Candice Swanepoel ve biz

Geçtiğimiz günlerde Victoria’s Secret meleklerinden Candice Swanepoel’in medyaya yansıyan ‘göbekli’ fotoğrafları karşısında ‘Bu benim 12 günlük doğum yapmış halim, karnımdan utanmıyorum, kadınlara uygulanan güzellik standartları çok acımasız’ minvalinde açıklamalarını okuduk.

Göbekli kelimesini tırnak içerisinde, zira onun doğum göbeği diye bahsettiği şey, sıradan bir kadının belki de kendisini en iyi hissedebileceği hali. Sadece göbek meselesi de değil burada şaşırtıcı olan, tanıdığım doğum yapmış kadınlardan hiçbiri bebek 12 günlükken kopup denize girebilecek bir enerjiye sahip değildiler, kendisini bu yüzden de tebrik etmek ve hayretle izlemek isterim.

Swanepoel’un meşhur ‘lohusa’ fotoğrafı

Gelin görün ki bu isyanda buram buram ikiyüzlülük kokan bir hal var maalesef. Kadınlara acımasız güzellik standartları uygulandığı doğru elbette ve her ne kadar şu an bunun bir kurbanı gibi görünse de, Candice Swanepoel bu çarkın en temel dişlilerinden birini temsil ediyor. Kaburgaları yokmuşçasına bir vücudu her an göz önünde olan, hamileyken toplamda 3 kilo aldığı fotoğraflarını burnumuza dayayıp duran bir kadının bunları söylerken samimiyetine ne kadar inanmalıyız? Arayıp ‘Nasılmıııış?’ desek çok mu ayıp olur?

Kadınlara uygulanan acımasız güzellik standartlarından en çok yakınanların aslında o standartları en çok yükseltenler olması sonsuz bir kısır döngü müdür? Birbirlerini en çok süzenlerin, ‘Canım sen biraz kilo mu aldın?’ diyenlerin, ‘Senin iyiliğin için söylüyorum, çok bıraktın kendini’ cümlelerini iyilik peşinde savuranların yine kadınlar olması dünyanın en tatsız tesadüfü müdür? ’70 yaşında ama sahnede 20’liklere taş çıkarır’ ifadesini kullanan onlarca kadından bir tanesi bile ‘Peki neden yapıyor bunu?’ diye sormuş mudur kendine, bu cümlenin bir erkek için hiç kurulmamasından şüphelenmiş midir? Kadınlardan sürekli daha genç görünmesini, daha zayıf olmasını, daha gergin bir cilt taşımasını bekleyen bu düzene bilerek ya da bilmeyerek destek olduğunu fark edip pişman olan olmuş mudur, yoksa kendi çektiğini başkaları da çeksin mi istemiştir hepsi içten içe?

Bugüne kadar böyle geldi belki ama çok da umutsuz değilim zira dünyada çoktan başlamış bir kadın hareketi var; gerçek insanları model olarak kullanan markalar, ‘mükemmel vücut’ diye bir şey olmadığını ve esas olanın sağlıklı bir beden ve ruh olduğunu anlatan çok ünlü mankenler, body positivity akımı (birebir çevirisi vücut pozitifliği, vücuduyla barışık olmak da denebilir) derken tünelin ucunda ışık göründü sanki. Elbette henüz gidecek çok yol var ama yola çıkmış olmak da bir başarı. Maalesef dünyadaki bu akım ülkemizde aynı hızla yayılmıyor, selülitlerini gizlemek için havluya sarınan ve şişman gözüktüğü fotoğraflar için ‘Medyanın oyunu bunlar’ isyanı başlatan ünlü modeli çoğunluğu bu sene de kaptırmadı. İnsanların mayoyla bikiniyle görünmek isteyip istememesi bizi ilgilendirmez ama isterdim ki bir tanesi de çıksın ‘Size ne arkadaşım benim kilomdan?’ desin.

Diyen yok mu? Var. Yine de dünya genelindeki bilinçlenmenin bir miktar gerisindeyiz ama inanıyorum ki bir gün hepimiz fark edeceğiz kıymetimizi ve biricikliğimizi. Dilerim çabuk olur.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir