Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Instagram mı büyük biz mi büyüğüz?

Instagram mı büyük biz mi büyüğüz?

Geçtiğimiz haftalarda Instagram’ın algoritmaları sebebiyle sponsorlu olmayan, ticari faaliyette bulunmayan hesapların takipçileriyle buluşmasının zorluğu konusu tekrar gündeme geldi. Instragram’ın aktif olmayan hesapları sildiği, kullanıcıların haberi bile olmadan takip ettikleri hesapları takipten çıkarttığı konuşuldu. Peki, olan gerçekten bu mu ve biz bu durum karşısında ne yapabiliriz?

Instagram’da bir alışveriş izdihamı yaşandığı ve karşımıza çok reklam çıktığı bir gerçek. Tüm gönderileri reklam olan, tüm hikâyelerinde marka linkleri veren hesaplar büyüdükçe büyüyor ve o kargaşada aradığımızı bulmamızı zorlaştırıyor evet ama aynı zamanda çok kıymetli içerikler üreten, okudukça bize yeni pencereler açan, hayatımızı güzelleştiren hesaplar da var ve bir taraftan onlar da artıyor. İlk grup daha çok karşımıza çıkıyor doğru ama bunda bizim kullanıcı tercihlerimizin hiç mi payı yok? Bence biraz var.

Örneğin Instagram’ın birbiriyle etkileşime girmeyen, birbirine hiç yorum ya da beğeni yapmayan hesapları takipten çıkarttığı ile ilgili bir şüphe var. O zaman ne yapacağız? Beğendiğimiz hesapları içimizden değil dışımızdan beğeneceğiz, yorum yapacağız, başkalarına önereceğiz. ‘Arkadaşlar merhaba, ben bu botu Süper Botlar mağazasından aldım, siz kendi botlarınızı nereden aldınız yorumlara yazın, en güzel botu olan arkadaşlarınızı etiketleyin’ gönderilerine bin tane yorum geliyorsa, sevdiğimiz bir gönderide de bizim yorumumuz olsun. Evet, bazı gönderiler kullanıcıların önüne düşmüyor ama en çok beğendiğimiz, yorum yaptığımız, kaydettiğimiz gönderiler pat diye düşüyor önümüze, hikâyede en önde oluyor, bakınca ilk onu görüyoruz. Demek ki etkileşime geçersek sevdiğimiz hesapları kaybetmiyoruz. Öte yandan bunu yapmadığımız durumda ‘Çok güzel yemek tarifi paylaşan bir hesap vardı’ diyebiliriz aylar sonra bir gün ve baktığımızda o hesap artık olmayabilir. Bu durumda o güne kadar çok beğendiğimiz halde bir kere bile o ‘like’ tuşuna basmadığımız veya tek bir yorum bile yapmadığımız hesabın gidişi bizi üzer tabii.

Bir diğer konu da eleştirdiğimiz hesaplara bakmamak, onları takipten çıkmak. Biliyorum ‘Keşfet’e düşmek’ diye bir şey var bu hayatta ya da farklı hesaplar alıntılıyor birbirinin gönderilerini ve takip etmeyi asla düşünmediğimiz birilerini bile karşımızda görebiliyoruz ama biraz da bizim seçtiklerimize göre şekilleniyor Instagram’ın önerileri ve keşfet ekranımız. Örneğin ben Keşfet’e basınca dünyanın tüm dillerinde Aşk-ı Memnu sahneleri ve bolca da kitap görüyorum çünkü hep onları takip edip, onları beğeniyorum. Bu noktada bir hesaptan rahatsızlık duyuyorsak bırakalım gitsin, yavaş yavaş hayatımızdan tamamen çıktığını görebiliriz.

Instagram’ın geldiği nokta biraz televizyon gibi; en sevdiğimiz diziler yayından kalkarken hiç sevmediklerimiz ve eleştirdiklerimiz reyting rekorları kırabiliyor. Arz talep meselesi ise bütün bunlar olurken gizemini koruyor. Herkes bu dizileri istediği için mi diziler böyle oldu yoksa diziler böyle olduğu için mi hepimiz bu haldeyiz? Bazı diziler toplumu yansıttıkları için mi bu kadar popüler oluyorlar, yoksa o popülerlikleri ile toplumu kötü mü etkiliyorlar? Bunların cevabı bunca yıldır tam da verilemedi maalesef, aynı sorular etrafında dönüp duruyoruz.

Neyse ki söz konusu Instagram olduğunda televizyonda olduğu kadar edilgen değiliz, daha kaliteli ve özgün bulduğumuz içerikler için yapabileceğimiz şeyler var. Okuyalım, yazalım, çizelim, etkileşime geçelim. Seviyorsak gidip konuşalım bence.

Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...

Vicdansız Labirent Olur mu?

45 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmını kendimi patates çuvalı gibi hissederek yaşadım. Son yıllarda her gün anlamsız bir sabaha uyandım. Sadece anılarımı düşünüyordum. Hiç hayalim...