Ana Sayfa FEMİNİZM Bir Kadın Suçluluk Duymadan Mutlu Olabilir mi?

Bir Kadın Suçluluk Duymadan Mutlu Olabilir mi?

Annesinin, anneannesinin, teyzelerinin, babaannesinin, halasının öfkelerini taşıyarak büyüyen bir kız çocuğu, suçluluk duymadan yaşayan mutlu bir kadın olabilir mi?

Taşıdığımız kollektif öfkelerin ve acıların sahibi biz olmasak da, asıl sahipleri yanımızda, yakınımızda olmasa da, onları görmediğimiz sürece yaşamımızdan çıkmıyorlar. Yuvalarımızın içi o öfkelerin ve acıların birikmişlikleri, sessiz çığlıkları ile dolu…

Hayatımda her şey güzel gidiyorken, dünya güzeli çocuğum, çok sevdiğim bir işim, çok doyurucu ilişkilerim ile güllük gülistanlık yaşarken aniden içimden çıkan tanıyamadığım bir kadın olunca fark etmeye başladım o öfkeyi. Nerden geliyordu bu çığlık, o ses benim değil… Bu sesin yükselme sebebi, bu omuzlarımdan, boynumdan gelen gerginlik, bu parçalama, dağıtma hissi nerden geliyordu?

Sonra okumalarımda, bilge insanların (bazıları erkek olduğu halde) aynı kollektif öfkeden bahsettiğini görmeye başladım. Yıllar boyunca ezilmiş, ikinci cins olarak görülmüş, sesini çıkaramamış, öfkesini yaşayamamış tüm kadın akrabalarımın öfkesi bende ortaya çıkıyordu. Onların haklarını koruyamayışlarının, bağıramayışlarının sesi çocukluğumdan itibaren bende yankı bulmuştu. Ama büyüyüp de kadın olunca olmadık yerde ortaya çıkmıştı bu yankı… Dünyada en çok tolere etmeye gönülden razı olduğum kişide: çocuğumda…

Öfkemle çalıştıkça, öfkemle karşılaşmalarımda kalabildikçe bunu anlamaya başladım. Ben şimdi, burada olana öfkeli değildim ki; ben ezilen annemin ordan çıkamayışının çaresizliğinin, ben mutfaktan çıkmadan ömrünü bitiren babaannemin yaşayamadıklarının, ben dayak yiyen, aldatılan teyzemin “Kocamdır, ne yapsa kabulümdür” deyişinin sahibiydim. Her şeyi kabul edip, içinde saklayıp gözleriyle ve kalbiyle yanındaki çocuğa aktaran kadınların öfkesinin sahibiydim.

Acıları acımdı. Onlar kabul etmedikçe sonraki nesillere mirastı. Ama bu mirası ben istemedim…

Bu öfkeleri ayrıştırmaya başladıkça ortaya çıkma alanları değişti. Artık çocuğumlayken beni ziyaret etmiyordu. Ama erkekler konu olunca bir hırs ve kıskançlık öfkesi hâlâ vardı. Çünkü düzen onlar için yaratılmış, yaşam onlar için kurulmuştu. Kadın, yüzyıllar boyunca erkek rahat etsin ve rahat yaşasın diye vardı. Bu imtiyazlara sahip bir cinse hizmet ederken öfke biriktirmemek mümkün olabilir miydi? Sevgi emekti, emek ise kadının göreviydi.

Bu öfkeyi de görmeye ve anlamaya başladım. Hayır, bu da bana ait değildi. Benim ilişkilerimde ben aciz veya mağdur değildim. Gücüm elimdeydi, hakkım ve emeğim bana aitti. Tüm erkekler zalim değildi. Ben bunu gördükçe, o öfke de dönüşmeye başladı. Toplumsal veriler aksini ortaya koysa da, benim küçük dünyamda erkekler ve dünya güven duyulabilir bir yer haline gelmeye başladı.

Peki küçük kız, ana-ataların tüm o acıları yaşandıktan sonra, sen mutlu olmayı nasıl hak edebilirsin ki?

Hiçbirinin hayatını değiştirmenin elinde olmadığını, onları kurtaramayacağını, kurtarma görevinin de sana ait olmadığını kabul ederek…

Küçük çocuk gözlerinle gördüğün her acının yasını sen tutamazsın. Annenin annesi olamazsın. Bırak o yasları, o acıları yaşayanlara… Senin mutluluğunun bedeli onların tutulmamış yasları değil. Senin mutluluğun, senin eserin… Tadını çıkarmak da senin görevin, kendine borcun.

Senden önceki kadınların sahip olduğundan daha güzel bir hayatı yaratabilmenin mümkün olduğunu kendine gösterdin, işte artık onun tadını da çıkarabilirsin.

Çok üzgünüm bunları yaşadıkları için, çok üzgünüm bir ömrü başkalarının söylediklerine göre ve başkaları uğruna yaşadıkları için…

Çok üzgünüm onları kimse ve kendileri de kurtaramadığı için…

Ben onların da bendeki emeğiyle, kendim olarak yarattığım mutluluğu kabul ediyorum, hak ediyorum, seçiyorum.

Ve hepimizi seviyorum.

Photo by Joshua Abner from Pexels

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

3 YORUMLAR

  1. Her iki insan beraberinde taraflardan birisi sorumluluğunu diğer kişiye bırakırsa o kişinin sorumluluğu iki kat artar, o nedenle iki kat sorumluluk taşıyan kişi asla suçlanamaz ! Çünkü kör topal ortaya bir şey çıkarmışsa da Allah cc vermiş olduğu her iki insanın görevleri var o görevini yerine götürmeyen eş sorumlu olup sorunlu insan topluluğu ortaya çıkar ! Ağır yükten sevgi ! Sevgiden ağır yük olmaz ?‍♀️ her şey paylaştıkça güzel ve mutlu olur!!! Aksi halde eksik kalır..!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

1 Kasım 2020’de, #dijitaltopuklarevde

2016'dan bu yana her yıl 1 Kasım'da Dijital Topuklar'ın zirvesinde bir araya geliyoruz. İçeriğimiz, konuklarımız, mekânımız değişse de, değişmeyen tek şey 1 Kasım tarihi oluyor. 2020...

#dijitaltopuklar2020 biletleri satışta

1 Kasım'a doğru 30'dan geri saymaya başladığımız bu tatlı Ekim sabahında #dijitaltopuklar2020 biletleri satışa çıktı. Her yıl ağırlıklı olarak İstanbul'dan olmakla birlikte Türkiye’nin farklı şehirlerinden...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...