Her şeyi yapabilirim ama yapmayacağım

Zaman zaman sosyal medyada kadınların ne kadar güçlü olduğuna dair kampanyalar yapılıyor. Kadınların nasıl da her şeye muktedir olduğuna, ellerinden bir uçanla bir kaçanın kurtulacağına, dünyayı yerinden oynatabilecek güçte olduklarına dair bol bol paylaşım yapılıyor. Elbette bu kampanyaların amacı kadının iş hayatında olmasının, üretmeyi hiç bırakmamasının, evine kapanmamasının ve Mehmet Aslantuğ’un şahane özetlediği gibi, ‘bütün istikbalini bir erkeğin vicdanına bırakmamasının’ önemini vurgulamak, bu yüzden her kampanya, her uyarı çok kıymetli. Yine de kendimi düşünmekten alamadığım bir konu var: Acaba kadınların her şeyi tek başına yapabileceğine kendimizi aşırı kaptırdığımız için erkekler hiçbir şey yapmamaya doğru mu koşuyor?

Kadın dediğin o kadar güçlüdür ki; bütün gün ofiste çalışır, akşam gelir yemek yapar, üzerine çocuklarla oynar, ertesi günü organize eder, çocukların ödevine bakar, öğretmenle görüşülecekse görüşür, evi temizler, ortalığı toparlar, aranması gereken arkadaş ve aile fertlerini arar ve ertesi gün (şansı varsa gece çocuk yüzünden on kere kalkmadan) en bakımlı haliyle işe gider. Kadın dediğin o kadar organizedir ki, iş seyahatine gitse bile evin düzenini aksatmaz, ahtapot gibidir her yere yetişir, yorulmaz, yıkılmaz, suratı asılmaz, saçının teli bozulmaz. Gerçekten öyle midir peki? Öyle olmalı mıdır?

Neden aynı saatte eve gelen bir karı kocadan bir tanesi bütün bu işleri yapmak zorundadır mesela? Ya da bütün gün evde çocuğu ile ilgilenen bir kadının bundan bunaldığını itiraf etmeye hakkı yok mudur? Kadınlar yardım isteyemez mi? Aile fertlerinden, işin profesyonellerinden ya da en önemlisi hayatı paylaştıkları erkekten bu işlerin bir kısmını almasını bekleyemez mi? Bu işlerin tamamının evdeki kadına zimmetli olduğu nerede yazar? Neden ev temizliği ya da çocuk bakmak için birine para ödeniyorsa bu sadece anneye yardım olarak görülür, baba o esnada başka evde mi yaşamaktadır? Destek sistemleri bir kadının anneliğini mi azaltır, onu daha başarısız bir kadın mı yapar? Acaba biz sürekli başarılı ve enerjisi hiç düşmeyen kadın örneklerini etrafa doldurunca gerçek hayatta moralini bozduğumuz kadınlar olur mu? Bir kadına çok iyi gelir belki bu ama başka bir yerde kendisinde neyin eksik olduğunu düşünen bir kadın mı bırakırız?

Beş altı yıl önce Çek Cumhuriyeti’nden (Çekya değildi o zaman) gelen bir kadınla tanışmıştım. Yakın zamanda bir torunu olduğunu ve gelininin daha yüksek maaşlı bir işi olduğu için bebeğe oğlunun bakacağını, bir yıllık babalık izni aldığını anlatmıştı. Laf sokmadan, ima yapmadan, ‘Bizim gelin de biraz entel’ demeden, oğluna kılıbıklığı yakıştırmadan, olanca doğallığıyla, dünyanın en sıradan sohbeti gibi anlatmıştı bunu. Kendisi de o sırada bir şirkette direktördü, çalışan kadın olmayı da biliyordu, anne olmayı da, babaanne olmayı da. ‘Çalışan anne olmak’ diye bir mefhum yoktu ama kafasında zira anneye ekstra yükler yükleyen bir kültürden gelmiyordu, kimse çocuğun sadece annenin olduğunu veya ev temizlemenin kadınlara atanmış bir görev olduğunu düşünmüyor, mutfağa bir tabak götürdü diye evdeki erkeği alkışlamıyordu. Ne kadar özenmiştim ona, gözlerim dolmuştu dinlerken.

Demem o ki dinlemeyelim etrafı, kışkırtmayalım kendimizi. Her zaman aşırı güçlü ve her şeye yetişen süper kahramanlar olmak zorunda değiliz, sakin olalım ve içimizden geleni yapalım. Yetemiyorsak yardım isteyelim, konuşalım, anlatalım. Dilerim hepimiz eşit, özgür ve mutlu olalım.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir