Meme Kanseri ve Ben

Merhaba,

“Kağıt ve kalem buluşursa” adlı yeni çalışmamızda siz değerli okurlara selam ederim.

36 yaşında, 2 çocuk annesi ve ev hanımı… aslında biyografi için bu kadarı yeterli idi. Ta ki, 35 yaşını doldurmaya 4 ay kalmışken, 3. evre meme kanseri olduğumu öğreninceye kadar! Düzenli kontrollerimde aslında bu zamana kadar hiçbir belirti ya da şüphelenecek bir durum ortaya çıkmamıştı. Böylece de öğrenmiş olduk ki aslında milyonlarca kanser hücresi varmış ve bir tanesi de bende olduğu gibi gizli büyüyen ve evresi ileri olanlardanmış. “Neyse ne” dedim hep ben kendi kendime, “Geldi mi bu arkadaş? Bize yapacak bir şey yok! Yollayan kim? Senin sahibin” dedim, ben hep. Öyleyse sahibinin hatırına, en güzel şekilde ağırla ve bir daha gelmemek üzere yolcula…

Düşünme yetimi bir ara kaybeder gibi olmuştum. Tek düşündüğüm görüntümün değişmemesi ve eğer değişirse çocuklarıma nasıl anlatabileceğimdi. Kızım 8 yaşında, oğlum 4 yaşında… Bir şeyler olup biterken, farkındalar mı bilemiyorum ama içim içimi yiyordu. Onlara en doğru nasıl anlatabilirdim? Bahar 8 yaşında, anlamak için çırpınıyor; Hayati Tevfik henüz 4 yaşında, olup bitenin farkında değil, annem diye yakama daha da bir yapışıyordu. Yürek sancım her gün daha da artıyordu. Çareyi kızıma “annenin göğsünde bir mikrop varmış ve bunun alınması gerekiyormuş” demekte bulduk. Çocuk tabii başta kızdı! “Seni dedeme söylerim! Yapma bunu…” dedi ama çaresizdi… Kendisi de, benim çaresizliğime karşı duruşunu güçlü olmaktan yana seçti minik kızım. Annesine nasıl destek olurdu, nasıl beni güldürebilirdi, tek derdi bunlar olmuştu. Aslında biz durumu kabullenmekte zorluk çekiyoruz ama çocuklar için pek zor olmayabiliyor kabullenmek.

Değişen şeklimle birlikte evde durumlar da değişmeye başlamıştı. Sıra dökülmeye yüz tutan saçlarımın nasıl kesileceğine gelmişti. Bir iddiaya ihtiyaç vardı, çocuklara anlatabilmek için. Eşim ve ben, bir iddiaya girdik. “Çocuklar bakın, babanız ve ben iddiaya giriyoruz, eğer ben kazanırsam babanız bize yazlık ev alacak!” Sevinç çığlıkları atıldı. Bahar “peki ne idddası anne” diye sordu. “Kızım ben saçlarımı kazıyacağım…” Derin bir sessizlik…

Usulca yanıma yaklaşan Bahar, kokumu içine çekip gözyaşlarını içine akıttı. Size yemin ederim, 8 yaşında bir çocuğun olgunluğu, çarpıp çarpıp yüzüme vurdu. Saçlarımı kazıdım ve nefes almaya başladım.

Gerçekten de ameliyat, 16 kür kemoterapi, bunların 4’ü ağır 12’si haftalık, sonrasında 25 seans radyoterapi ve devam eden tedaviler ve ilaçlarla mücadeleye devam ediyoruz.

Yaşamak istemek ve bunun için nefes almak müthiş bir duygu. Aldığımız nefesin, soluduğun havanın ve yaşamın tadına varmak armağanların en güzeli. Ben evlatlarım ve ailem için yaşamayı ve mutluluğu seçtim. Gülmek için hiçbir meblağ ödemediğimiz bu hayatta, ne olur kıymet bilelim ve gülelim.

İsmim Aybike… 36 yaşında, 2 çocuk annesi… 3. evre meme kanseri, sağ meme tamamen alınmış ve % 80 engelliyim.

Unutmayalım her 8 kadından biri bu kaderi maalesef yaşıyor.

Erken tanı ve teşhis hayatınızı tamamen değiştirebilir. Yılda bir kez mutlaka kontrol ettirin…

Sağlıkla görüşmek ümidi ile…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir