La Casa de HR

Hem sağlıkçı hem İK’cı (İnsan Kaynakları Uzmanı) olmamdan dolayı konuşulmayanı, konuşulamayanı konuşup dinlediğim, dillendirilmesi için etik sınırlarda ve hukuksal çerçevede mücadele verdiğim günlerim oldu. Mahremi ve en özeli konuşabilmek çok değerli benim için… Kimselere diyemediğini anlatmak, çaresiz kalıp ne yapacağını bilememek! Hafızamda özellikle kadın çalışanlarla ilgili öyle çok hikayeler var ki, bu duygusal bankayı özgeçmiş gibi 2 yıl saklayıp sonra ortadan kaldıramıyorsunuz. Dalgalanıyor da dalgalanıyor içinizde… İşyerinden ayrılsa bile, “acaba ne yaptı?” diye bir soru düşüveriyor aklınıza!

İşyerinde kadına yönelik taciz, mobbing (psikolojik yıldırma) ve eşit olmayan ücret politikası (taciz konusu ve mobbing bildiklerimiz tabi ki bilinmeyen su yüzüne çıkarılmayanlar da var) üzücü bir gerçek ancak halen devam ediyor! Hatta bugünlerin en popüler dizisi La casa de Papel dizisinde, işinde başarılı olan Polis Müfettiş Raquel’in, başarılı ve aynı zamanda meslektaşı olan eşinden gördüğü şiddet dizinin en önemli mesajlarından biri bana göre! Boşanma trajedisi yaşayan Müfettiş Raquel hem çalışmak hem de  küçük kızıyla ve Alzheimer başlangıcı annesiyle ilgilenmek zorundadır. Şiddetin her türü; pasif, psikolojik ya da fiziksel olanı, eğitim durumu ve mesleğe bakmıyor! Kabul edilemez bir gerçek! Ancak Raquel’in yaşadıklarına rağmen işine var gücüyle devam etmesi, güçlü ve insani duruşu ilham verici.

Etrafımızda Raquel gibi birçok kadın yok mu?

Eskisine göre ülkemizde de, biz kadınlar daha güçlüyüz! Özellikle sosyal medya, bu konuda bilinçlenme, sivil toplum örgütleri ve kadına dair çalışmaları takip etmek için en kolay ve ulaşılabilir iletişim aracı. Önceden televizyonda haber olmadığı sürece ülkenin bir diğer ucundaki kadının sesini duymak daha zorken şimdi ise dijital dünyada “paylaş” düğmesine basmak ve “like” etmek yetiyor. Sosyal medyayı bu yönde kullanırsak her birimiz belki de bir diğerimize omuz verip dijitalde daha da ve hızla güçleneceğiz. Dönüşüyoruz, değişiyoruz ancak bu konuları daha çok konuşmalı, daha çok gündemde tutmalıyız!

İşyerinde ise önce buna maruz kalanın kendisini ifade etmesi, kanuni haklarını bilmesi büyük önem arz ediyor ve sonrasında ise yönetimin duyarsız kalmaması, etkin yönetmesi sorunun iyi aşılması için en kritik nokta bana göre… Benim gördüğüm, çoğu olmasa da, hatırı sayılır bir kısmında maruz kalan bunu içinde tutuyor, sessiz kalıyor, içinde büyüdükçe büyüyor. Ve sonunda psikolojik dayanıklılığı oldukça zayıfladığı için mücadele edecek gücü kalmıyor! “Esra Hanım burada bir gün bile çalışmak istemiyorum!” cümlesi ile karşılaşıyoruz, ne yapsak geri dönüşü olmuyor ve işten ayrılma ile sonuçlanıyor. Bu süreçte hem manevi hem maddi kayıp yaşıyor. Biz de çalışanımızı kaybediyoruz! Konu zamanında gündeme gelmeli ki kazanım sağlansın, her iki taraf için de üzücü sonuçlar doğmasın.

Karşılıklı bedeller ödememek için biz İK profesyonelleri olarak, yönetim ekibini de içine alarak hareket etmeli, şeffaf iletişimin olduğu bir çalışma iklimi oluşturmalıyız. Çalışanın kendini ifade etmesi için alan yaratmalıyız. Örneğin; 2 gün devamsızlık yapan her çalışanı işten çıkarmadan önce iki kere düşünmeliyiz. Evet, iş aksamış olabilir, haber vermemiş olması doğru değil ancak önce yaşadığı sorunu anlamak için etkin dinlemeliyiz çünkü iki gün işe gelemeyen o kadın işçi, evde bambaşka bir sorun ile karşı karşıya kalmış olabilir Eşinden şiddet görmüş olabilir veya işyerinde yaşadığı tatsız konu yüzünden devamsızlık yapmak zorunda kalmış olabilir. Bu verdiğim sadece tek bir örnek, yüzlerce yaşanan/yaşanabilecek senaryodan sadece biri! Dolayısıyla çalışma ortamlarında paylaşım sahaları meydana getirmeli, farkındalık sağlayan proje ve sosyal sorumluluklar ile önce kendi çalışanımızı bilinçlendirmeliyiz. Kadınlara ayrıcalıklarını değil, haklarını anlatmalıyız. Masada oturan değil, sürekli gezen ve gözlem yapan olmalıyız. Çünkü İnsan Kaynakları için insan bir kaynak değil, özgün bir değerdir. Her birimiz biriciğiz ve farklı yaşam öykülerimiz var, zorlukları göğüsleme tarzımız farklı. Bu noktada ise Kurumsal Psikologların partnerliğini çok değerli buluyorum, bireysel destek aldığımız kadar kurumsal anlamda da profesyonel destek alınmasından yanayım. İK olarak çözemediğimiz konularda mutlaka bir bilene danışmak ya da yönlendirmek çok önemli! Her konuda uzman olamayız ya da derinleşemeyiz ama en azından kime yönlendireceğimiz konusunda bizler daha bilinçli hareket edebiliriz. Hep inandığım şeyi tekrar söylemek istiyorum, çalışan ve özgüvenli olan kadınlar her şeyi değiştirme gücüne sahiptir. Bizler İnsan Kaynakları uzmanları olarak bunu şirketlerde sağlayabilecek yegane departmanız ve çok fazla insanın hayatına dokunuyoruz! Daha çok kadın istihdamı diyorsak, daha çok kadının çalışma hayatında var olmasını istiyorsak, taşın altına hepimiz elimizi koyacağız.

Daha güçlü olup, kendimizi ifade edebildiğimiz ve mücadele etmeyi bırakmadığımız güzel günlere…

 

 

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir