Nesiller Arası Ebeveynlik

Ebeveyn olabilmekle ilgili ulaşabildiğimiz her bilgi zaman zaman uygulanabilir olmaktan çıkıp sırtımızda yük olabiliyor. Çocukluğumuzda karşılaşmadığımız, çevremizde denk gelmediğimiz pedagojik yaklaşımlarla bir nesil yetiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor. Genetik olarak kalıtsal geçen, görerek içselleştirebildiğimiz bilgiyle pratikte daha kolay ilerleyebilirdik. Ancak yapılan araştırmalar sonucu evlerimizde büyüyen çocukları etkileyeceği için iki hafta önce okuduğumuz çalışma sonuçlarını daha son cümlesine gelmeden kaydetmeye calışmak, ister istemez sinir sistemimizi etkiliyor, ufak bir kaygı yaratıyor. Daha iyisi, verimli olma gayreti teoride kitap yazacak kadar bildiğimiz, pratikte sıkça çuvalladığımız çocuk yetiştirme klavuzunu da kafaları da allak bullak ediyor. Tam dilimizin ucuna kadar geliyor “düşersin evladım”; çünkü önce güvenlik ve o ana kadar tehlikeden korunarak büyütüldük çok şükür ki, ancak eyleme geçecek davranışı bebeğinizin hayal gücünü etkilliyorsa yutkunup, elinden tutup keşfetmesine izin veriyorsun. Sınırlı sayıda kullanacağın ‘hayır’ların var, iç motivasyonu için seçici olacağın aferinlerin cebinde; lakin yerini ve zamanını da iyi belirlemelisin.

Eğitim sisteminden yana pek şansımız olmadığı için çocukların karakteri, özgüveni, duygu yönetimleri okul öncesinde şekillendiği için sınırlarını iyi çizmek durumundasın. En güvendiğim yazarlardan biri Aletha Solter, “bir bebeğin şımartılması imkansızdır” der, kendi kültürüne uyarlayıp düstur edinmek ise asıl mesele.

Tüm sevgini vermek uğruna her ağladığında kucağına alırsın, bilirsin ihtiyacı olduğu kadarını ister senden, en iyisi olabilmek adına öyle verirsin ki o sevgiyi, en olmadık zamanda çıkar ağzından “biraz bırakalım aglasın” cümlesi. Hem buyüklerine hak vererek büyütürsün hem de alan yaratırsın ufak tehlikelere; çünkü önce kendinde fark edersin yükseklik korkunun, hızdan çekinmenin denge sistemiyle alakalı olduğunu, vestibüler sisteminin zayıf olduğunu.

Z kuşağına ebeveynlik yapmak, evvelinde birey yetiştirmek daha önce hiç bilmediğin bir patikada yalnız yürümek gibi. Yolda öğreniyorsun, çuvallıyorsun, gururlanıyorsun, düşüyorsun daha dik kalkıyorsun, kızıyorsun daha çok sarılıyorsun. Bilgi deryasından öğrendiklerinle doğru olanı oldurmaya çalışırken, iki ileri bir geri gitmek gibi, etkisini belki yıllar sonra görebileceğin davranışa bütün kalbinle inanıp, bakış açını baktığın yer aynı olmasına rağmen değiştirmeye çalışmak gibi.

Tatilde, evde, sokakta, anneannesinde, köyünde, bahçesinde olan tüm ebeveynlere kolay gelsin. En iyisini yapıyorsunuz, birinin söylemesi gerekiyor, bugün ben olayım.

Şefkatle kalalım hepimiz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir