Kıldan tüyden meseleler

Yanlış anlamaya müsaitlere önden uyarı: Bu yazı kadınlara kıllı gezmelerini teşvik etmek için kaleme alınmamıştır. Aksine kimsenin kılına tüyüne olumlu/olumsuz karışılmasın diye politik bir duruş sergilemektedir.

Gelelim detaylarına. Konu malumunuz. Kadınların belki de yüzyıllardan beri bu kıl/tüy meselesiyle başı dertte. Kimileri Eski Mısır’dan beri bunun yapıldığını öne sürüyor, kimileri Amerika’nın kültür emperyalizmiyle başladığını iddia ediyor. Tarihsel başlangıç noktası muğlak olsa da güncelliği ortada. Bugün (mucidi tabi ki bir erkek olan) lazer epilasyonla artık kıldan tüyden sonsuza kadar “kurtulma”nın reklamı yapılıyor. Bu kılın tüyün günahı ne bu kadar? Kimi yerlerde fazla terleme/koku yapıyor olması dışında kolda, bacakta kime ne zararı var? İnsan bedeninden neden bu kadar tiksinir?

Argümanlardan biri kadınların “varoluşsal olarak” erkeklere oranla daha az kıllı olduğu ve daha kadınsı görünmek maksadıyla bu yola giriştiği yönünde. İnsan gerçekten hayret ediyor. Herkesten 5 dakikalığına hayatındaki aynı coğrafyada doğmuş kıllı kadınları ve kılsız erkekleri kafasından geçirmesini rica ediyorum. Rica ediyorum fakat kolay değil biliyorum, çünkü hayatınızdaki kadınların gerçek kıllılık oranlarını bilebilmeniz mümkün değil, evrenden gizleniyor. Fakat ben size cevabı vereyim, sayılar aşağı yukarı denk çıkacaktır. Bu yüzdeki kıllar dışında kadın olmakla değil, anatomiyle ilgili bir mesele.

Bence esas mesele tam olarak burada toplanıyor: Kadınlar çiçek olup her şeyleri de pembe olduğundan kıllı da doğmuyorlar. Bugünün post-modernistleri “kıllı gezin anacım, karışan mı var” derken (ki bunu diyenler genelde erkeklerdir) aslında “gizli” karışanlar, kadınların üstündeki bu ağırlığın farkında olmayanlar. Kadınların kıllı gezebilmesi siz erkeklerin kıllı gezebilmesi kadar kolay değil. Bu konuda bir “yasak” olmaması bunun makbul olduğunu da göstermiyor.

Bir diğer argüman “erkekler de epilasyon yaptırıyor artık”. Bunun için yine kapitalizmin kozmetik endüstrisi için erkek müşteri arayışına mı teşekkür edelim? ‘Thanks to biscolata’ mı? Değil. Bu argümanla konu yine sapıyor. Erkeklerden epilasyon yaptırmalarını beklemiyoruz. Kadınlar kendini epilasyon çilesine mecbur hissediyor diye erkekler de hissetsin istemiyoruz, tam tersi erkeklerin hissetmediği gibi kadınlar da hissedemeyebilsin istiyoruz.

Bu liberal ortam argümanında olanlar için, kendi beyin fırtınanıza bacakları kıllı bir erkek gördüğünüzde içinizden geçenlerle, bacakları kıllı bir kadın gördüğünüzde içinizden geçenleri masaya yatırarak başlayabilirsiniz. O tiksinme, başka yere bakma, kafadan geçen “bu kadının amacı ne” cümleleri var ya, işte bütün o hisleri dev bir ağırlık olarak kadının üstüne boca ediyorsunuz, çoğu zaman ağzınızdan tek bir kelime çıkmasa bile, sadece bakışlarınızla. İşte tam da bu yüzden “aman canım istemiyorsa almasın, erkeklerden de alanlar var ayrıca” eşitlemesi beklendiği şekilde dengeleri kurmuyor.

En sevdiğim ve benim için de geçerli olan argüman “kıllı tene krem sürerkenki his hoşuma gitmiyor”. Pürüzsüz bedene temas etmek çok daha keyiflidir, daha çok haz verir. Acaba tüm bu endüstrinin altında yine kadın bedenine temas ederken keyif alması öngörülen erkek hazzı olmasın?

 

(Fotoğraf: Ben Hopper)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir