Senin durduğun yer neresi?

Geçen yaz gece 23.30 gibi balkonda otururken karşı sokakta seri adımlarla yürüyen bir kadın gördüm. Kadının yürüyüş hızı gece yolda tek başına yürümüşlüğü olan her kadının (yani dünyanın her yerini bilemem tabii ama bu satırları okuyan kadınlar adına konuşabilirim) adı gibi bileceği bir hızdı; ne durduk yere dikkat çekecek kadar fazla ne de oyalanıyor gibi görünecek kadar yavaş, bir an önce gideceği yere varmak isteyen bir tempo. Sokağın durumuna göre belki bir yandan da telefonla konuşuyor gibi yapabilir ya da gerçekten konuşabilir. Kadını görünce sanki kendim orada yürüyormuşum gibi ürperdim ve arkasından baktım bir süre ne olur ne olmaz diye, ileride bir binaya girdiğini görünce rahatlayıp girdim içeri.

Şimdi bu konuyu bir erkeğe de anlatabilirsin, o da kadınlar adına üzülebilir, endişelenebilir, bunun kadınlar için ne büyük bir haksızlık olduğunu düşünebilir; tüm bu hislerinde çok samimi de olabilir ama asla gerçekten anlayamaz durumu zira hayatında böyle bir şeyi hiç yaşamadı ve hiç yaşamayacak. Regl ağrısını anlatmaya çalışır gibi düşünelim, yardımcı olmaya çalışabilir ama tabii ki aslında anlayamaz. Bu benzer şeyleri yaşamışlığımız ya da yaşama ihtimalinin tam da yanı başımızda olduğunu bilmemiz sebebiyle kadınlarla ilgili mevzularda verdiğimiz tepkiler belki biraz da içgüdüsel ve işte tam da bu yüzden bir kadına şiddet vakasında başka kadınlardan gelen ‘Kim bilir ne dedi de hak etti?’, ‘O saatte evinde adamın evinde ne işi varmış madem?’,’Kol kırılır yen içine kalır ailelerde’ tepkileri aklımı kaçırmama sebep oluyor. Bu cümleleri bir erkekten duyduğumda da çok sinirleniyorum elbette ama sonsuz bir karanlığa düşmüyorum yine de, ‘Nasıl değiştirebiliriz bunu?’ sorusunun peşinden gidiyorum.  Hâlbuki bu tepkiyi bir kadın verdiğinde kanım çekiliyor ve gerçek umutsuzluk o zaman geliyor.

Geçtiğimiz hafta Sıla’nın Ahmet Kural’dan şiddet gördüğünü açıklaması ve durumu yargıya taşımasıyla da bu tepkilerden çok fazla geldi. Evet, tam da olmasını umduğumuz gibi Sıla’nın yanında olan binlerce kadın vardı ama hâlâ o kadar çok kadının ‘Çok âşıktı bakışlarından anladık, seven kıskanç olur’, ‘Sever de döver de, barışırlar’, ‘Keşke ortalara dökülmeseydi’ dediğini okudum ki, hiç gücümün kalmadığını hissettim bir an. Elbette yargıya taşınmış bir konunun kararını yargı verir ve ceza gerekiyorsa bu da hukuk yoluyla belirlenir ama bir de vicdan ve sağduyu diye bir şey var ki herkes kendi avukatı, hâkimi ve yargıcı orada. Şiddet gördüğünü söyleyen bir hemcinsine verdiğin ilk tepki ona destek olmak değilse biraz durup düşünmen, bir miktar da aklını ve kalbini yoklaman gerekir.

Başlarına gelenlere susmayabilecek kadar güçlü kadınlar, kızlarını saçlarının teline zarar gelse çıkıp evlerine dönebileceklerini hiç unutturmayarak büyüten aileler, birbirlerine her koşulda destek olan kadınlar ve elbette sağduyu sahibi aklı başında erkekler, tüm umudum sizde. Biliyorum ki varsınız ve üstelik hiç de az değilsiniz. Güç sizinle olsun.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir