Ana Sayfa İLHAM VEREN TOPUKLAR Türkiye’de feminizmi canlandıran kadınlardan: Şirin Tekeli

Türkiye’de feminizmi canlandıran kadınlardan: Şirin Tekeli

Türkiye’nin ilk feministlerinden biri olarak anılan Şirin Tekeli geçtiğimiz sene aramızdan ayrıldı ama eserleri, fikirleri ve yaşam öyküsü bizlere ilham olmaya devam ediyor…

Feminizm kavramı Türkiye’de yeni yeni telaffuz edilmeye başlanmışken yaptığı çalışmalar, çevirdiği ve yazdığı eserler ile feminist hareketi beslemiş, yüzlerce genç kadını cesaretlendirmişti. Şirin Tekeli bugün aramızda değil ancak ülkemizdeki feminist hareket, ona çok şey borçlu…

Şirin Tekeli kimdir?

Şirin Tekeli 2018’de 74 yaşındayken aramızdan ayrıldığında, ardında birçok akademik eser, Türkçe’ye çevirdiği 25 kitap, kuruluşunda yer aldığı topluluklar ve dernekler bıraktı. Darbelerin ve siyasi çalkalanmaların gölgesinde geçen yıllarda ömrünü dert edindiği meselelere adayan Tekeli, aynı zamanda Türkiyeli kadınlar için bolca umut ve ilham bıraktı bizlere…

Şirin Tekeli, 1944 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1961 yılında Hukuk Fakültesi’nde okumak üzere Paris’e gitti. Süregiden Cezayir Savaşı yüzünden yaşanan kargaşanın içinde rahat edemeyerek şehirden ayrılmaya karar verdi. Yönünü Lozan’a çevirdi ve burada Sosyal ve Siyasal Bilimler bölümünde okumaya devam etti.

1967 yılında eğitimini tamamlayarak Türkiye’ye döndü ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi bölümünde asistan olarak görev yapmaya başladı. Aynı dönemde Lozan’da tanışmış olduğu Ahmet Tekeli ile evlendi.

1973’de ilk eserini “David Easton’un Sistem Teorisine Katkısı Üzerine Bir İnceleme” adıyla bir doktora tezi olarak hazırladı. 1978 yılında ise ‘kadınların siyasete katılımı’ konulu doçentlik tezini teslim etti.

Üniversitede çalışmaları devam ederken, 1975’te, Tüm Üniversite, Akademi ve Yüksek Okullar Asistanları Birliği’nin (TÜMAS) kuruluşunda yer aldı. Bu birliğin toplantılarında yer alan kadınlar olarak ‘kadın meselesini’ konuşmaya başladıklarını anlatan Tekeli, henüz feminizmin telaffuz edilmediği yıllarda ‘neden toplantılarımızda bizim sesimiz daha az çıkıyor?’ diyerek aydınlar içerisinde bile cinsiyet eşitliğinin varlığını sorgulamaya başlamıştı. 1979’da TÜMAS dahilinde bir kadın komisyonunun kuruluşunda yer alan Şirin Tekeli, kadınların siyasete katılımı konusundaki akademik çalışmalarını da sürdürüyordu.

Ancak tam da o yıllarda, Türkiye’deki siyasi manzara pek iç açıcı değildi. ’80 darbesinin eşiğinde memlekette kadın meselesi konuşmak, kadın hakları için mücadele etmek günümüze kıyasla oldukça zordu…

Darbe sonrası Türkiye’de kadın hareketi şekillenirken

1980 darbesi sonrasında TÜMAS kapatıldı. YÖK’ün kuruluşunun ardından Şirin Tekeli de üniversitedeki görevinden istifa etti. Ancak TÜMAS’a bağlı olarak kurulan kadın komisyonundan arkadaşları ile bağlarını koparmadı, komisyon Yazar ve Çevirmenler Üretim Kooperatifi (YAZKO) topluluğuna dahil olarak aktivitelerini sürdürmeye devam etti.

YAZKO için bir kadın dergisi çıkarmak üzere başka kadınlarla bir araya gelen Şirin Tekeli, feminizm üzerine çalışmaya da bu aşamada başladı.

‘Toplumsal cinsiyet’ ve benzeri birçok kavram, henüz Türkçeleştirilmemişti bile. Feminizmi anlayabilmek için öncelikle feminist eserleri Türkçe’ye çevirerek işe başlayan ekip, çevirdiği tüm eserleri yayınlamamış olsa da Türkiye’deki feminist harekete önemli katkılarda bulundu.

1982 yılında Şirin Tekeli, doçentlik tezini “Kadınlar ve Siyasal-Toplumsal Hayat” adıyla yayınladı.

‘80 darbesinden sonra daha da çalkantılı hale gelen Türkiye’deki siyasal ortamda, artık feminist hareket de şekillenmeye başlamıştı. 1985 yılında Şirin Tekeli, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin uygulanmasını talep ederek Medeni Kanun Reformu mücadelesini başlatan kadınlardan biri oldu.

Bu talebiyle ülkede sesini duyuran Meral Tamer ve Zeynep Oral gibi gazeteci kadınların ve yeni kurulan “Ayrımcılığa Karşı Kadın Derneği”nin de desteğini alarak kampanyayı örgütledi. 4 bin kadının imzasıyla dilekçeler Meclis’e sunuldu. Aynı yıl, 1987’de, “Dayağa Karşı Kampanya” başlatılmıştı. Binlerce kadının katıldığı Dayağa Karşı Yürüyüş’te artık kadınlar, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı seslerini yükseltebileceklerini biliyorlardı. 80’li yıllarda gerçekleştirilen Kariye Şenliği, Geçici Kadın Müzesi ve Mor İğne Kampanyası gibi etkinliklerde Şirin Tekeli aktif olarak görev almıştı.

1989 yılında Şirin Tekeli, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın kuruluş çalışmalarını başlattı. 1990 yılında da “1980’ler Türkiye’sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar” adında Türkiye’deki feminist araştırmacıların çalışmalarının bir araya getirildiği bir derleme hazırladı. Almanca ve İngilizce olarak da yayınlanan kitap, Türkiye’deki ilk feminist eserlerden biri olarak kabul ediliyor.

1997 yılında KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği), Anakültür Kooperatifi ve Winpeace -Türk ve Yunan Kadınları Barış Girişimi’nin oluşumunda kurucu olarak yer alan Tekeli, tüm bu çalışmaları yürütürken bir yandan hayatını kazanmak için Fransızca ve İngilizce’den kadın ve demokrasi konulu 25 kitabı da Türkçe’ye çevirdi.

“Karı Kuvvetleri yakıştırması bize iyi geldi!”

Haziran 2016’da 5harfliler’de yayınlanan bir röportajında Şirin Tekeli, 80’li yıllarda kendilerine gösterilen tepkilerden bahsederken, eğlenceli bir anısını da anlatıyor: “Şair Can Yücel bize Karı Kuvvetleri demişti! Can Yücel’le bir gün YAZKO merdivenlerinde karşılaştık. Aramızda hakiki kıvırcık saçlı olan bir tek Şule var ama o sırada afro modası olduğu için, hepimiz saçlarımızı kıvırcık yaptırmışız. Bir dizi aynı model saçlı kadını birlikte merdivenlerde görünce Can Yücel bize karı kuvvetleri adını taktı.”

Dönemin şartları düşünüldüğünde, kendilerine ilginç isimler takılmasına aldırış etmemeleri de takdire şayan. Şirin Tekeli ve aktivist arkadaşları ‘karı kuvvetleri’ yakıştırmasına da gülüp geçmişler, hatta kavramı sahiplenmişler…

“Simone de Beauvoir bizim için çok iddialıydı.”

Aynı röportajında Tekeli, 1982 yılında düzenlenen Kadın Sorunları Sempozyumu için YAZKO’da “Simone de Beavoir’i çağıralım” dediklerinde tepki verdiğini anlatıyor: “Simone o zaman 90’ında, bizde hareketin H’si yok, ne yüzle çağıracağız diyerek itiraz ettim. İlla birisi gelecekse Giséle Halimi olsun dedim. Daha mütevazı olmak gerektiğini düşünmüştüm. Hem o dönem feminist olduğumuz için sürekli Batı kopyacılığı yapmakla suçlanıyorduk. Giséle ise Tunus kökenli, insan hakları uzmanı avukat bir feministti, dolayısıyla bu suçlamayı geçersiz kılabilecek biriydi. Sonradan, bu taktiğin emekleme aşamasında olan bütün feminist hareketler tarafından kullanıldığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım.”

13 Haziran 2017’de Bodrum’da hayatını kaybeden Şirin Tekeli, hala Türkiye’deki kadın hareketinin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Akademik çalışmaları, yaptığı çeviriler ve örgütlediği hareketler ile ülkemizde feminizmin şekillenmesine büyük katkılarda bulundu, geride kendisi gibi kadın meselesini dert edinen herkese yol gösterebilecek çalışmalar bıraktı.

Yaşadığı ve aktif olarak çalıştığı yılların zorlu şartları düşünüldüğünde, başarıları daha da anlam kazanıyor. Bugün ‘kadın hareketi için ne yapabilirim?’ diyen herkes, her kadın, daha feminizm kavramı ortada yokken eşitlik mücadelesi vermeye başlayan, sesini duyuran Şirin Tekeli’nin öyküsünden ilham almaya devam ediyor.

Bu web sitesinin içeriğinin sorumluluğu tamamıyla Dijital Topuklar’a aittir ve sponsorun görüşlerini yansıtmamaktadır.   
Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.
Önceki İçerikKıldan tüyden meseleler
Sonraki İçerikNo hashtag!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...

Şiddetin adı vahşet; peki kadının adı?

Bir kadın, çöp konteynerinde parçalanmış halde bulundu. “Ailesi kızına sahip çıksaymış” dediler. Bir kadın; bindiği minibüste tecavüze direndi, öldürüldü ve yakıldı. “Tek başına ne işi...

Diğerkâmlık

Bu kelimeyi sevgili Ayşe Bilge Selçuk’un ‘’İnsan her koşulda’’ kitabında ilk kez gördüm ve kalbime sarıp sarmaladım. Çünkü ben bugüne kadar kendimi hep empati...

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...