Etkin Dinleme

Geçen ay okuduğum “Etkili Anne-Baba Eğitimi” başlıklı kitap üzerine birkaç paylaşımda bulunmak istedim. Kitabı okurken aldığım notlar üzerinden yorumlamalarım olacak. Umarım keyifle okursunuz.

Öncelikle kendimi bir ebeveyn olarak bazı durumlarda hazırlıksız buluyorum. Çocuğu olanlar eminim bu hissi biliyordur. Sonuçta ilk çocuk. Deneyim sıfır. Hamilelik döneminde hamilelik deneyimlerini okuyoruz az çok aynı şeyler, öğreniyoruz, uyguluyoruz. Fakat iş çocuk olunca her çocuk birbirinden farklı. Bir annenin çocuğunda uyguladığı yöntem onda tutuyorsa benimkinde tutmuyor. Burada da iş iletişime kalıyor. Yani senin çocuğunla arandaki iletişim. Ve şunu öğrendim ki bu taa anne karnında başlıyormuş… (“Eee bunu bilmiyor muydun ? Tabii ki anne karnında başlar” dediğinizi duyuyorum. ) Anne karnındaki iletişim konusunda ben sıkıntılıydım. Yani hiçbir zaman kendi göbeğiyle konuşan bir anne olamadım. Ama şu an oğlumla konuşuyorum. (Konuştuğumu da sanıyor olabilirim. Yeni yeni başladım diyelim…) Oğlumla olan iletişimimiz de geleceğe yatırım. Adı geçen kitabı okuduktan sonra hem oğlumla olan iletişimimde hem de öğrencilerimle olan iletişimimde farklı bir kapı açıldı bana. Bildiğim bir şey belki ama uygulama konusunda çok başarılı değildim. Şimdi yavaş yavaş uyguluyorum.

Peki bu etkili iletişimin ön basamaklarından biri, kitapta da bahsi geçen bir yöntem nedir? Etkin Dinleme. Evet, sadece dinliyoruz. Aslında çok basit. Aslında çok zor. Dinlemek kolay gibi görünen bir iştir. Birçok insan dinler, dinler gibi görünür, dinlediğini düşünür. Etkin dinleme esasında zor bir iştir. Dikkat gerektirir. Merak ister. Dinlediğiniz kişinin size söylediklerini anlamanızı gerektirir. Bu konuda da çocuğumuzu dinlemek adına öncelikle çocuğumuzun konuşması gerekir. Can henüz yeni yeni kelime söylemeye başladı. Gözlerinin içine bakarak “Evet annecim” diyorum dinlediğimi hissettirmek adına. Biraz daha büyüyünce eminim her şeyi anlatacaktır. Fakat ergenlikte öyle dönemler geliyor ki çocuklar aileleri ile hiçbir şey paylaşmıyor. Bunu kendi ergenliğimizde de yaşamış olabiliriz. İşte ben bu şekil aile iletişimini bugünlerden inşa ederek çocuğumun benimle her şeyini rahatça paylaşabilmesini hedefliyorum. Bunun için de önceliğin Etkin Dinleme’den geçtiğini düşünüyorum.

Şimdi çocukları bir kenara bırakıp kendimize dönelim. Dinlenilmek her insanın ihtiyacı öyle değil mi? Biri sizi içtenlikle dinlesin, anlasın istemez misiniz? Birçok insan psikoloğa bu yüzden gidiyor. Ki birçok psikolog da aslında hiç yorum yapmadan sadece dinliyor. Konuşmak bir ihtiyaçsa dinlenilmek de bir ihtiyaç. Beni dinleyen, anlayan biri benim için çok değerlidir. Eminim hepimiz için değerlidir. O zaman bu hissi neden en sevdiklerimize yaşatmıyoruz? Hadi birkaç küçük adımla başlayalım.

1) Öncelikle karşı tarafın söyleyeceği şeyi duymak istemeliyiz. Onun anlatacakları bizim için önemli, değerli olmalı. Bunu bazı kapı aralayıcı kelimelerle desteklemeliyiz. Bu kapı aralayıcılar karşı tarafa seni dinliyorum mesajı verir. Bu da anlatıcıyı daha fazlasını söylemeye yöneltir. Nelerdir bu kapı aralayıcı kelimeler birkaç tane örnek vereyim.
• Bunu duymak istiyorum.
• Senin görüşlerini merak ediyorum.
• Öyle mi?
• Gerçekten mi?
• İlginç.
• Öyle yaptın, ha?
• Hmm.
• Anlıyorum.
• Devam et, dinliyorum.
ve bunun benzeri birçok ilgilendiğinizi gösteren, karşı tarafı dinlediğinizi hissettiren cümleler. Birine bir şey anlattığınızda karşı tarafın ilgisi olursa daha çok anlatmak istersiniz. Kendinizden pay biçin.

2) Diğer bir can alıcı nokta ise, dinlerken karşı tarafın anlattığını doğru anlamalıyız. Karşıdan gelen mesajlar doğru yorumlanmalı. Eğer bunu başaramazsanız anlatıcı sizin anlamadığınızı düşünüp anlatma hevesi kaçabilir. Karşı tarafın mesajları muhakkak doğru algılanmalı. Bu şekilde anlatıcı anlaşıldığını hissedecektir. Tüm insanların isteği duygularının anlaşılmasıdır. ( Buraya ufak bir not, başka bir yazımda da duygular üzerine yazmak istiyorum!) Empatik dinlemediğimizde karşı taraf anlaşılmadıklarını hissederler ve bu hiç istemediğimiz bir şeydir.

Bu yazımın ana düşüncesi de Etkin Dinleme oldu. Kitap tabii ki bu konuyu derinlemesine işliyor. Bu yazdıklarım kitaptan çıkarımlarım. Bu kitapta değineceğim ve yorumlayacağım birçok konu daha olacaktır. Tekrar görüşmek üzere, sevgiler…

Photo by Magda Ehlers from Pexels

 

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.
Burcu Sayan
Burcu Sayan
Okumayı yazmayı sever, matematik sever, hobi bahçe işleriyle ilgilenir, balkonunda keyif yapar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Teknolojik Anneler’den Dayanışma Ekranı

Mart 2020'de Türkiye'yle birlikte dilimize de yerleşen Covid 19 virüsü, çoğunluğu olumsuz olmak üzere irili ufaklı binlerce değişikliğe sebep oldu hayatta. Ekonomi, sağlık, psikoloji,...

Yanlış Değil, Farklı

“Pardon bir şey sorabilir miyim, sizin oğlunuzun yüzü neden fazla büyük ve değişik?” 8 yaşındaki çocuğunu, bir doğum gününde yeni tanıdığı “farklı” bir çocuğun annesine...

Hapishanelerimiz

  Ömür tüketen, ağır akışı ile uzun zamandır izlemediğim Türk dizilerini protestoma “Camdaki Kız” dizisi ile son verdim. Henüz iki bölümü yayınlandı ve ben kapıldım....

Kendine Ait Bir Şeyler…

Dijital Topuklar olarak, pandemi yüzünden evlerimize kapandığımız, her yıl 1 Kasım'da birbirimizi görerek, birbirimize dokunarak, sarılarak gerçekleştirdiğimiz zirvemizi sanal ortama taşıdığımız geçtiğimiz sene içinde,...

Feminizm Karşıtı Kadınlara Karşı Olan Kadınlar Hakkında Karışık Hisleri Olan Kadınlar

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından Jenny Lawson'ın “Women Who Are Ambivalent About Women Against Women Against Feminism” başlıklı yazısından çevrilmiştir....