Help!

“Arkadaşlar merhaba. Bu videoyu hepimize moral olsun diye çekiyorum. Birbirimize bu dönemde destek olmamız çok önemli. Zor bir süreç geçiriyoruz, evet, ancak olaya bir de iyi tarafından bakacak olursak, hepimiz evimizdeyiz, iyiyiz ve ailemizle doya doya vakit geçiriyoruz. Eşimizle film izliyor, çocuklarımızla oyun oynuyoruz” diyor. Diyorlar. Çekip duruyorlar. Ve ellerinde “yardım edin”, “beni kurtarın”, “help me” yazan kağıtları sırasıyla ekrana tutuyorlar bu aşırı sevimli ve pozitif konuşmaları esnasında.

Çok komik, değil mi?

Bu tip videolar virüsün ta kendisi gibi hızlıca yayılmaya başladı sosyal medyada ve tabii ki yazışma gruplarında.

Evet, herkes bir şekilde ya kendini ya çevresindekileri eğlemeye, ayakta tutmaya çalışıyor. Kimileri de bu esprileri daha geniş kitlelere ulaştırıyor. Malum felaketler bizde kara mizah patlamasına yol açıyor. Evlere tıkılıp kalmış bizler öyle ya da böyle duruma adapte olmaya, riskten uzak kalmaya ve duruma bir şekilde ve mecburen uyum sağlamaya çalışırken kimse kimseyi sorgulamamalı aslında, herkesin rahatlama ve iyi hissetme biçimi farklı.

Neden bu videolara taktım?

Her yerde yeterince denk gelmemiş gibi, şirketin yazışma grubunda evli bir erkek arkadaşımız malum videoların bir örneğini paylaştı. Gülüşmeler, eşlerle dalga geçme üzerinden dönen bir geyik muhabbeti -dalga geçilen taraf da kadınlar oluyor- kendilerine acıma ve kapanış.

Ellerinde telefonla yaptıkları yegane hareket koltuğun sol köşesinden sağ köşesine geçmek ve “ne yiyeceğiz” diye sormak olan karşı cinsimizin mutfaktan gelen yüksek sesten rahatsız olması ve hatta gocunması bende kopma noktası oldu. Söylenerek ve bulaşıkları sert hareketlerle dolaba yerleştiren ‘dişi’, bu hareketleriyle ne demek nereye varmak istemekte acaba? Gerçekten “imdat!” diye içinden çığlık atan ve fakat bunu kaydedip başkalarıyla paylaşarak eğlenecek vakti olmayan eşin hiçbir yere vuramadığı o tabakları çarpa çarpa kaldırarak kendini mi rahatlatmaya çalışıyor? Yoksa vicdanına vicdanına vurulan ve gerçekten içini rahatsız eden sesler mi duydukların Sayın Arkadaş Bey?

Kopma noktaları gelinen son noktalardır. Bunun elbette bizim evde filizlenmiş, olgunlaşmış ve dalından düşecek kıvama gelmiş bir geçmişi var. Karantina sürecinden önce gün boyu evde olmadığımdan, gündüzleri annemden, kayınvalidemden ve haftada bir temizlik konusunda yardımcımızdan destek aldığımdan, kalan yapılacakları da işten arta kalan zamanda parça parça da olsa hallettiğimden bu kadar yüzüme çarpmamıştı bu konu. Bir de evde yokken gözü de görmüyormuş insanın. Bu arada saydığım kişiler arasında partnerimin olmamasına dikkat çekmek isterim.

Kendi babamın, dedemin ya da eski jenerasyondan tanıdığım hiçbir erkeğin ev işleriyle alakası olmadığı gerçeği karşısında eşim bana yardım ediyor diye kendimi şanslı saydım. Aslında bana (ve çoğumuza) şanslı olduğum fikri dayatılmış, “biz bu kadarını da görmedik” diyen anneler jenerasyonu ve “eh, ne desen yapmıyor muyum?” diyen eşimiz beyler tarafından.

Yapıyorsun canım, yapıyorsun kuzum. Tuvalet kağıdı bitmiş, yenisini takar mısın dediğimde takıyorsun, sağ ol. Bunu minik yavrumuz da yapıyor söylediğimde. Hatta öğrendi, söylemeden de yapıyor, görev edindi. Sen de edinsen keşke. Böyle böyle hepimizin belli görevleri olsa. İşler ortak olsa, hayat bayram olsa.

Yardım istemiyorum. Yardım almak tüm işlerin bana ait olduğu anlamına geliyor. Aldığım her yardımda minnet etmem gerektiği anlamına geliyor. Sürekli acıkan karnımız, sürekli kullanıp kirlettiğimiz banyomuz, dağılan evimiz, fırlatıp sepete attığımız çamaşırlarımız sirkülasyonu karşısında çektiğim küreklerden birini sen tut istiyorum, iki koldan daha hızlı ilerleyelim ve yorgunluğumuz-dinginliğimiz eşit olsun diye. Benim de kendime, üretmeye ve hatta sıkılmaya alanım kalsın diye.

Karantina sürecinin başından beri ısınma turları yapıyoruz evde işlerin ortak yürümesiyle ilgili. Hissettirmeden, yumuşak yumuşak. Sıra sıra yapma taktiği işe yaradı bizde. Çocuklar doğrucu Davut olduğundan, “Baba bugün kahvaltı hazırlama sırası senin!” diye bir avaz bağırdığında erkek kişisi için çok da alternatif kalmıyor.

Öyle ya da böyle, bu süreçte nasıl herkesin ayakta kalma yolu başkaysa, evdeki dinamiklere, karakterlere bağlı olarak biz de ‘söylenince yapılan’ ve ‘yardım alınan’ işlerin de olması gerektiği gibi evdeki herkesçe görülen ve spontane yapıldığı bu doğal akışa girmesi için her yolu ama her yolu deneyeceğiz.

Olacak.

İşşşte o gün, bu videoları çekecek halleri kalmayacak.

Hayat bayram olacak.

Photo by Negative Space from Pexels

 

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...

Harika Bir Ekip

Okullarda öğretilen, iş başvurularında bir gereklilik olarak verilen "ekip çalışması"nın bir örneğiydi bu seneki Dijital Topuklar. Aslında her sene öyle... Dijital Topuklar'ın görünen iki kişilik...

#gücünügör demenin hakkını veren bir Dijital Topuklar 2020

Uzun zamandır her sene 1 Kasım’ı Dijital Topuklar günü diye heyecanla bekliyoruz. 2020’de de bu değişmedi, bir farkla; hemen her şey olduğu gibi Dijital...

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

1 Kasım 2020’de, #dijitaltopuklarevde

2016'dan bu yana her yıl 1 Kasım'da Dijital Topuklar'ın zirvesinde bir araya geliyoruz. İçeriğimiz, konuklarımız, mekânımız değişse de, değişmeyen tek şey 1 Kasım tarihi oluyor. 2020...