Kredili Sistem

Birkaç gün önce bir arkadaşımız şöyle bir cümle kurdu: ‘Eşim bir haftadır yurtdışında iş seyahatindeydi, çocuklara ben baktım, o yüzden bu hafta dışarı çıkmak için çok kredim var.’ Şimdi sadece bu cümleye bakarak bu arkadaşımızın cinsiyetini sorsam ne dersiniz? Yüzde doksan beş ‘erkek’ tahmini gelir herhalde, zira tarihte çocuklara tek başına baktığı için kredi topladığına inanan bir kadın pek görülmemiştir. Aynı şekilde yemek yaptığı için takdir bekleyen, evi sildiği için tebrikleri kabul eden ve alışveriş listesini yaptığı için adeta kitap yazmış gibi sevinen bir kadına da rastlamadım.

Aynı evde yaşayan bir erkek ve bir kadın arasındaki ev işi yapma dağılımı kabul etmemiz gerekir ki çok nadir durumlarda eşite yakın. Çoğu zaman esas yük kadında ve erkeğin yaptığı, kadınların ise yapmadıkları işler listeleniyor. Ütü yapan bir erkek bahsetmeye değer bir durum olarak görülüyor mesela ancak ütü yapan bir kadın lafı edilmeye değer bulunmuyor asla. Ne zaman ki ortada ütü yapmayan bir kadın söz konusu oluyor, işte o zaman hep birlikte oturup bunu üstüne konuşma hakkını buluyoruz kendimizde.

Gelin Evi isimli yarışma programını duymuşsunuzdur belki, her gün bir ‘gelin’in evine gidiliyor, gelinler birbirlerinin evine puan veriyor ve her hafta bir gelin birinci seçiliyor. Geçtiğimiz hafta denk geldiğim bir bölümde yarışmacılardan biri yemek yapmayı bilmediğini söyledi ve bu durum diğer yarışmacılar tarafından epey şaşkınlıkla karşılandı. ‘Eşiniz bu duruma ne diyor?’ sorusu geldi ilk olarak. Normal şartlarda iki yetişkin insandan birinin yemek yapmayı bilmemesi ötekisinin üzerinde yorum yapmasını gerektiren bir durum değildir aslında düşünürseniz ama yine de bu soruya şaşırmadık tabii. ‘Eşime evlenmeden bunu söylemiştim’ diye savundu yarışmacı da kendini, adeta evlilikten önce itiraf edilmesi gereken büyük bir ayıpla karşı karşıyaydık. Yemek pişirmeyi bilmediğini evlilik öncesi itiraf etme ihtiyacı duyan bir erkeğin tarihte görülmediğini ise söylemeye gerek bile duymuyorum.

Bu eşitsiz iş dağılımını kökünden çözmenin en temel yolu, annelerin çocuklarını (özellikle de oğullarını) bu bilinçle yetiştirmesi olacak gibime geliyor. Yine de halihazırda büyümüş insanlar var elimizde ve hem kadınların hem de erkeklerin bu durumun farkına varması için ne gerekiyorsa yapmak lazım. Sadece erkeklere bu bilinci vermemiz gerektiğini düşünebilirdik aslında ama ev işi ve çocuk bakmak gibi konuların kadınlara zimmetli olduğunu düşünen, düşünmekle de kalmayıp bunlara kutsal anlamlar atfeden ve bunu sorgulayan kadınları da suçlamaktan çekinmeyen kadın sayısı da trajik şekilde fazla maalesef. İki cinsin birbirinin aynısı değil ama birbirinin eşiti olduğuna inanan insan sayısını arttırmak için edeceğimiz her kelime, yapacağımız her iş çok kıymetli tabii. Birer birer çoğalırız belki, ne dersiniz?

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir