Taciz ve Güvensizlik

Son zamanlarda daha da sık duyduğumuz taciz, tecavüz, cinayet haberleri, buna katlanamıyor olmak, herkese karşı derin bir güvensizlik hissi ve fakat yine de insanlara asgari düzeyde güvenmek zorunda oluşumuz… Bunları konuşma sıklığımız artık günde birkaç kez olduğundan, bir şeyi fark etmemi sağladı, hepimizin bu süreçten nasıl geçtiğini…

Ben ilk defa liseye yeni başladığımda tacize uğramıştım. O zaman henüz 1.50 bile olmayan boyum, sırtıma attığım benden büyük gitar ve gündüz vakti. Kurstan çıkmış evime gitmek için otobüse binmiştim. Otobüsün kalabalığı içinde kendime yer bulmuş giderken, birileri de benim arkamda yer bulmuş. Hala aklım almıyor, benden fazla yer kaplayan o gitarla bunu nasıl başarabildi o şahıs, ama başardı. Kalçamda bir el hissettim ve başta anlamadım. Hiç başıma böyle bir şey gelmemiş ve asla da tahmin edemiyorum çünkü arkam epey korunaklı, ya da en azından ben öyle sanıyorum, üstelik her gün kullandığım için artık içindekileri tanıdığım ve oturduğum eve giden otobüsteyim.

Konduramıyordum ve bunu, bir daha hiçbir zaman o kadar uzun olduğunu düşünmediğim o iki durak arasında yaşamıştım. Yine o şahıs, artık her kimse, benim zaten ineceğim durakta benden önce kendini attı otobüsten ve arkasından da ben indim. Kıpkırmızı olmuş, neye uğradığını şaşırmış bir şekilde hala ne olduğunu anlayamazken arkasından indiğimi görüp korkarak bakmıştı arkasına ve adımlarını hızlandırarak kaybolmuştu. O an dank etmişti kafama ne olduğu, gerçekten bunu yaşadığım ve artık kaçıp gittiği. Sanıyorum o kişi de benim onun arkasından bilerek indiğimi sanmış olacak ki, telaşla kaçtı oradan.

Son zamanlarda okuduğum haberlere bakınca o adamın yaptığı şeyin bir sonucu olacağını düşünüp korkması bile ne kadar umut vericiymiş. Arkasından indiğim gibi o ufacık halimle ona zarar verebileceğime olan inancı ve bundan korkması…

Şimdilerde kızı ölmüş bir babaya mahkemede “Kızına sahip çıksaydın.” diyenleri görünce insan bu durum için bile en azından yaptığı pisliği biliyor diye düşünüyor.

İşte 13 yaşımdan 22 yaşıma kadar geçen zamanda yaşadığımız toplumsal evrim.

Biz yine bir gün bu anılarımızı (!) anlatıp birbirimize olası taciz şekillerini ve neler yapabileceğimizi konuşurken arkadaşım, “Bunu şimdi yaşasan ne yapardın?” diye sordu. “O pisliği anasından doğduğuna pişman eder, kimse yanımda olmasa bile hayatını cehenneme çevirmek için ömrümü harcardım” dedim. Ve bu cümleyi hemen hemen hepimiz kurduk, çünkü tacize uğraya uğraya ne yazık ki hepimiz bu konuda “tecrübe” sahibiydik. İşte bunu fark etmek beni yaraladı. Artık tacizciyi tanıyabiliyor olmak, gelmeden önlemek ve olabilecek toplum baskına karşı bile hazırda beklemek ne yazık ki tecrübenin getirdiği bir şey ve daha da kötüsü kadınların büyük çoğunluğu bu tecrübeye sahip. Herkese bana zarar verebilir gözüyle bakmak istemiyorum, paranoya yapmak, ufacık harekete kuşkuyla yaklaşmak istemiyorum ve elbette her erkeğin tacizci olmadığını biliyorum ama bunlar korkmama engel olamıyor. Bu korku da belki bazen haksız yere birilerini suçlamama neden oluyor. Çünkü artık o koca gitarla tacize uğrayan kız çocuğu değilim, çünkü artık hiçbirimiz o ilk tacizimizdeki ve hatta belki ikinci, belki üçüncü tacize uğradığımız andaki biz değiliz.

Dolayısıyla artık tacize uğramadan bile sesimi çıkarıyor olabilmeyi defalarca uğradığım tacizlere borçluyum. Bir kadın tek bir yıl, hatta tek bir ay içinde bile o kadar çeşitli şekilde ve defalarca taciz ediliyor ki bazı erkeklerin hiç anlamadığı şeylere bile hassasiyet gösterebiliyoruz. Yaralarımızı kaşıyan bir şeyler görüyoruz orada ve artık yapılan hareket taciz niyeti taşımıyor olsa bile, sırf yapabildiğimiz için sesimizi çıkarıyoruz.

Artık baştan kibarca uyarmak değil, rahatsız olduğumu vücut dilimle anlatmaya çalışmak değil, direkt bağırıyorum. Çünkü bunu yapabilecek hale gelene kadar çok sustum, çok tacize uğradım ve çok ağladım. Bu yüzden artık bunu bana yapanı ağlatabilecek güçteyim. Hala tacize uğradığımda korkuyorum ve aslında ilk defa yaşadığımdan daha çok korkuyorum artık, ama sadece ağlayarak bunu içime atmıyorum.

Siz de atmayın, ses çıkarın. O an öyle hissetmiyor olsanız bile tek başınıza değilsiniz ve bunu hep hatırlayın. Umuyorum dünya üzerinde hiçbir kadın, çocuk ve hayvan daha fazla bu tarz haberlerle gündeme gelmez.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir