‘Aynı işi yap ama daha az kazan’ döngüsü

Ücret eşitsizliği konusu yakın zamanda BBC Çin Editörü Carrie Gracie’nin erkek olan diğer 2 uluslararası editörden daha az kazandığını öğrenip istifa etmesi ile gündemde tekrar yer buldu. Daha az kazanıyor derken, yıllık £50,000’dan fazla bir farktan söz ediyoruz.  BBC, 2018 Ocak’ta istifa eden Gracie’den Haziran’da özür diledi ve geriye dönük eksik ödenen maaşını kendisine ödedi. Eşit ücret için savaşmanın meme kanseri ile savaşından çok daha zor bir savaş olduğunu söyleyen Gracie, tüm parayı cinsiyet eşitliği için çalışan Fawcett Society’e bağışladı.

Pek çok kadının Gracie’de olduğu gibi eşitsizliği öğrendiği gibi istifa riskini alabilecek kadar cesareti ya da birikimi maalesef yok. Ücret eşitsizliğinin etkileri de ömür boyu devam ediyor. Emekli maaşları da aldıkları daha düşük ücretlere göre hesaplandığı için kadınlar ileri yaşlarında da geçim sıkıntısına daha çok düşüyorlar.

Tüm dünyada yapılan araştırmalara göre kadınlar aynı işi yapan erkeklerden, farklı oranlarda olsa da, her ülkede daha az kazanıyorlar.  Belçikalı kadınlar erkeklerden %1,1 daha az kazanarak en şanslı görünüyorlar. OECD ülkelerinde ortalama %15 iken, ABD’de bu oran %19,5. Ülkemizde 2017 TÜİK verilerine göre ise bu oran %20.

Ücret eşitsizliği tüm yaşlarda ve tüm eğitim düzeylerinde yaşanıyor. Eğitim düzeyi arttıkça kadın ve erkeklerin kazancı da artıyor ancak bu kadınların hala daha az kazanmalarını engellemiyor. Genç yaşlarda kadın erkek arasında kazanılan ücretlerdeki fark daha azken, kadınların kariyerleri boyu maaş artışları erkeklere göre daha az olduğu için ilerleyen yaşlarda ücret eşitsizliği de artıyor.

1960’lardan sonra iş kollarındaki cinsiyet ayrımı giderek daha azaldı.  Erkeklerin geleneksel olarak daha yoğun olarak çalıştığı ve daha fazla kazandıran işlere uzun süredir kadınlar da aday. Buna rağmen eğitim, ofis yönetimi, sağlık hizmetleri gibi daha çok kadınlara uygun görülen ve az kazandıran işlerdeki kadın çalışan yoğunluğu ve daha az kazanma döngüsü de devam ediyor. 

İş dünyasında, çocuk sahibi olmak kariyeri etkileyen kişisel bir seçim olarak konumlandırılıyor.  Ancak ebeveyn olmak kadın ve erkekler için çok farklı sonuçlar doğuruyor.  Uzun saatler ve full-time çalışmanın tercih edildiği iş kollarında çocuğuna zaman ayıran çalışan anneler oldukça dezavantajlı konuma düşüyor. Doğum sonrası işe dönmek isteyen çalışan anneler ise motherhood penalty (annelik cezası) ile karşı karşıya kalıyor. Kadına erkekten daha az ücret teklif eden işveren, çocuklu kadına diğer kadınlardan da az ücret teklif ediyor.

Eğitim, iş seçimi, çalışma saatleri ve iş hayatının dışında kalınan süre gibi nedenlerin yanında kadınlara yönelik önyargılar da ücret eşitsizliğini besliyor. 50 yıllık ABD iş gücü datasına bakıldığında daha önce erkek dominant olan sektörlere kadınların girmeye başlaması ile sektördeki ortalama maaşın düştüğü gözlemlenmiş. Yıllar boyu, bir sektörün maaş ortalamasını düşürebilecek kadar az maaş teklif edilmiş kadınlara.

İş dünyası her şeyden önce çalışanlarına eşit davranmanın etik ve yasal bir zorunluluk olduğunun bilincinde olmalı. Şeffaflık ve eşitliğin çalışan bağlılığı ve çalışan performansı üzerindeki etkisi fark edildi. Adil bir ortamda olduğunu hisseden çalışan elinden gelenin en iyisini ortaya koymak için motive olacaktır.

 

 

 

 

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir