Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Virüse Karşı Omuz Omuza (Yalnız bir metre arayla, teşekkürler...)

Virüse Karşı Omuz Omuza (Yalnız bir metre arayla, teşekkürler…)

Nereden çıktığını, nereye kadar aramızda olacağını katiyen bilemediğimiz bir virüs tüm dünyaya en kötü korku filmi senaryosunda bile göremeyeceğimiz günler yaşatıyor. Dünyanın en turistik meydanları güvercinlere kalmış, bütün ülkeler sınırları kapatmış, sokağa çıkma yasakları almış yürümüş,  virüsü kapanların da hayatını kaybedenlerin sayısı da günden güne artıyor. Hiç lafı dolandırmaya gerek yok, hepimizin ödü patlıyor olan bitenden, aklımızı başımızda tutmak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz, başarılı olup olmadığımız muamma.

Bütün bu saydıklarım elimizde olmayan, bizim dışımızda haller aslında. Tabii gerekmedikçe sokağa çıkmak gibi bir sorumluluğumuz var o cepte ama onun dışında meselelerin çoğu bireysel çözümler bulunamayacak kadar büyük. Bunların çaresi bizde değil ama bir de bunca kaosa rağmen yapabileceğimiz şeyler var ve belki sadece belirsiz bir geleceğe değil, bugün elimizden gelenlere de odaklanabiliriz. Ben kendime bu cümleyi tekrarlıyorum zaman zaman, belki bir kişiye daha faydası olur diye yazmak istedim. Gelelim neler yapabileceğimize.

–          Ne olur ama ne olur, yanlış bilgi yaymayalım. ‘Kaynımın kaynının kuzeninin çalıştığı hastane’ diye başlayan ses kayıtlarını WhatsApp’tan gönderip durmayalım, teyit edilmemiş bilgileri paylaşıp panik yaptırmayalım, hiç kimseye faydası olmayan cümleleri kurmayalım. Twitter haber akışı konusunda tecrübeli insanlarız, küçük bir araştırma ile bilginin gerçekliğini anlayabiliriz, lütfen tüm dünyayı dev bir ‘veli vatsap grubuna’ çevirmeyelim.

–          Bunu tam anlatabilecek kelimelerim var mı bilmiyorum ama şöyle anlatayım, bu kadar bencil olmayalım. Sağlık personelleri yeterli ekipmanımız yok diye her yerde anlatırken suratında maske ile lüks evinin bahçesinde spor yapan ünlü görmek beni sinirlendiriyor, bunu inkâr edemem. Ya da bir ilaç dedikodusu ile eczanelere hücum edip o ilacı gerçekten kullanan ve o ilaç olmadan ölüm tehlikesi yaşayacak insanları hiç düşünmeyenleri görünce kan beynime sıçrıyor. İki ay evde kalsanız da 30 kilo makarna yiyemezsiniz mesela ve dünyanın tüm kolonyalarını evinize alsanız da virüsten korunamazsınız herkes temiz olmadıkça.

–          Yardımlaşalım. Sadece alışverişe çıkamayan komşular için bir şeyler almak değil mesela, zihinsel olarak da yardımlaşalım. Hepimiz doğal olarak sürekli korkuyoruz ve karanlık senaryolarımızın ucu bucağı gelmiyor, kendimizi durduramıyoruz ama birbirimizi durduralım. Birbirimizin panik atak sponsoru olmak gibi mesela. Kendi zihnini durduramayan başkasının zihnini durdursun, herkes birbirine bir el atsın.

–          Büyük oyunu görmeye geçici olarak ara verelim. ‘Bu işin altında iş var.’ , ‘O hoo görün daha neler olacak’, ‘Bunlar daha iyi günler’ gibi kimseye faydası olmayan ama insanları depresyon ve strese sürükleyen cümleleri kurmayalım. Söz veriyoruz bu işler bittiğinde gelip ‘Evet sen demiştin’ deriz bu tarz insanlara ama şimdi yeter ki sussunlar. Kimseden Polyannalık beklenmez böyle bir ortamda ama bu cümlelere de gerek yok.

–          Ağzımızdan çıkanı kulağımız duysun genel olarak, biliyorum bu panikte zor ama bu zaruri. Akıl sağlığı da yemek içmek kadar, marketten makarna yığmak kadar önemli. Kendimize de başkalarına da mukayyet olalım. Sağlıklı günler dilerim.

Zeynep Gönenli
Zeynep Gönenli
Okumaya ve yazmaya bayılan bir kimyager
Önceki İçerikCorona ve Yaşlı Olmak
Sonraki İçerikEv Mahkumiyeti Hayatı

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Aradığınız Çeviklik (Agility) de Yılmazlık (Resilience) da Evde!

Adım FatmaNur. 39 yaşındayım. Pandemiyle birlikte hiç gönüllü olmadığım rolleri üstlenmem, çevik bir adaptasyon sergilemem ve yılmamam gerekti…Biraz epik, biraz lirik tiyatrom evde hala...

İkinci Tekil Mağduru

Yıllardır içinde debelendiğim kurumsal hayattan mıdır, yoksa kurulan iletişim biçiminin üzerinde görünmez bir giyotin gibi durduğundan mıdır bilmem, bazı ilişki türlerinde ikinci çoğul kullanmak...

2020’nin Duygusal Hız Treni, Sıkı Tutunun!

Kelimeleri, bir durumu anlatırken kullanabileceğimiz farklı sözcüklerin olmasını seviyorum. Kalp dersek başka gönül dersek başka olabiliyor çünkü ya da özlem deyince başka hasret deyince...

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...