toplulukları gibi gözüken belediyeler, kamu kuruluşları iyi bir sosyal medya yönetimi ile öne çıkabiliyor. Devlet kuruluşları bile gözümüzde gençleşiyor. Dinamik olan bu platform aynı şekilde dinamik bir iletişim istiyor.

Her şey bir yana artık markaların, markalaşma yolundaki şirketlerin hata yapma şansları eskisine göre neredeyse sıfıra yakın olmak zorunda. En hızlı şekilde kendilerine büyük bir boykot olarak dönebiliyor. Aynı şekilde tek tip bir pazarlama stratejisi belirleyen (etki alanı yüksek olan kişilerle iş ortaklığı gibi) firmalar artık sıkıcı olarak görülüyor ve farklılaşmayı başaramayan marka mesajları aracı olan kişi adına da negatif etki yaratıyor.

Özellikle influencer (Etki Lideri) kavramının tamamen yanlış anlaşıldığı seçimler ve ortaklıklar takipçiler tarafından tam anlaşılamıyor.  Influencer, insanların davranışlarını etkileyen ya da değiştiren kişidir. Fakat bu çalışmalarda yapılan en büyük hata seçilen önder ile markanın uyumu oluyor. Rutin paylaşımlarında o markaya dair hiçbir ipucu barındırmayan bir kişi ile yapılan iş ortaklığı klasik bir reklam çalışmasından öteye geçemiyor.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da yolun çok başında olduğumuza inanıyorum. Teorinin ve pratiğin uyumu belli ki zaman alacak, alıyor. Markaların, ismini marka yapmak isteyen influencer kullanıcıların unutmaması gereken gerçek ise, dün olduğu gibi bugün de aynı: samimiyet ve açıklık her zaman kazanır. Bu konuda da yanlış işbirliği, doğruyu götürür…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir