Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER #gücünügör demenin hakkını veren bir Dijital Topuklar 2020

#gücünügör demenin hakkını veren bir Dijital Topuklar 2020

Uzun zamandır her sene 1 Kasım’ı Dijital Topuklar günü diye heyecanla bekliyoruz. 2020’de de bu değişmedi, bir farkla; hemen her şey olduğu gibi Dijital Topuklar da online olarak gerçekleşti.

Bunu ilk duyduğumda, her şeye rağmen bir Dijital Topuklar izleyebileceğimiz için sevindim ama ne yalan söyleyeyim, bir yandan da hep birlikte olmanın, birbirimizin yüzüne bakmanın, gözlerimizi doldurarak birlikte “Çember” söylemenin yerini tutup tutmayacağından da endişelendim. Etkinlik boyunca ise sevinerek fark ettim ki, yan yana değildik ama sanki elle tutulur, gözle görülür bir birlikte olma hali vardı havada. Başka evlerde, başka şehirler hatta başka kıtalardan insanlarla bir aradaydık ama derdimiz tasamız, sesimizi duyurma isteğimiz, üzüldüğümüz sevindiğimiz hiç de o kadar farklı değildi.

1 Kasım Pazar günü ekranların başına geçtiğimizde aslında aklımız, kalbimiz iki gün önce deprem felaketi yaşamış olan İzmir’deydi. Hâlâ da öyle. Onca üzüntü, çaresizlik hissi ve korku içinde ekrandan içime dolan dayanışmaya, etik değerlere inanmaya, bilime, çok çalışmaya, doğaya saygı duymaya ve kadın gücüne ne kadar minnet dolu olduğumu anlatmam zor.

Her kelimesini ‘Hay senin ağzını öpeyim’ diye dinlediğim Harriet Lerner’dan bahsetsem Agâh Aydın’ın güzelliğinden aklım çıkan cümleleri eksik kalacak. Hepsini oturup tek tek yazsam spoiler olacak. Şu Corona günlerinde en güvendiğim insanlardan biri olan Esin Davutoğlu Şenol’dan bahsetmek istiyorum sonra, tam o sırada galaksi keşfeden Burçin Mutlu Pakdil’in anlattıkları geliyor aklıma; ailesi ile ilgili anlattığı duymaya hasret kaldığımız şeyler, gözlerim doluyor tekrardan, ‘Bilim beee’ diye bağırasım geliyor. Bilim çünkü. İsmini söylerken bile içimiz titreyen Emel Korkmaz’ın anlattıklarından bahsetmek istiyorum, tekrar o anları yaşamaya cesaretim yok. #feminizmingücü panelinin şahaneliği geliyor aklıma ki aklıma gelmek ne demek, defterime yazdığım cümlelere bakıyorum her gün.

Her sene olduğu gibi bu sene de konular ve paneller şahaneydi ama esas güzel olan ve Dijital Topuklar’ı herhangi bir seminer izlemekten ayıran, o özen haliydi. Konuklara gösterilen özen, anlatılan hikâyelere, ağızdan çıkan her bir kelimeye gösterilen özen. Bunca hoyratlığın ortasında, en çok bağıranın en haklı olduğunu iddia ettiği bu özen, bu nazik hal pamuklara sarılıp saklanası.

Elif Doğan ve Perihan Çıragöz geçen sene Dijital Topuklar 2020 temasını #gücünügör olarak seçerken 2020’nin bilimkurgu filminden fırlamışçasına geleceğini ve bizi bir pandeminin orta yerine atacağını akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdir şüphesiz ama tam da bu seneye yakışan bir tema oldu nihayetinde. Gücümüzü görelim, evde bir masanın kenarında da olsa, ağzımızda maske bir ofisin ortasında da, hiçbir şey planladığımız gibi gitmediğinde de, ödümüz kopup da ‘acımadı kiii’ dediğimizde de. Bunu yaparken de yalnız olmayalım, yalnız olmadığımızı hatırlayalım dilerim.

Bakalım seneye tema ne olacak? Herkese iyi seyirler.

Zeynep Gönenli
Zeynep Gönenli
Okumaya ve yazmaya bayılan bir kimyager

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Aradığınız Çeviklik (Agility) de Yılmazlık (Resilience) da Evde!

Adım FatmaNur. 39 yaşındayım. Pandemiyle birlikte hiç gönüllü olmadığım rolleri üstlenmem, çevik bir adaptasyon sergilemem ve yılmamam gerekti…Biraz epik, biraz lirik tiyatrom evde hala...

İkinci Tekil Mağduru

Yıllardır içinde debelendiğim kurumsal hayattan mıdır, yoksa kurulan iletişim biçiminin üzerinde görünmez bir giyotin gibi durduğundan mıdır bilmem, bazı ilişki türlerinde ikinci çoğul kullanmak...

2020’nin Duygusal Hız Treni, Sıkı Tutunun!

Kelimeleri, bir durumu anlatırken kullanabileceğimiz farklı sözcüklerin olmasını seviyorum. Kalp dersek başka gönül dersek başka olabiliyor çünkü ya da özlem deyince başka hasret deyince...

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...