Kadınlarım

Arkadaşlarınızın kağıt oynadığını, sizin kâh onları izleyip kâh başka şeylerle meşgul olarak orada bulunduğunuzu düşünün. Oyunculardan birisi kısa süreliğine yerini almanızı rica ediyor: onun yerine birkaç el oynayacaksınız. Sıranız geldiğinde kart atar ya da alır, elin sahibi gelene kadar oyunu idareye çalışırsınız. İşte, kendi hayatlarını böyle yaşayan insanlar var. Sanki başkasının yerine bir süreliğine oynuyormuş gibi. Geçmişi düşünmeden, yaşanan anın farkında ve içinde olmadan, çevreyi ve hayatı gözlemeden, yaşadıklarına kafa yormadan, “bu neden başıma geldi?” demeden. Hatalarını görmeye çalışmadan, ders çıkarmadan, öğrenmeden. Gelecek hakkında hayal kurmadan.

Ben hayatın ana fikrinin öğrenmek olduğunu düşünenlerdenim. Yaşadıkların ve yaşamadıklarından, mutluluklar ve üzüntülerden, doğrular ve yanlışlardan, kendinden ve başkalarından. Aynı zorlukları tekrar tekrar yaşadığımda o dersten kaldığımı, sıkıntının altında ezilip, öğrenilmesi gerekeni kaçırdığımı anlarım. Sonra o tecrübeyi bu farkındalıkla tekrar yaşadığında dersi alma ihtimalin artıyor. Çünkü hayat senin nereden baktığına bağlı olarak çok farklı manzaralar sunuyor, insanın kendi küçük basit yaşamına bile.

Sadece kendi yaşadıklarından değil başkalarının tecrübelerinden öğrenmek de var müfredatta. Beni ben yapan “kadınlarım”: Annem, anneannem, teyzem. Kadınlarımı çok erken kaybettim, ama verdikleri dersler bende kaldı. Sadece kendileri olup, yaşantılarına devam ederken benim hamurumu karıyorlarmış meğer. Bakarak, görerek ne çok öğreniliyor. Onlar benim heykeltıraşım ve fenerim oldular. Sonra halam, yengem, dostlarım, arkadaşlarım, konu-komşu, eş-dost. İçlerinde örnek aldıklarım, gıpta edip onlara doğru kendimi yonttuklarım. Bir de trafik işaretlerim var: yaptıklarıyla yanlışı öğretenler, hatalarıyla, kişilikleriyle “amann böyle olmayayım” dedirten kadınlarım. Onlardan nereye park etmemem gerektiğini, hangi yolun çıkmaz, hangi yolun tek yön olduğunu, nerede sollama yapılmayacağını ve bazı satıhların her koşulda bozuk olduğunu öğrendim. İyiyi ve kötüyü öğretenin değerini bir saymalıyız. Çünkü yolunu fenerler aydınlatıyorsa da yoldaki tehlikelerden trafik işaretlerini okuyarak korunuyorsun. Başta trafik işaretleri dediğim kadınlarıma öfkeliydim, itiraf etmeliyim. Acı çekmeme, üzülmeme, uykusuz gecelerime sebep oldular, evet. Ama şimdi, değerlerinin farkındayım. İyiyi görerek öğrendiğimiz gibi kötüyü de yaşayıp, kanlı canlı rastlayarak öğreniyoruz. Onların müfredatın bir parçası olduğunu ve aslında öğretmenim olduklarını anladım. Kızmıyor, yargılamıyor bazen onlar için üzülüyor ama en çok anlamaya çalışıyorum.

Madem kadınlarımdan bahsediyorum, o zaman atlayamayacağım iki grup daha var: yaşam destek üniteleri ve mücevher kutusu. İlkinde dostlar, arkadaşlar ve kız kardeş kurumu var. Nefessiz kaldığımda, ciğerlerim söndüğünde, kalbim ritmini kaçırıp kafası kesik tavuk gibi etrafa savrulduğunda. Ruhum dünyadan ve dünyeviden sıkıldığında, beni ben yapan kadınlarıma ve onların yanında küçük bir kız olmaya çaresizce ihtiyaç duyduğumda bana oksijen maskesini takan, nefesimi düzenleyen, başımı okşayan onlar. Değerleri öyle büyük ki anlatma çabam olmayacak.

Mücevher kutum ise yine dostlarım. Hepsi farklı taşlardan, madenlerden, hepsinin tasarımı, rengi, görünüşü bambaşka. Hep birlikte ya da tek tek ışıl ışıllar. Tek tek eline aldığında değerleri ne kadar yüksekse beraberken bir o kadar zor paha biçmesi. Sona en küçük kadınımı, kızımı bıraktım. Ben insanın en çok evlattan öğrendiğini tahmin bile edemezdim. Doğduğu andan itibaren her an, her gün ve her nefeste en büyük öğretmenim oldu.

Bir grup daha var ki bahsetmezsem bu yazı ilelebet eksik olurdu: tanımadığım kadınlar, dünyanın her yerinden ve tarihin her köşesinden diğer kadınlara omuz veren, ilham veren, destek veren, annelik, evlatlık, kardeşlik eden, öğreten, kurtaran, yaratan, çözen, bazen sesi bazen sessizliğiyle ben de varım diyen ve “karanlıkta yalnızım” hissini kopartıp atan kadınlar. Karınca kararınca bir çaba içinde öğretmeye, bir şeyler üretmeye çalışıyorsam eğer, sebebi tüm bu kadınlar ve o en son gruptaki kadınlara artı bir olabilmek değilse, nedir?

Photo by Dennis Magati from Pexels

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.

Kadınlarım” içinde 4 yorum
  1. Eda

    Hariksasın güzel arkadaşım..👌💜
    Ben de senden cok şey ögrendim..Naifligi,yaraticiligi,güzel ifadeyi,sakinligi,sabrı,dostluğu…Kalbi güzel insan,kendi güzel kadın…Hayata kattıklarına,hayatimiza varliginla ve yarattıklarinla kattiklarina sonsuz tesekkurler..

    Eda Engin

    Cevapla
  2. Esra

    Burcucum , canım arkadaşım sıcacık yazınla kalbimize
    dokundun 💕 İyi ki hayatımda varsın , mücevher kutumdaki nadide dostlarımdan olduğun için çok şanşlıyım , bilgeliğin ve mütevazılığınla bana öğrettiklerin için minnettarım 🙏🙏
    Esra Yegin

    Cevapla
  3. Umit Evren

    Çok, çok güzel bir yazı. Gönülden kutluyorum.

    Cevapla
  4. Zeynep

    Burcucum ne kadar güzel yazmışsın. Çok çok keyif alarak okudum. Yeni yazılarını da heyecanla bekliyorum.

    Cevapla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir