Şimdi Reklamlar

Yaşadığımız coğrafyanın her daim kaos dolu yapısı gereği bazı konulara hiç sıra gelmiyor. ‘Bayan değil kadın’ diyorsun ‘Derdin o mu şimdi?’ diyorlar, ‘Çocuk deyince neden akla sadece anne geliyor?’ diye soruyorsun ‘Dur şimdi ortalık karışık, hele sıra bir ona gelsin’ diyorlar. Hâlbuki hayat hiç öyle bir şey değil ve biz kendi gündemimizde nefes sıkışmaları yaşarken dünya – iyi ki – dönmeye devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde BBC’de çıkan bir haberde İngiltere’deki reklamlarda cinsiyetçi klişelerin kullanılmasının yasaklandığını, çünkü bu reklamların insanların potansiyellerine zarar verebileceğini okuduk. ‘Ne olacak bir reklamdan?’ dememişler, ‘Takılmayın bu küçük şeylere’ diye düşünmemişler, ‘Bir reklamla dünya mı kurtulur?’ diye dertlenmemişler ve oturup cinsiyetçi gidişatı değiştirmek için bir şey yapmışlar. Verdikleri örneklerden bir tanesi bir mama reklamında kız bebeğin büyüyünce balerin, erkek bebeğin ise mühendis ve dağcı olması. Bir diğer örnek ise deterjan reklamlarında bulaşıkları yıkayanların her zaman kadınlar olması. Ne kadar tanıdık, ne kadar burnumuza kadar doyduğumuz bir örnek.  Deterjan reklamlarında kadınların, özellikle de anne oldukları vurgulanan kadınların oynatılması bizim için adeta bir yaşam biçimi. En iyi temizliği anneler yapar, en iyi yemeği anneler pişirir, çocuğu için en doğru bebek bezini elbette anneler seçer. Bunları o kadar çok izliyoruz ki bu cinsiyet eşitsizliğinde bir tuhaflık olduğu artık aklımıza bile gelmiyor.

Hâlbuki bazen çok küçük görünen ve o yüzden de sırası bir türlü gelmeyen böyle kalıpları değiştirmek aklımıza bile gelmeyecek kadar büyük değişikliklere sebep olabiliyor. Günlük hayattaki cümlelerimizde değiştirdiğimiz bir kelime birikip büyüyerek davranışlarımızı etkiliyor. Bir elektrikli süpürge reklamında yerleri süpüren bir erkek gördüğümüzde bir anda bütün dünya değişmiyor belki ama konu böylece yavaş yavaş normalleşiyor. Bir kız bebeğin balerin olması evet çok güzel ama canı isterse mühendis, isterse de dağcı olabileceğini hatırlamak her zaman iyi geliyor. Aynı şekilde bir erkek bebeğin büyüyünce balet olmaması için bir sebep olmadığını da aklımıza getiriyor.

Bazen sanıyoruz ki bazı şeyler herkes tarafından çoktan fark edilmiştir, bütün insanlar erkeklerle kadınların ev işlerini bölüşmesi gerektiğini, çocuk bakımında eşit sorumlulukları olduğunu düşünüyordur. Aslında hiç de öyle değil ve bu konulara beş dakikasını bile ayırmamış insan sayısı düşündüğümüzden çok daha fazla. Televizyon ekranlarında yayınlanan bir reklam, bir ders kitabındaki bir cümle ya da çok ünlü birinin yer aldığı bir sosyal sorumluluk projesi aklımıza gelenden çok daha etkili olabiliyor. Bu yöndeki hiçbir çaba küçümsenmemeli, hiçbir fikir hafife alınmamalı ve en önemlisi cinsiyet eşitliği konusu asla ama asla ertelenmemeli. Hele de zaten ne kadar da geç kaldığımızı düşünürsek.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir