Ana Sayfa DİŞİTAL GİRİŞİMLER İğne, iplik ve bir girişim serüveni

İğne, iplik ve bir girişim serüveni

Girişimcilik serüvenim, ‘Mutlu Mutfak Önlükleri’ isminde kişiye özel tasarladığım mutfak tekstili markam ile başladı. Sene 2008… Yeni evliydim, dünya mutfaklarına ve yemek yapmaya ilgim çoktu. Fakat esprili ve beni anlatan bir mutfak önlüğünü hiçbir yerde bulamamıştım. İnternette, yurt dışı gezilerinde “hah işte bu tam benlik” diyebileceğim hiçbir ürüne rastlayamamıştım. “En iyisi aklımdakini ben yapayım” düşüncesiyle dikiş kursuna yazıldım. Çocukluğumdan beri el işlerine merakım olsa da, dikiş ile ilgili ufacık bir fikrim yoktu. Kursa başladığım gün, “ben mutfak önlüğü dikmeyi öğrenmek istiyorum” dedim ve eğitmen bana kızdı. “Sen önce bir etek dikmeyi öğren bakalım” dedi!

Bu sırada özel bir hastanenin insan kaynakları departmanında çalışıyordum. Hafta sonları özel ders almaya, akşamları da denemeler yapmaya başladım. Günlerce düz dikiş çalışarak, yapmak istediğim tasarımı çalışarak, söküp yeniden yaparak, kimi zaman kumaşları heba ederek, dikiş bilen insanlara sorular sorarak, aşağıda gördüğünüz ilk mutfak önlüğünü ortaya çıkardım.

Üzerindeki minik aşçı kız beni anlatıyordu!

Sonra sevdiklerime, kendilerine özel, kendilerini anlatan önlükler yapmaya başladım. Çok beğenildi, çok tezahürat aldım. Elişi ürünlerin yapılıp satıldığı bir siteye yaptıklarımı eklemeye başladım.

Ardı ardına siparişler almaya başlamıştım. Elimdeki işleri işyerine götürüyor ve öğle aralarında dahi önlüklerimle ilgili çalışıyordum. Gece yatmak bilmiyordum. Uyku tutmuyordu. Aklımda sürekli yeni fikirler vardı. Yaptığım şeye aşıktım. Sonra bir TV kanalından sponsorluk teklifi alınca ve artık işlere yetişemez duruma gelince, sevgili eşimin ve ailemin desteğiyle kurumsal hayatımı sonlandırdım.

Günde 15-16 saat çalışıyordum. Web sitem çok sayıda tıklama alıyor, yaptıklarım çok beğeniliyordu. Derler ki, senin pekmezin iyi olsun, sineğin Bağdat’tan bile gelir. Bu çok doğru! Bakınca aşk duymadığım hiçbir işi müşterime teslim etmedim. Türkiye’nin birçok yerine, İsviçre’ye, Brüksel’e, Dubai’ye kadar gitti önlüklerim.

Televizyon programlarında, dizilerde önlüklerim görülmeye başlandı, medyada hakkımda haberler yapıldı, bir girişimci olarak hikayem anlatıldı… En son bir belgeselde yer aldım ve bu, işimin zirvesindeyken, benim Mutlu Mutfak Önlükleri jübilem oldu. Çünkü 9 aylık hamileydim. Doğuma giderken önce kargoya gidip, son önlükleri teslim etmiştim!

Biricik kızımı çok istemiştim. Aşkla beklemiştim. Çok şükür sağlıkla geldi ve annem evine geri döndükten sonra kızımla baş başa kaldık. Dikişe ayıracak zamanım da, beden gücüm de yoktu. Beynim bile çalışmıyordu! Böylelikle Mutlu Mutfak Önlükleri hikayem sona erdi.

Şimdi minnoşum 3.5 yaşında ve okula gidiyor. 3.5 yıldır içimde kaynayan kazan, kızımın okula başladığı gün, Hello BedBugs olarak yeşerdi. Yine aynı şekilde, kızıma orijinal desenlere sahip yatak takımları arayıp bulamayınca, içimdeki ses yine “madem yok, o zaman ben yaparım!” dedi ve Hello BedBugs projesi başladı!

Projem henüz çok yeni ve çok heyecanlıyım. Yaptığım şeyden o kadar mutluyum ki, seçtiğim ve bulduğum her bir desene, kimse almazsa kızım kullanır gözüyle bakıyorum. Dışarda görsem, bayılacağım ürünleri kendim üretiyorum. Fakat şimdi hem anneyim, ki bu benim en büyük mesaim, hem evimle ilgilenmekteyim hem de gece gündüz çalıştığım bir işim var.

Eskiden bizlere “başarılı olursan, mutlu olursun” felsefesi öğretilirdi. Şimdi sizlere bunun tersini söylemek istiyorum, “Mutlu olursanız, başarılı olursunuz”. Peki gerçek başarı nedir? Başarı kavramı kişiden kişiye tartışılır bir şeydir. Seçim ve isteklerinize bağlıdır. Ve başarının ispat amaçlı olanı değil de, çalışarak, kendiliğinden gelişeni makbuldür kanımca.

Kendi işinin sahibi olmak isteyenlere söylemek istediğim birkaç şey var. Kendi işinin sahibi olmak; lider olmak demektir. Kendi iş ortamını yaratabilme şansı demektir. Fikirlerini uygulayabilmek demektir. Fakat aynı zamanda, kendi işinin sahibi olmak demek, uzun ve düzensiz çalışma saatlerine sahip olmak demektir. Kurumsal hayatta, mesai bitince iş biter ancak kendi işinizin sahibi olunca, mesai hiç bitmez, bitmemelidir de. Kurumsal hayatta tek bir göreviniz vardır, örneğin yazılımcısınızdır ve başka departmanların işini bilmeniz gerekmez. Fakat kendi işinin sahibi olunca çok geniş sorumluluklarınız vardır. Muhasebeden tutun da, web sitesi yönetimine kadar bilmeniz ve ilgilenmeniz gereken çok fazla şey vardır. Kurumsal hayatta, sizden görevinizi en iyi şekilde yapmanız beklenir. Kendi işinizde ise risk almalı ve bunun doğuracağı sonuçlara hazırlıklı olmalısınız. Ve yine kendi işiniz olunca, ayın sonunda yatacağını bildiğiniz bir maaşınız da yoktur.

Kendi işinin sahibi olmak isteyenlere söylemek istediğim bir diğer önemli şey de şudur ki, her zaman her şeyi sizden daha iyi bilen komşularınız, akrabalarınız, çevreniz mutlaka olacaktır. Siz, kendinizi, karakterinizi iyi tanımalı, fikirlerine güvendiğiniz kişilerle konuşarak güvenli adımlar atmalısınız. En önemlisi budur ki, kendinizi iyi tanıyarak vermelisiniz girişim kararınızı. Ben her zaman çok çalıştım ama sevgili eşim Yavuz’un desteğini, önerilerini ve beni her zaman daha iyiye taşımak için verdiği çabayı burada belirtmemek büyük haksızlık olur. Ve yine kızıma çok teşekkür ederim, sayesinde yeniden bir iş kurdum, ki kendisi paketleme konusunda uzmanlaşarak işyerimde hızlıca yükseliyor!

Sizlere Mutlu Mutfak Önlüğü kimliğimle hoşçakalın dedim ama şimdi Hello BedBugs olarak “merhaba” diyorum!

Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki "Ben Ozan'ı...

Amor Fati

‘Amor Fati’ Latince bir söylem olup dilimize ‘kaderini sev’ ya da ‘kaderine evet de’ şeklinde çevrilmiş ve belki de tarihin en önemli filozoflarından biri...

Ev Yapımı İçerik Atölyesi: 26 Eylül 2020

Sosyal medya üzerinden sesinizi duyurmak mı istiyorsunuz? Kendinizi yazarak ifade ederken, kendi topluluğunuzu bulmak mı istiyorsunuz? O halde sizi Dijital Topuklar'ın düzenleyeceği Ev Yapımı...

Dopamin, Akıllı Telefonlar ve Siz: Zamanınız için Bir Savaş

Aşağıdaki metin Dijital Topuklar için Ezgi Özkök Sefer tarafından "Dopamine, Smart Phones & You: A Battle for Your Time" başlıklı yazıdan çevrilmiştir.  Facebook’un büyümeden sorumlu...

Vicdansız Labirent Olur mu?

45 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmını kendimi patates çuvalı gibi hissederek yaşadım. Son yıllarda her gün anlamsız bir sabaha uyandım. Sadece anılarımı düşünüyordum. Hiç hayalim...