Mutfak, sinema ve daha fazlası: Serra Yılmaz

Kale Kategori

Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da adını duyurmuş ünlü oyuncu Serra Yılmaz, Kale Grubu sponsorluğunda hazırladığımız İlham Veren Topuklar köşemizin konuğu…

Serra Yılmaz kimdir?

Serra (Tuğrul) Yılmaz, 13 Eylül 1954’te İstanbul’da dünyaya geldi. Küçük yaşlarda evde dedesi ve babasının desteği ile Fransızca öğrendi. Sainte-Pulchérie ve Saint Benoît Fransız Liselerinde eğitim gördükten sonra Fransa’daki Université de Caen Normandie’da Psikoloji bölümünde üniversite eğitimini tamamladı. “İlk tutkum ve niyetim” dediği tiyatro derslerini de burada almaya başladı.

Tiyatro hayatına Dostlar Tiyatrosu’nda başladı ve burada dramaturg, oyuncu ve sanat yönetmeni yardımcılığı da dahil olmak üzere pek çok farklı tecrübe edindi. Burada tanıştığı Levent Yılmaz ile 1977 yılında evlendi. 1979 yılında Ayşe adında daha sonra kendisi gibi oyuncu olacak bir kızı oldu. Levent Yılmaz ile evliliği ise 10 yıl sürdü.

İlk sinema filmi, sonradan bir Yeşilçam klasiğine dönüşecek olan Şekerpare oldu. Atıf Yılmaz’ın “Bir Yudum Sevgi” filminde de rol alan Yılmaz, neredeyse hiç ara vermeden ilerleyeceği bir sinema oyunculuğu macerasına da başlamıştı. 1987’de Ömer Kavur’un Anayurt Oteli filminde aldığı rolle adını daha çok duyurdu. Yine klasikler arasında kabul edebileceğimiz Ağır Roman’dan sonra unutulmaz televizyon dizisi Sıdıka’da rol aldı. 1998 yılında Reha Erdem’in Kaç Para Kaç filmindeki rolünden bir yıl sonra, Ferzan Özpetek’in Harem Suare filminde rol aldı ve bu rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü. Ferzan Özpetek, daha sonra bütün filmlerinde Serra Yılmaz’a ‘o benim uğurum’ diyerek bir rol verdi.

Serra Yılmaz, ilk yönetmenlik deneyimini de Şubat 2018’de gösterime giren “Cebimdeki Yabancı” filmi ile gerçekleştirmişti.

Bir ayağı İtalya’da

İtalyan komşuları ile arkadaşlığı sayesinde İtalyancasını da geliştirdiğini ifade eden Yılmaz, bu aileyi hala manevi ailesi kabul ettiğini söylüyor.

İtalyanca ve Fransızca konusunda kendini çok geliştirmiş olmasının yardımıyla, dil dersleri vermeye başladı ve daha sonra da çevirmenlik yaparak tanındı. Zaten ünlü bir oyuncu olmasına rağmen, simültane çeviri konusundaki başarılarından ötürü de önemli ziyaretlerde çevirmenlik yaparak geçimini sağladı. 2006 yılında Papa 16. Benediktus’un Türkiye ziyaretinde tercümanı olarak görev yaptı. 2014 yılında Papa Francisco Türkiye’ye geldiğinde de yine tercüman olarak Serra Yılmaz tercih edildi. Bir röportajında yaptığı çevirmenlik işleriyle ilgili şunları söylemişti: “Papa’nın çevirmenliğini yaptım diye beni Hristiyanlıkla suçlayan oldu. Bırakın bana karşı yazılanları, insanları inançlarına göre yargılamak zaten başlı başına saçma. Ancak sosyal medyada hakaretler ve ’Vatikan seni işe aldı’ gibi birçok asılsız sözler sarf edenler oldu. İşin doğrusu, bizim Dışişleri Bakanlığı’ndan ismen istediler, ben de gittim ve çevirmenlik yaptım.”

Oyunculuk düzenli bir gelir sağlamadığı için çevirmenliğe yöneldiğini ifade eden Serra Yılmaz, oyunculuk bilgisinin bu işinde de ona yardımcı olduğunu ifade ediyor: “”Şimdi orada Papa olsun ya da tercümanlığını yaptığınız bir devlet adamı olsun, vermek istediği mesajı anlatırken aynı tonu da tutturmanız gerekiyor. Oyuncu olmak bir çevirmen için büyük avantaj. Sahne üstünde olmanın büyük rahatlığını burada da kullanabilirsiniz.”

Hala film çekimleri ve dost ziyaretleri için sık sık İtalya’ya gidip gelen Serra Yılmaz, zannedilenin aksine burada değil, hala Cihangir’de yaşıyor.

Bir sabah ansızın “Meme Kanseri”

1991 yılında bir sabah aniden kanserle karşılaştı… Memesinde bir kitle fark eden Serra Yılmaz, başta bunu ciddiye almadı, şakaya vurdu ancak muayeneden sonra durumun ciddiyeti anlaşıldı: “Bir sabah yatakta gerinirken fark ettim. Elime geldiği anda kötü bir şey olduğu hissine kapıldım ama genelde koktuğumda yaptığım gibi şakaya vurdum. O zaman birlikte olduğum hayat arkadaşım, annesinde de böyle bir durum olduğu için biraz telaşa kapıldı ama ben yine dalgaya vurarak, ‘Benden böyle kolay kolay kurtulamazsın’ dedim. O gün rahmetli Prof. Dr. Üstün Korugan’la randevum vardı, ona gittim. Beni iyi bir cerraha yönlendirdi. Başarılı bir ameliyat geçirdim.”

“Kendinizi mutlu ve enerji dolu hissederken aniden karşınıza böyle bir şey çıktığı anda hayatınız değişiyor ve birden bire hasta statüsüne giriyorsunuz. Bu beni psikolojik olarak çok etkiledi, çünkü fiziksel olarak hastalık kendinizi kötü hissetmenize neden olmasa da artık siz sinsi bir hastalığın pençesine düşmüşsünüz ve o eşiği geçmişsinizdir. Yani hastalık söze döküldüğü an insan çok tuhaf oluyor. Ölüm her zaman için bir tabu ve yüzleşilmeyen bir konu olduğundan, insanlar öleceklerine inanmaz ve ölümün hep başkalarının başına geleceğini düşünür. Kanserde de aynı duygu oluşuyor; ben de aynı duyguyu yaşadım. Kendimi o kadar enerjik ve sağlıklı hissediyordum ki; işte, soğukta da dururum, yalınayak oraya da giderim, 20 kilometre de yürürüm modundaydım. Özelikle benim İtalyan ailemde böyle bir mitos vardı. Hep doğayla iç içe, sağlık açısından çok iddialı yetiştiğim için birden bire kanseri kendime hiç yakıştıramadım.”

2009 yılında kızıyla beraber yer aldığı “Annemle Biz Kanseri Yeneriz” kampanyası dahilinde özellikle erken teşhise dikkat çekmek amacıyla hikayesini bol bol paylaştı.

Serra’nın meşhur mutfağı

Çocukluğundan beri mutfakta zaman geçirmeyi çok sevdiğini ifade eden Serra Yılmaz, hazırladığı televizyon programlarıyla bu alanda da başarılı işlere imza attı. İtalyan mutfağını anlattığı İtalyan İşi programının yanı sıra, dünyaca ünlü yemek yarışması programı Masterchef’te de boy göstermişti.

 

 

 

Kale Kategori

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir