Değişimin Sözcüsü: Emma Watson

Kale Kategori

İlham Veren Topuklar‘ın bu ikinci bölümünü, Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi Emma Watson’a ayırdık.

Tüm dünyanın, Harry Potter serisindeki “Hermione” rolüyle tanıdığı İngiliz oyuncu Watson’ın yolculuğu, 1990 yılında Paris’te İngiliz bir çiftin iki çocuğundan biri olarak başlıyor. Anne babasının boşanmasının ardından İngiltere’ye yerleşen Watson’ın hayatının dönüm noktası, hepimizin onu ilk tanıdığı “Hermione” karakteriyle gerçekleşiyor. O güne kadar okulunun tiyatro gösterilerinde aldığı üç rolden başka oyunculuk deneyimi olmayan Watson, drama öğretmeninin yönlendirmesiyle Harry Potter filminin seçmelerine giriyor ve sekiz aşamalı görüşmeleri geride bırakarak rolü alıyor.

Watson’ın cinsiyet ayrımcılığı ile tanışması da o dönemlere rastlıyor. Okulda oynadıkları tiyatro oyunlarını oğlan arkadaşlarının yerine kendisi yönetmek istediği için arkadaşları tarafından “buyurgan olmak” ve “patronluk taslamakla” suçlandığını anlatan Emma’nın yaşadıkları, aslında birçok kız çocuğunun başına gelenden farksız…

Emma Watson, 2014 yılında Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi seçildikten sonra, UN Women‘in hayata geçirdiği bu uluslararası dayanışma kampanyasının da sözcülüğünü üstleniyor. Kampanyanın açılış konuşmasını izleyen hayranları, heyecanlı yüzü ve titrek sesiyle o güne kadar alışageldikleri Emma’dan çok farklı bir genç kadın görüyorlar karşılarında…

Emma, o günkü heyecanında haksız değil. Emsali görülmemiş bir dayanışma çağrısının sözcüsü olmak, hele de o genç yaşta… Öte yandan, bu pozisyon kendisinin de kabul ettiği gibi “ünlü, beyaz, ayrıcalıklı bir kadın” olarak yaptığı bu çağrı, dezavantajlı çoğunluğa samimi gelmemek gibi bir riski beraberinde getiriyor.

Emma Watson, kampanyanın getirdiği olumlu dönüşleri hak ederken, aldığı eleştirileri de cesaret ve zarafetle yükleniyor. Henüz konuşmasının ardından 12 saat geçmeden aldığı tehditler de, sonrasında Vanity Fair dergisine verdiği pozla başlayan tartışmalar da onu yıldırmıyor ve Emma bugün hâlâ “İyi Niyet Elçisi” pozisyonunun hakkını vermeye devam ediyor.

Malala Yousafzai, kendini “feminist” olarak adlandırmaya, Emma Watson’ın konuşmasından sonra başladığını söylüyor.

Emma Watson’ın “Cinsiyet ayrımcılığını sonlandırmak istiyoruz. Bunun için de herkesin katılması gerek” sözleriyle tanıttığı HeForShe hareketi, toplumsal cinsiyet eşitliğini sadece kadınların mücadele vermesi gereken bir alan olmaktan çıkarmayı amaçlayan, devrim niteliği taşıyan bir kampanya… Watson’ın, gerek Birleşmiş Milletler’deki konuşması gerekse onun devamındaki açıklamaları, feminizmin haksız yere oluşan “dışlayıcılık” algısını yıkma yolunda önemli bir adım.

İlk profesyonel oyunculuk rolüyle dünya çapında başarı yakalayan, TIME dergisinin “Dünyanın En Etkili İnsanları” listesinde 26. sırada yer alan bu genç kadın, daha uzun yıllar kitlelere ilham vermeye devam edecek gibi görünüyor. 

Kale Kategori

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir