Şiddetin Büyüğü, Küçüğü, Aması, Nasılı

Trafikte kendilerine yol vermedi diye içinde hamile bir kadının da olduğu arabaya saldıran sürücülerin görüntüsünü izlemişsinizdir, konu sosyal medyada çok geniş yankı uyandırdı ve tepki çekti. İzleyenin gözünün önünden uzun süre gitmeyecek görüntülerdi. Aslında normal şartlarda arabanın içinde hamile bir kadın olduğu vurgusu yapmaya gerek olmazdı zira sadece hamile bir kadına değil, hiçbir kadına, hiçbir erkeğe, hiçbir canlıya bu şekilde bir şiddet girişiminde bulunulamaz. ‘Ama’ diye devam edilemeyecek, herhangi bir açıklaması olamayacak çok net ve evrensel bir gerçek bu. Yine de buradaki vurguyu da anlayabiliyorum; insanların, özellikle de erkeklerin durumun vehametini iyice anlamalarına yardımcı olmak için eklenebilecek bir bilgi.

Özellikle erkekler dedim, çünkü bu şiddetin karşısında durmak için kadın ya da erkek olmak gibi bir gereklilik elbette olmasa da kadın olmanın o dehşete yapılabilecek empatiyi çok arttırdığı da bir gerçek. Tek başına araba süren bir kadının tedirginliğini bir erkeğe anlatabilmek bazen (hatta çoğu zaman) imkansızdır mesela. En hassas görüneni bile ‘Abarttın tamam’ diyebilir ya da son günlerin o içimi kaldıran deyişiyle meseleye ‘duyar kasmak’ olarak bakabilir. Hatalı araç kullanan bir kadının konusu günlerce kapanmazken kendi halinde şeridinde giden, işinde gücünde bir kadının önüne kırılan direksiyon, onu sıkıştıran bir araba, kırmızı ışıkta kıpırdayamayacağı bilindiği için rahatlıkla yapılan tacize varan hareketler söz konusu olduğunda ‘Üff tamam herkes size bakıyor, Kezban doldu burası da’ jargonuna geçebilir. Mevzuya duyarlı bakan, karşısındakine empati yapmaya çalışan birileri çıktığında ‘Ooo düşüyor mu böyle?’ diye sorabilir. Özellikle de sosyal medya böyle durumlarda hem yara bandımız hem yaramız olur. Derdimizi duyurmak, meselemize dikkat çekmek için çok etkilidir ama bugün bu olaya tepki gösteren birisi belki daha geçen hafta araba park edemeyen kadın sürücü videosu paylaşmıştır, bunun çok komik olduğunu düşünmüş ve aradaki ilişkiyi katiyen görememiştir. Tuttuğu takım kaybetti diye karşı takıma dünyanın en cinsiyetçi küfürlerini etmiş, bundaki temel problemi bir an bile aklına getirmemiştir.

Bir kadının uğrayabileceği türlü çeşitli şiddet ve bundan kaynaklı korkusu asla hafife alınacak, ‘Aman boşver ne olacak?’ denilip geçilecek bir konu değil, olmamalı da. Bir erkeğinki de değil ama kabul etmemiz gerekir ki bir kısım coğrafyada bu endişeyi daha yoğun yaşayanlar kadınlar. Şiddetin ne kadar korkunç olduğunu sadece böyle videolar gördüğümüzde değil, hep hatırlamamız, hep konuşmamız lazım. Kelimelerimize de en az davranışlarımız kadar dikkat etmemiz, ağzımızdan çıkanı kulağımızın duyması lazım. ‘Bununla ne alakası var?’ diye düşündüğümüz bir sürü şeyin aslında bir şiddet kanıksaması, kadınları ikinci sınıf görmenin olağanlaşması olduğunu aklımızdan çıkartmamamız lazım. Evet her zaman diken üstünde olunması gereken bir hal ama olası sonuçlar düşünüldüğünde bunun mecburi olduğu görülüyor aslında. Bunların gündem bile olmadığı, bambaşka güzel şeyler konuşabildiğimiz günler dilerim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir