Ana Sayfa Kişisel Gelişim Gerçek Sen'e Doğru Yol Almak: 40'lı yaşlar

Gerçek Sen’e Doğru Yol Almak: 40’lı yaşlar

40’lara merdiven dayayınca eski fotoğraflardaki gençliğin ve tazeliğin yavaş yavaş gittiği ile yüzleşiveriyorsun. Üniversite yılları, evliliğin ilk dönemleri, çocuksuz gezmeler, çocuklu hayat ve şimdiki ben. Her yıl saçlarım biraz daha beyazlamış, gözlerimin altındaki morluklar tıpkı anneminki gibi belirginleşmiş, güneş lekelerim artmış, belim kalınlaşmış, burnum giderek düşmeye başlamış. Bunlar çok da umurumda olmayan bedenimdeki fiziksel farklılıklar. Çünkü bedeni de bir makine gibi düşünmek lazım, zamanla yıpranacak, eskiyecek, boyası dökülecek, çünkü sürekli her yeni güne kendini hazırlamak için biz fark etmesek de durmaksızın çalışıyor.

Yaş aldıkça, hele bir de 40’a yaklaştıkça olgunluğun o tatlı hali, kendini olduğu gibi kabul etme evresi çok yaşanası. 20’lerde üniversite, iş telaşesi, 30’larda evlilik-çocuk treni, kariyer yükselişi, 40’lar kim olduğunu tam olarak keşfettiğin, tadını çıkardığın, dış seslere çok da kulak asmadığın altın evre bence.

Ömrün uzaması ile orta yaş ve yaşlı kavramları çok değişti günümüzde, önceden kadınlar zorlu yaşam şartları, çocuk doğurma esnasında ölüm sıklığı nedeniyle ortalama 35 yaşına kadar yaşarmış. Şimdi ise insan hayatı uzuyor, çocukluk ve gençlik yaşı aynı kalırken, bundan sonraki evreler değişiyor.

Bu sıralar Victor Frankl’ın kült eseri olan ‘’İnsanın Anlam Arayışı’’ kitabını yeniden okuyorum. İnsan hayatında, ‘’mutluluk’’ ve ‘’başarı’’ birincil amaç olmamalı, seçilen hayatta bunlar çıktı olarak kendiliğinden gelmelidir diyor. Günümüzde ise ben dahil yeni nesil tüm ebeveynlerin diline pelesenk olan bir laf var ‘’ Çocuğum mutlu olsun, gerisi önemli değil’’. Ama mutluluk o kadar göreceli ki, bana göre güneşin doğuşunu ılık bir bahar seherinde izlemek, sana göre o süper lüks evi alabilmek.

Peki insanın hayattaki amacı ne olmalı ki meyvesi mutluluk ve başarı olsun? İşte günümüzün kilit sorusu bu bence. Şanslı olmayanlardansan; zamanında bu sorunun cevabını bulamayıp, sadece para ve başarı için istemediğin bir işte çalışıyor olabilirsin! Veya yalnız kalmamak ve çocuk sahibi olmak için mantık evliliği ile mutlu aşık rolünü oynayarak, zaman kaybediyor olabilirsin!

İşte bu 40’lı yaşlar, senin için ‘’organik’’ olmayan, oradan buradan yama yapılmış her türlü ağırlığın atıldığı yıllar oluyor; örneğin çok iyi bir işin varken, apar topar işten ayrılıp kendi küçük butik işini kurman, seni üzdüğü halde uzun süre devam etmekte ısrarcı olduğu evliliğinden, başkalarına göre sebepsizce ayrılman olabilir. Ya da bu cesareti gösteremeyip, üstünü örtüp, yüzleşemeyip, içinde büyüyen o boşluk ile yaşamaya devam edenlerden olabilirsin, yani gerçek sen’e bir türlü ulaşamadan.

Ben bu aralar, yazma ve okuma keşfindeyim. 20’li ve 30’lu yaşlarıma göre çok daha fazla ve öznel hayallerim var! Ufak ufak ucundan çekmeye, sesli düşünmeye, dillendirmeye başladığım hayaller. Keşke bana uyan ve iyi gelen bu şeyleri çoook önceden fark edebilseydim diyorum kimi zaman, ama aile yönlendirmesi yetersiz olunca ve okulun tek tip insan yaratma modeline tam riayet ettiğim için çizginin dışına çıkma farkındalığında olamadım hiç. Bu yüzden, şu anki aklım farklılıklara, olmaz denilen şeylere hiç önyargılı değil, yeter ki üzerinde düşünülmüş ve benimsenmiş olsun. Mesela benim ikiz çocuklarımdan, kızım hem balerin, hem doktor, hem öğretmen olmak istiyor, oğlum ise hem mucit, hem sihirbaz, hem doktor olmak istiyor. Çok çalışırsanız hepsi de olabilirsiniz diyorum, kendi hayatlarında doğru yolu elbet deneye yanıla bulacaklar. Ama anneleri gibi 40’ından sonra olmasın mümkünse, öncesinde tavşan zıplaması ile yol alınırken 40’ından sonra kaplumbağa hızında ilerleyebiliyorsun hayallerine…

Photo by Jess Bailey from Pexels

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.
Önceki İçerikSenin de Altın Çizgilerin Var mı?
Sonraki İçerikNiyet

2 YORUMLAR

  1. Merhaba Öznur Hanım, ben de yazdıklarınızla bire bir aynı duygu ve düşüncelerdeyim, sanki benim düşüncelerimi yazmışsınız. İyi işini veya dışarıdan mükemmel görünen evliliğini bitirip hayallerine yaklaşma konusunu şimdiye kadar kimseye tam olarak anlatamadım ve o yüzden de hep soru işaretleri oldu kafamda. Yalnız olmadığımı bilmek iyi hissettirdi… Hayallerinize en uygun zamanda ulaşmanızı dilerim.

  2. Aslı hanım, yorumunuza cevaben yazıyorum (cevapla sekmesinden yapamadım :). Yazdıklarımı okuduğunuz ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sizin yaşadıklarınızı aynı hislerle kaleme almış olmak ne güzel, bazen aynı düşünceler farklı beyinlerde böyle kendiliğinden kağıda dökülüveriyor. Hepimizin hayallerine kavuşması dileğiyle, sevgiler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...

Şiddetin adı vahşet; peki kadının adı?

Bir kadın, çöp konteynerinde parçalanmış halde bulundu. “Ailesi kızına sahip çıksaymış” dediler. Bir kadın; bindiği minibüste tecavüze direndi, öldürüldü ve yakıldı. “Tek başına ne işi...

Diğerkâmlık

Bu kelimeyi sevgili Ayşe Bilge Selçuk’un ‘’İnsan her koşulda’’ kitabında ilk kez gördüm ve kalbime sarıp sarmaladım. Çünkü ben bugüne kadar kendimi hep empati...

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...