Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Korona, Feminizm, Samimiyet

Korona, Feminizm, Samimiyet

Yok Çin bize çok uzak, yok sıcakta yaşamıyormuş zaten, yok WhatsApp ses kaydındaki kaynımın komşusunun kızı karantina altına alınan birini görmüş, yok sirke çok işe yarıyormuş… Ha geldi ha gelecek derken işin magazinin tadına afiyetle vardık ve geçtiğimiz hafta ortası itibarıyla gerçek gündemle yüzleştik çok şükür: Türkiye’deki ilk vaka resmi kaynaklar tarafından açıklandı.

Kimine göre çok iyi bir kriz iletişimimiz, önlemlerimiz var. Kimine göre bu konuda iyi değiliz. Okullar tatil, iş yerleri uzun zamandır direndikleri evden çalışma konseptine hızlı ve sıcak bir karşılama yaptılar; AVM’ler nispeten boş, metrobüsler limon kolonyası kokuyor… Ekonomik ve sosyal anlamda bu süreçten ne kadar yaralı ya da ne kadar gururlu ayrılacağımızı zaman gösterecek.

Herkesin ilgi alanı, karın ağrısı kendine. Ben de dünyanın Korona günlüklerine baktığımda, kendi zayıf noktama en çok dokunan alanlardan biri ile ilgili iki kelam edeyim istedim.

Çok değil, daha bir hafta önce 8 Mart’ı andık. Toplumsal cinsiyet eşitliği diye yazdık, çizdik, bağırdık. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir dedik, var olanı alma mücadelesinde hepimiz kendimizce sesimizi çıkarttık. Şirketler, devlet büyükleri bu konudaki mesajlarını yayınladılar. Tam da bir hafta sonra, virüse karşı önlemler kapsamında okullar tatil edilince, çocuklara bakan ‘annelerin’ rahatı için kamuda ve özel sektörde birçok şirket ücretsiz izin politikasını açıkladı. Duyarlı belediyeler, şirketler elbette oldu ve sadece annelere değil, ‘ebeveynlere’ olacak şekilde bu uygulamalarını güncelledi. Influencer’ların bazıları ise hemen bol etkileşimli içeriklerini üretti, çocukları ile evde kalan ‘anneler’ için iyi vakit geçirme önerilerini paylaştı. Bizim 8 Mart, her zamanki gibi balon olup uçuverdi.

Elbette bu gündemde derdin bu mu diyenler olabilir. Tek annelerin bile olsa, düşünülmesi güzel diyenler olabilir. Evet güzel, ama üzgünüm ki eksik. Her kriz kendi içinde bir fırsat barındırır. Topluma ne söylerseniz, dilinizden en çok ne çıkarsa kalp onu sahiplenir, davranışlara işlenir, alışkanlık olur. Çocukları ile vakit geçirmek için ‘ebeveynlere’ destek derseniz başka, ‘annelere’ destek derseniz çok başka anlaşılır. Samimiyetiniz uçar gider, vermek istediğiniz mesajların arkasında duramamış, onunla sadece reklam yapmış olursunuz.

Dediğim gibi, bu virüs ile birçok açıdan sınavı geçeceğiz, birçok açıdan da sınıfta kalacağız. Virüsün toplumsal cinsiyet eşitliği ile sınavında, gören gözler için birçok belediye eşitlikçi uygulaması ile çoktan ipi göğüsledi, birçok şirket destekleyici izin politikası ile itibarını yükseltti bile. Kalanlar için hala bir şans var. Samimi ve cesur olmak işinizi görecek, inanın.

Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.
Önceki İçerikKimi Kadınlar
Sonraki İçerikCorona ve Yaşlı Olmak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...

Vicdansız Labirent Olur mu?

45 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmını kendimi patates çuvalı gibi hissederek yaşadım. Son yıllarda her gün anlamsız bir sabaha uyandım. Sadece anılarımı düşünüyordum. Hiç hayalim...