Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Valentin'i hatırla!

Valentin’i hatırla!

Şubat ayının başında “start” derler reklamlara; pırlantacısı, çiçekçisi, çantacısı, ev aletçisi, yapı marketi bile! Tüketime dair ne varsa reklamı dönmelidir artık “Sevgililer Günü Kampanyası” bıdı bıdılarıyla!

Oysa 14 Şubat’ın kökeni irdelendiğinde farklı efsanelerle karşılaşılıyor…

14 Şubat’a Farklı Bakış

Orta Çağ boyunca, Fransa ve İngiltere’de 14 Şubat’ta kuşların çiftleşme mevsiminin başlangıcı olduğuna inanılmaktaydı. Böylelikle 14 Şubat’ın Romantizm Günü olarak adlandırıldığı da ileri sürülüyor.

Sevgililer Günü’nün Kökeni: Doğurganlık Festivali

15 Şubat tarihi Roma tarım tanrısı Faunus’a ve ayrıca Roman kurucuları Romulus ve Remus’a adanmış bir doğurganlık festivaliydi. Emirlere göre Luperci üyeleri, bir dişi kurt ve lupa tarafından bakıldığına inanılan mağarada toplanarak, bereket için keçi, arındırma işlemi için ise köpek kurban edilecekti. Korkunç olmaktan ziyade, Roman kadınları, bu köpek ve keçi etleriyle hafifçe tokatlanırdı. Kadınlar bu dokunuşu memnuniyetle karşılayacaklardı çünkü gelecek yıl onları daha verimli hale getirdiğine inanılıyordu.

Romalı St. Valentin ve İmparator Cladius

Eski Roma’da savaşlar devam ediyor ve artık erkekler, eşlerini bırakmamak için savaşa gitmek istemiyorlar. Katolik Kilisesi’nin katı kuralları var, Viktorya Dönemi’nde İmparator 2. Cladius kesin bir emirle “Aziz Valentin artık nikah kıymasın” diye emir veriyor. Fakat Aziz Valentin, aşkın gücüne ve saflığına inandığından gizli saklı köşelerde gençleri evlendirmeye devam ediyor. Bunu duyan zorba imparator, Aziz Valentin’in katlini onaylıyor.

Bu efsaneden hareketle, 14 Şubat; sevgiyi ve saflığı, zorba bir imparatorun elinden alan Valentin’in ruhuna ithaf edilmektedir.

Kadın Cinayetleri ve Sevgililer Günü Paradoksu

Cladius gibi zorbalarla karşılaşıyor yine Valentin’ler. Asılıyor, kesiliyor ve artık sesini çıkaramıyor Valentin! Bazı kadınların adı bile duyulmuyor artık gazetelerde. Kemikleri 6 saat boyunca yakılıyor bırakın sesi, ölümü bile yaşanmamış olsun istiyorlar, varlığı bile yok olsun! Olabilir mi böyle bir şey? Bu zamanda oluyor işte!

2010’dan bugüne kadar 1972 kadın öldürülmüşken bu hediyeler ile gerçekten sevginizi hissedebiliyor muyuz beyler?

Yok!

Sokakta, dolmuşta, yemekhanede, ofiste ‘bacınız’ olduğumuzun farkındayız fakat artık birçoğunuz Cladius gibi kendi çıkarını düşünen bir imparator sanıyor kendini, öyle büyütülmüş, kadınların sahibi sanıyor kendini görgüsüz bir milyarder mesela! Biliyoruz ki, 13. kattan aşağı atabilecek kadar adamlığınız da var ama sevgilinize veya kardeşinize de özgürlük vaat etmenize, onlar bile inanıyor mu mesela?

“Aşkın katli hala yasal değil!”

Baldıran zehirleriyle kandırılmasın artık kadınlar…

Evlilik vaadiyle satılmasın bedenler, uyuşturulmasın, korkutulmasın!

Tatlı sözlerle, pahalı hediye ve kuruyacak çiçeklere kanmasın artık kızlarımız, artık şunu haykırmalıyız “Aşkın katli hala yasal değil!”

Umut Var!

Her zaman doğru kazanır! Viktorya Dönemi’ndeki olayın 2019 yılına kadar taşınması ve globalleşmesi ile “doğrunun” genelgeçer bir çizgisi olduğu kanıtlanmış durumda. Cladius’a adanmış bir günün bile olmaması; zorbanın, zorbalığın katı kurallarla bile boyun eğdirilmediğini yeterince açıklıyor. Ayakları yere basan, kendine güvenen, aşka, dostluğa, dürüstlüğe ve adalete inanan Valentin için, Valentin’in tüm yasaklara rağmen aşka inancını koruduğu için 14 Şubat Sevgililer Günü’nde farklı bir bilinçle yaşamak isteyenlere ve sırf bu coğrafyada etek giydi diye, dolmuşa bindi diye yarın aynısı “bizim de başımıza gelecek” diyen tüm kadınlara ithaf edilmiştir.

Ne kadar zor zamanlar geçirsen de, Valentin’i hatırla!

Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Aradığınız Çeviklik (Agility) de Yılmazlık (Resilience) da Evde!

Adım FatmaNur. 39 yaşındayım. Pandemiyle birlikte hiç gönüllü olmadığım rolleri üstlenmem, çevik bir adaptasyon sergilemem ve yılmamam gerekti… Biraz epik, biraz lirik tiyatrom evde...

İkinci Tekil Mağduru

Yıllardır içinde debelendiğim kurumsal hayattan mıdır, yoksa kurulan iletişim biçiminin üzerinde görünmez bir giyotin gibi durduğundan mıdır bilmem, bazı ilişki türlerinde ikinci çoğul kullanmak...

2020’nin Duygusal Hız Treni, Sıkı Tutunun!

Kelimeleri, bir durumu anlatırken kullanabileceğimiz farklı sözcüklerin olmasını seviyorum. Kalp dersek başka gönül dersek başka olabiliyor çünkü ya da özlem deyince başka hasret deyince...

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...