Çöpün Sorumluluğu

Bir şeyi çöpe atmak bize kendimizi nasıl hissettiriyor? Evimiz temizlendi, o ’’şeyler’’ gözümüzün önünden gitti, ferahladık ve muhtemelen yarın başka bir tanesini yeniden almayı planlıyoruz.

Giysi, yemek, eşya, okul malzemesi, tuvalet kağıdı hiç fark etmez. Bugün bu yazıda çöpe attığımız bazı şeylerden bahsetmek istiyorum.

Bu yazıyı okuyan, özellikle büyükşehirlerde yaşayan bir çok insan ‘’ben süper geri dönüşüm yapıyorum’’ diyebilir. Eminim ki bir çok mahallede geri dönüşüm konteynırları bulunuyor. Geri dönüşüm konteynırlarının olmadığı yerlerde de, bizim hunharca çöpe attığımız plastik, metal ve kağıtlar ‘’kağıt toplayıcıları’’ tarafından geri dönüşüm merkezlerine teslim ediliyor. Peki sonra ne oluyor? Yani geri dönüşümden bu dünya adına beklentimiz nedir?

Dünya para, dünya enerji ve dünya su harcayarak o malzemeler yeniden başka bir şeye dönüştürülüyor. Ancak bu dünyada hacimsel varlıklarını hala devam ettiriyorlar, yani yok olmuyorlar. Geri dönüşüme gönderdiğimiz her ürünün, bu dünyada yaşamaya devam ettiklerini, sadece farklı bir forma büründüklerini unutmayalım. Mesela 10 adet pet şişe bir adet plastik tabak olarak hayatına devam ediyorsa ve plastik tabak da bir defa kullanılıp geri dönüşüm sırasında kalitesizleşen malzeme sebebiyle maalesef ikinci kez geri dönüşmüyorsa, burada, bu çarka müdahale etmek de bize düşüyor.  

Cam – aliminyum / metal – kağıt, burada parantez açmak istediğim defalarca geri dönüşebilen çok kıymetli ürünler. Ama yine de onların dönüşümü için de oldukça harcama yapıldığını da aklımızın bir köşesine yazalım.

Peki, biz ne yapabiliriz? Biz konuyu geri dönüşüme getirmeden önce atıklarımızı azaltmayı öğrenmeliyiz. Etrafımıza baktığımızda neler görüyoruz, ne gibi şeylere aslında ihtiyacımız yok? Bu konuyu minimalizm ve gönüllü sadelik felsefesi ile de hızlıca bağlamak mümkün ama o da başka bir yazının konusu olsun.

Evden çıkarken çantamıza atacağımız en basit 3-4 malzeme ile dışarıda yarattığımız çöpün %75’ini kolaylıkla ortadan kaldırabiliriz. Mecburiyetten kullanmaya başladığımız bez çantalar ile zaten hepimiz ‘’sıfır atık’’ yolculuğuna başladık. İçi su dolu bir matara ve çelik bir kahve mug’ı ile, hızlıca pet şişe ve karton kahve & çay bardaklarından da kurtulmak mümkün. Daha ileri gitmek isterseniz bir kavanoz ve tek bir takım metal kaşık ve çatalın nelere kadir olacağına inanamayacaksınız.

Evimizde durum biraz daha karmaşık olabilir. Ama ‘’olduğu kadar’’ felsefesini benimseniz bile inanılmaz farklar yaratacak. Hiçbir şekilde dönüşmeyen bulaşık süngerleri yerine kabak lifi kullanmak, tek kullanımlık buzdolabı poşetleri yerine mumlu örtüler tercih etmek, plastik kapların içinde satılan sıvı sabunlar yerine doğal zeytinyağlı sabunlarla ellerimizi yıkamak ve en önemlisi paketli gıdalar yerine ‘’mümkün olduğunca’’ evde üretilen yiyecekler ile hayatımızı devam ettirmek en hızlı çözümlerimizden olacak.  Haftada bir kilo yoğurt tüketen bir ailenin marketten aldığı yoğurt kabını geri dönüştürmeye uğraşmasındansa, cam şişede alınan 2 kilo sütün yoğurda dönüştürülüp tencerede muhafaza edilmesi bile çok şeyi değiştirir.

Ve her şeyin başının ‘’israf etme evladım, günah’’ diyen anneannemizin yolundan gitmek olduğunu anladığımızda , bütün sorunların kendiliğinden çözüldüğünü fark edeceğiz. Bir yerden başlamak için, hiçbir şeye ihtiyacımız yok.

Anne-Marie Bonneau’nun da dediği gibi ‘’Bir avuç insanın mükemmel şekilde sıfır atık yaşamasına değil, milyonlarca insanın bunu eksik de olsa yapmasına ihtiyacımız var. ‘’

Değişim farkındalık ile gelir, önce kendimizden başlar, sonra bir bakmışsınız dalga dalga yayılmış. Bunu lütfen unutmayın ve çöpünüzü azaltmaya hemen şimdi başlayın.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir