Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Yeni Bir Evren Yaratma Sancısı: Anne Olmak

Yeni Bir Evren Yaratma Sancısı: Anne Olmak

Hep derler ya “Anne olunca anlarsın.” Buna bir de şu cümleyi eklemek gerek: “Anne olunca bir canın ne kadar kıymetli ve zahmetli büyüdüğünü fark edersin!”

Bunu idrak etmek için sadece anne olmak gerekmez tabii, farkındalığı yüksek insanlar elbette vardır ama anne olduktan sonra bunu anlamamak mümkün değildir. Annelik öncesi ve sonrasındaki derin fark edişlerden biridir bu. Artık daha hassas olunur ve empati yeteneğin geri dönüşü olmayacak şekilde gelişir. Önceden kızgın olduğunda düşünmeden yapabileceğin şeylerde daha temkinli olursun. Çünkü karşındaki insanın bebeklik hali düşer aklına ve o temiz/saf canlıyı kendi yavrunla özleştirip kolaylıkla sakinleşebilirsin. Anneliği artık sadece kendi çocuğun için değil, tüm evren için hissetmeye başlarsın. Hep arka planda bunu işleterek hareket edersin, önce kendi yavrun sonra tüm yavrular senin için korunmaya muhtaç haldedir.

Ben kendi annelik deneyiminde bunu derinden hissetmiştim. İkiz çocuk doğuran, memelerinden süt fışkıran bir anne olarak en ufak duygusallıkta gözü yaşlı halde ama tüm bebeklere yetecek on kaplan gücünde hissediyordum kendimi. Olanca gücümle onlara mamayı tek öğün vermek için günde 5 litre su içen, süt olsun diye helvaları kaşık kaşık yiyen, malt içecekleri tereddütsüz tüketen, ‘ben çocuklarıma tek başıma yeterim!’ meydan okuması içindeydim. Dışarı çıktığımda, çöp toplayan çocukları gördüğümde ise, ‘ah yavrucaklar sizin yeriniz burası değil’ diye gözlerim buğulanır, dünyanın adaletsizliğine başkaldırasım gelirdi. Hiç unutmam, emzirme, kaka-çiş temizleme, pış pış yapma, uyutma eksenin içinde sürekli birbiri ardına uykusuz ve bitkin geçen günlerimin birinde mutfak camından dışarı sokakta yürüyen insanlara bakıp, iç geçiştirmiştim. “Bu insanlar da bir zaman önce bebekti, ama bak büyümüşler, benim çocuklarımda böyle büyüyecek!” tesellisinde bulunmuştum sonra da yine duygusallığa vurup “ama bi insan nasıl bu kadar emekle büyür! Bazen bir hiç uğruna bu canlara kıyılıyor ve anneler sonsuz gözyaşına hapsoluyor!!’’ diye hayıflanmıştım.

Şu an çocuklarım 6 yaşında ve onlarla birlikte ben de yeniden doğmuş gibi hissediyorum. İlk bir sene neredeyse kendim için hiçbir şey yapmadan belli bir rutinde çocuk bakımı ve iş telaşı ile geçti ömrüm. (7,5 aylıkken başladım işe!!)  Sonra sonra sorgulamaya başladım hayatı, biz insanlar nasıl yaşıyoruz? Bu sistem nerden geldi? Evren, doğa, canlılık… Binlerce soru kafamda dolanmaya başladı. Sonra okumalar, yeni kapılar, yeni kitaplar, yeni ilgi alanları derken evimin kitaplığı yeni beyin bağlantılarım gibi genişledikçe genişledi. Çocuklarımla birlikte ben de kendimi bulma yolculuğuna çıktım adeta. Bu sonu olmayan bir macera, hep derler ya önemli olan gidilecek yer değil yolculuktur diye. Şu an bunun hazzı ve yazdığım yazılar ile naçizane paylaşımı içindeyim.

Anne olmak sadece fiziksel olarak değişim geçirmek değil, mental olarak da bu gelişimi başarabilmek. Eğitimsizlik, cahillik ve geçim kaygısı günümüzün en yaygın problemleri arasında ve yeni anne olan birçok kadın bu mental kaygılar içinde olamıyor. Maalesef, sonrasında da bunun bedelini çocuklarımız ödüyor! Keşke anne olmak için de bir psikolojik ehliyet kontrolü olsa, ‘Allah verdi rızkını da yaratır’ gibi basit söylemler yerine daha sistemli bir hazırlık safhası olsa gebe kadınlar için. Tabii ki annelikte birçok şey içgüdüsel olarak gerçekleşiyor ama bir bebeğin muhteşem bir potansiyelle dünyaya geldiğini, ilk 7 yaşın hayatımızın en önemli dönemi olup kişiliğimizin büyük bir kısmını şekillendirdiği bilinirse ‘O daha küçük çocuk unutur gider, çok da kafayı takmamak gerek!’ gibi cahil fikirlerin tohumlanmasına engel olunabilir. Çocukluğumuzun peşimizi bırakmadığı aşikar, “Çocukluk gökyüzü gibi bir şey, hiç yere kaybolmuyor’” sözündeki gibi. Yetişkinlikte bunun hesaplaşmasını yapmak zorunda kalmayacak mutlu, kendini gerçekleştirme yetisine sahip çocuklar yetiştirmek için 10 bin kat daha farkındalık diliyorum tüm kadınlara!

Öznur Üzümcü
Öznur Üzümcü
İnsan olmanın keşfinde, evreni, doğayı, canlıyı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan ikiz çocuk annesi. Şimdilik özel sektör işçisi ama yarının emek çiftçisi olmayı hayal eden, iflah olmaz bir okuyucu, yaşam boyu öğrenme düsturuna sahip bir kadın.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Teknolojik Anneler’den Dayanışma Ekranı

Mart 2020'de Türkiye'yle birlikte dilimize de yerleşen Covid 19 virüsü, çoğunluğu olumsuz olmak üzere irili ufaklı binlerce değişikliğe sebep oldu hayatta. Ekonomi, sağlık, psikoloji,...

Yanlış Değil, Farklı

“Pardon bir şey sorabilir miyim, sizin oğlunuzun yüzü neden fazla büyük ve değişik?” 8 yaşındaki çocuğunu, bir doğum gününde yeni tanıdığı “farklı” bir çocuğun annesine...

Hapishanelerimiz

  Ömür tüketen, ağır akışı ile uzun zamandır izlemediğim Türk dizilerini protestoma “Camdaki Kız” dizisi ile son verdim. Henüz iki bölümü yayınlandı ve ben kapıldım....

Kendine Ait Bir Şeyler…

Dijital Topuklar olarak, pandemi yüzünden evlerimize kapandığımız, her yıl 1 Kasım'da birbirimizi görerek, birbirimize dokunarak, sarılarak gerçekleştirdiğimiz zirvemizi sanal ortama taşıdığımız geçtiğimiz sene içinde,...

Feminizm Karşıtı Kadınlara Karşı Olan Kadınlar Hakkında Karışık Hisleri Olan Kadınlar

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından Jenny Lawson'ın “Women Who Are Ambivalent About Women Against Women Against Feminism” başlıklı yazısından çevrilmiştir....