Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Domino Taşlarını Yerinden Oynatmaya Ne Dersiniz ?

Domino Taşlarını Yerinden Oynatmaya Ne Dersiniz ?

Oldum olası sevdiklerim için hediyeler hazırlamayı çok severim; ya el yapımı bir şey yaparım (ayraç, broş, buket, kurabiye vb.) ya da satın aldığım ürünlere duygularımı, dileklerimi aktardığım notlar yazarım. Bireysel gelişim yolumda edindiğim bilgiler kadar öğrendiklerimi paylaşmanın da etkili olduğuna ve paylaşarak çoğalmanın gücüne inanıyorum. İnsanlarla iletişim kurmayı, herkesi bir araya getirmeyi, eğlenmeyi severim, kısacası etkinlik düzenleme meraklısıyım! Hatta seneler boyunca kendi doğum günü organizasyonlarını kendi düzenleyen ve gelen arkadaşlarına hediyeler hazırlayan biriydim. Biriydim diyorum, çünkü arkadaşlarım için hevesle paketlemeler yapıp, notlar yazarken, kendime bir şey yapmak aklıma bile gelmezdi.

Hem zaten kendine not yazmak insanın aklına neden gelsin ki, değil mi? Elbise alır, giyinip süslenirdim, o ayrı. Sadece fiziksel olarak özen gösterdiğimi fakat ruhumla iletişime geçmediğimi iki sene önce koçluk eğitimi alırken fark ettim. 2018’e girmeye bir hafta kala kendime yeni yıl hediyesi almaya karar verdim. Değerlerimi keşfetmeye başlayıp, kendime daha yakınlaştıkça, o an için ihtiyacım olan şeyin çocuklukta bıraktığım oyunlar ve masallar olduğunu fark ettim. Bir masal kitabı aldım, hem de oyunlu! Gözlerimi kapadım, o sırada yaşadıklarımı, içinde bulunduğum durumu düşünürken yaprakları çevirmeye başladım ve ruhumun istediği sayfada durdum, hikâyemi okudum. İnanır mısınız, tam da bana uygun bir hikâyeydi! Gülümsedim, kendi payıma düşeni aldım, sayfanın sonuna tarih atarak hislerimi yazdım, bir de kalp çizdim. Kalp çizen biri de değildim o güne kadar, “Demek ki ‘onu yapmam, bunu yapmam’ dememem lazımmış, her şey değişebiliyormuş.’’ diye geçirdim içimden önce. Sonra da ‘Eyvah! Neler oluyor bana böyle? Önceden bakmadığım yerlerden bakmaya, yapmadığım şeyleri yapmaya başladım!’ hissi uyandı.

Gerisi ise domino taşı etkisi, ilk taşı itince diğer taşların hareket etmemesi imkânsızmış, o günden bugüne hayatımda değişmeye devam edenler şeylerle anladım bunu. Bir de, ilk taşın ben olduğumu anladım. Ben harekete geçince diğer her şey de harekete geçiyormuş meğer! Kendime ayırdığım zamanla ve gerçek anlamda bana katkı sağlayacak, beni iyi hissettirecek bir hediyeyle kendime değer verdiğimi hissettim. O hissi yaşadığımdan beri, kimi zaman özel günlerde, kimi zamansa bir şey için adım attığımda ya da bir şeyi tamamladığımda kendimi ödüllendiriyorum. Ödülümü seçmeye yardımcı olması için ise şöyle bir soru soruyorum kendime, “Şu an ne olsa bana iyi hissettirir?” Bu sorunun cevabı hep değişken tabi; kahve içmek, alışveriş yapmak, yazı yazmak, bir şey tasarlamak, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak, bir arkadaşımın sesini duymak vb. En sevdiğim kısmı da bu zaten; değişken, sınırı yok ve doğru cevaba ulaşmamı sağlıyor, dolayısıyla kendimi mutlu hissediyorum.

Bu sene ise kendime hediye olayını biraz abarttım, malum gelişim için mutlaka üzerine bir şey eklemek lazım! Doğum günü hediyem, hayalime giden yolda bir cesaret adımı! Hem kendimi geliştirebileceğim, hem çevreye katkı sağlayacak, hem insanları bir araya getirecek, hem de hep birlikte eğlenebileceğimiz bir proje hazırlığındayız. Topluluk karşısında konuşmamış biri olarak hem yazan hem de sunan tarafta olacağım ki şu an bunu yazarken bile ellerim titriyor, o gün masanın altına girmezsem iyi! Kendime tarih belirledim, etkinliğin afişini tasarladım ve sosyal medyada yayınladım. Bunları yapmasaydım, korkularımdan dolayı erteleme ihtimalim olacaktı ki bu zamana kadar ertelediğim bir şeydi zaten. Korkular, inançlar yolumuzu kesebiliyor ama yukarıda da yazdığım gibi, taşların yerinden oynamasını istiyorsak başta kendimizi harekete geçirmeliyiz. Etkinlik afişleri yayında, masanın altında da olsam yanında da olsam, yolumda devam etmek istediğim için olduğum yerden ileriye bir adım daha attım. Bu benim cesaret ve özgürlük adımım, kendime verebileceğim en güzel 35 yaş hediyem!

Önceki İçerikSorumluluk Alma Zamanı
Sonraki İçerikKitap Kulübü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

"Uyandığında kırmızıydı. Kızarmış ya da güneşten yanmış değildi, dur işaretinin o kesif kırmızı rengini almıştı. İlk önce ellerini gördü. Gözlerinin önünde tutup, gözlerini kısarak...

Modern Zaman Ebeveyni, Ah Şu Romantik Canlı

Okuduğum kitapta böceklerin yavrularına bakım vermediklerini, yavrunun dünyaya geldiği andan itibaren dünyadaki tehlikelere karşı tek başına olduğunu anlatıyor ve diyordu ki, "belki de böcekler...

Issız Adada Yanımıza Alamadıklarımız

Tüm bildiklerimizi ya da bize ait olduğunu düşündüğümüz tüm doğruları unutsak mı artık? Yıllardır kitaplarda aradıklarımızı, bir sevgiliden duymak istediklerimizi, çözemediğimiz ne varsa her...

Beauvoir Dersleri

“Kadınların küçük görülmesiyle annelerin kuşatıldığı saygının uzlaştırılması, fazlasıyla samimiyetsizlik barındırmaktadır. Kadından her türlü kamusal etkinliği esirgeyip, erkek mesleklerinin kapılarını ona kapatıp, onun her alanda...

Teknolojik Anneler’den Dayanışma Ekranı

Mart 2020'de Türkiye'yle birlikte dilimize de yerleşen Covid 19 virüsü, çoğunluğu olumsuz olmak üzere irili ufaklı binlerce değişikliğe sebep oldu hayatta. Ekonomi, sağlık, psikoloji,...