Kadın Hukuku Savaşçısı: Nazan Moroğlu

Kale Kategori

Kale Grubu sponsorluğunda hazırladığımız İlham Veren Topuklar köşemizde bu hafta Türkiye’nin ilk kadın hukuku uzmanı Avukat Nazan Moroğlu’ndan bahsedeceğiz.

Türkiye tarihinde kadın hakları meselesi epey çetrefilli. Cumhuriyetle birlikte kadınlara birçok temel haklar tanınmış olsa da, gelişmiş ülkelerdeki hak mücadeleleri ve yasal düzenlemeler ile kıyaslandığında epey yavaş yol aldığımız söylenebilir. Bundan sadece 27 yıl öncesine kadar, kadınların çalışabilmesi için bile yasal olarak kocalarının iznine başvurması gerekirken bugün gelinen noktada epey yasal ilerleme kaydedilmiş sayılır ve halihazırda düzenlenmiş kanunların yanı sıra, uygulamadaki açıkların giderilmesi ve kadının insan haklarının gerçek anlamda korunabilmesi için hala çok yolumuz var.

Erkek egemen zihniyet, kadını ikincil konumda sınıflandırırken yasalar da bu durumu destekliyordu. Henüz 2002 yılına kadar Medeni Kanun’da “Koca ailenin reisidir” ifadesi yer alıyordu ve İnsan Hakları Sözleşmesi her bireyin eşit olduğunu savunsa da, aile içinde açıkça erkeğe üstünlük tanınıyordu. Neyse ki değişen Medeni Kanun daha eşitlikçi bir görüşü savunuyor. Yine de, birçok detay hususta gerçek eşitliğin sağlanması için hem kanunlarda, hem de uygulamalarda ciddi dönüşümlere ihtiyacımız var gibi gözüküyor.

Avukat Nazan Moroğlu, Türkiye’de kadın hakları konusunda çalışan ve mücadele eden en güçlü isimlerden biri. Kadın hukuku konusunda uzmanlaşan ilk avukat olarak bu konuda emek veren birçok hukukçunun yolunu açtı, halen MEF ve Teditepe Üniversiteleri’nde “Kadının İnsan Hakları Hukuku” derslerini veriyor.

20 yıldan uzun süredir kadın hukuku üzerinde çalışan Avukat Nazan Moroğlu, Türkiye’nin ilk kadın hukuku uzmanı olarak pek çok konuda hem hakkını arayan kadınlara, hem de hukukta bu alanda çalışan uzmanlara ilham veriyor. Aynı zamanda birçok önemli kuruluşta da görev alıyor: Yönetim Kurulu Üyesi olduğu İ.Ü. Hukuk Fakültesi Eğitim Vakfı ve (ALKEV) Alman Liseliler Kültür ve Eğitim Vakfı kurucularından. Avrupa Birliği Kadın Hukukçular Derneği (EWLA) kurucu üyesi. TÜBAKKOM (Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu) kurucu başkanıdır. 2004 yılından beri İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Koordinatörlüğünü yürütüyor. Bunların yanı sıra Cumhuriyet Mitingleri hazırlık komitesi, Türkiye Aile Planlaması Vakfı, Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, İstanbul Anayasa Platformu, TÜSAİD Kadın Erkek Eşitliği ile Eğitim Çalışma Grupları, Atatürkçü Düşünce Derneği, KAGİDER, Yanındayız Derneği de dahil olmak üzere pek çok aktif kuruluşta yönetim kurulu ve danışmanlık görevlerini yürütüyor. İstanbul Barosu Başkan Yardımcılığı görevine de önümüzdeki seneye kadar devam edecek olan Nazan Moroğlu’nun, 10’dan fazla bilimsel ve hukuksal yayında da imzası bulunuyor.

Kanunlar teoride iyi, pratikte korkunç

Son zamanlarda sıklıkla gündeme getirilen nafaka konusunda da çalışmalar yürüten Nazan Moroğlu, “Kadını güçlendirmeden nafaka ile ilgili kanunda değişiklik yapılmamalı” demişti. İlk resmi yayını olan, “Kadının Soyadı” adlı çalışmasında Medeni Kanun’da yapılan değişiklikleri eşitliğe doğru atılan adımlar olarak tanımlarken, hala yol alınması gereken noktaları hatırlatıyor. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni 1985 yılında imzalayan Türkiye’nin, bu sözleşmede yer alan evlilik ve aile ilişkileri içindeki eşitlik maddelerine de uyması gerektiğini ifade ediyor. Sözleşmede özellikle soyadı ile ilgili de eşit haklar tanınmasını içeren bir madde var ve Medeni Kanun hala soyadı konusunda erkeklere tanıdığı hakları kadınlara tanımıyor. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de “Eşler kendi aralarında ve çocuklarıyla ilişkilerinde, evlilikle ilgili, evlilik sırasında veya ayrıldıktan sonra, özel hukuk nitelikli haklara ve yükümlülüklere eşit olarak sahiptirler” maddesi yer alıyor ancak Türkiye kanunları bu maddeyi de karşılayamıyor.

Kadınlar evlendiklerinde eşlerinin soyadını alıyor, 1997 yılında yapılan değişiklikle özel başvuru ile kendi soyadını da koruyabiliyor ancak boşanma durumunda, eşlerinin soyadını kullanmaya devam edemiyorlar. Eğer kendi menfaati için eski eşinin soyadını kullanmaya devam edecekse, bu durumun kocaya zarar vermeyeceğinin kanıtlanması gerekiyor ve koşulların değişmesi durumunda eski koca, bu iznin iptalini isteyebiliyor.

Nazan Moroğlu, detaylıca hazırlanmış çalışmasında mevcut kanunların uluslararası sözleşmelere ve kadının insan haklarına neden aykırı olduğunu açıklarken, değişiklik önerileri de sunuyor.

Twitter’da saldırıya uğramıştı

Sputnik’in haberine göre, geçtiğimiz Ekim ayında Nazan Moroğlu, Twitter’da yazdıkları yüzünden sertçe eleştirilmiş ve hesabı da bir şekilde askıya alınmıştı.

“Niye askıya alındığı belli değil. Yargı reformuna ilişkin bir tweet yazmıştım. Belli konularda farklı görüşte olanlar kabul edilemez ifadelerle altına yorumlar yazmışlardı. Toplu bir şikayetle belli ki askıya alınmış. Ben özellikle kadın hakları alanında çalışıyorum. Yargı Reformu Paketi’nde arabuluculuk konusu vardı. Aile hukukunda zorunlu arabuluculuk olmaz. Bir tarafı ekonomik ve ruhsal baskı altında tutmak ‘şiddet’ olarak tanımlanır. Bu olamaz. Bunu yazdım. 2-3 saat içinde 150 bine yakın etkileşim oldu. Kadın-erkek eşitliğine inanan yurttaşların takip ettiği bir hesabım var. Öğrendiğimiz kadarıyla toplu şikayetler olmuş. Basından sivil toplumlardan arkadaşlar da bu hesabın tekrar açılması için kampanya yaptılar.

Moroğlu, hesabının kapatılması konusunda “twitter trollerini” ima etti:

“Benim hesabımda takipçim halen sıfır görünüyor. Ama benimle ilgili yazılan her şeyi görüyorum. Umuyorum birkaç güne kadar açılır. Kim yazmış olabilir? Kadını birey olarak görmeyen bir zihniyetin saldırısına uğramışım demektir. Hatta bunların bir kısmı da dernekleşti. Bir ülkeyi yönetenler kadın erkek eşitliğine inanmam derse, 3 çocuk 5 çocuk derse, bir bakan çıkıp kadının en önemli görevi anneliktir derse bu kadını birey olarak görmediklerinin göstergesidir. Demokratik hukuk devletinde yaşamak istiyorsak kadınların çocukların haklarına özen göstermek zorundalar. Ben de bunu eleştirince altına akıl almaz cevaplar yazıyorlar. Okumuyorum bile… Türkiye bunları aşacak, inanıyorum…”

Kale Kategori

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir