Ana Sayfa EDİTÖRDEN Kapsayıcı Feminizm: Birlikte Güçlü

Kapsayıcı Feminizm: Birlikte Güçlü

2016 yılında Dünya Ekonomi Forumu tarafından yapılan cinsiyet eşitliği araştırmasında Türkiye’nin 144 ülke arasında 131. sırada olduğu ortaya çıktı. 2000’li yılların başından beri yapılan araştırmalarda az da olsa ilerlemeler görüyor olsak da, sonuçlar ne yazık ki hiçbir zaman iç açıcı olamıyor.

Cinsiyet eşitliği araştırmaları bir yana, gündelik yaşantımızda karşılaştığımız hikayeler de bize sıklıkla ‘bir sorun’ olduğunu hatırlatıp duruyor. Toplumsal cinsiyet rolleri ve yaygın cinsiyet algıları nedeniyle yaşanan sıkıntılar artık daha sık gün yüzüne çıkabiliyor. Bu aşamada feminizm de yalnızca belirli bir kesimi ilgilendiren bir mesele olmaktan çıkıp kadınları (ve kendini kadın-erkek üzerinden tanımlamayı reddedenleri) olduğu kadar, erkekleri ve çocukları da, toplumun bütün bireylerini ilgilendiren bir duruş haline geliyor.

Dijital Topuklar’ın feminist duruşu da toplumun bütün bireylerini içeren bir anlayışı esas alıyor. Biz toplumsal cinsiyet eşitliği için, hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğini ve sadece görünen kadınlara değil, tüm kadınlara, erkeklere ve çocuklara hitap eden bir dili benimsiyoruz.

 

Yumruğunu indir, konuşacaklarımız var!
Tarihsel sürece baktığımızda feminist hareket, erkeklerin haklarının kadınlarınkinden daha fazla gözetilmesi, kadınların bazı temel insan haklarından mahrum bırakılması ve bu anlayışın genelgeçer hale gelmeye başlaması üzerine ortaya çıktı. Ancak günümüzde feminizmi sadece kadın hakları savunuculuğu üzerinden tanımlamak yanlış olur.

Feminizm genel olarak, toplumsal cinsiyet tanımları gözetilmeksizin bütün insanların eşit haklara sahip olduğunu savunur. ‘İki cins’ içerisinde hakkı yenen taraf kadınlar olduğu için de, kadın hakları savunuculuğu olarak özetlenir. Ancak gerçekten de insanları ‘kadınlar ve erkekler’ olarak ikiye ayıran anlayışı da sorgulayan feminizm, iş savunmaya geldiğinde queer ve trans bireyleri de kapsamak durumunda kalır.

Özellikle son yıllarda Amerika’da ‘kesişimsel (intersectional) feminizm’ olarak kavramlaşan yeni akım, feminist deyince akla gelen ‘yumruğu havada bir beyaz kadın’ imgesini sorguluyor.

Günümüzde feminizmin daha kapsayıcı olmasına ihtiyaç var. Kesişimsel feminizm akımı, kadınların ırk, din, sınıf, cinsel yönelim gibi özelliklerini de kapsayan bir anlayışı öneriyor. Alia E. Destagir, USA Today’de yayınlanan yazısında şöyle diyor: “Beyaz bir kadın cinsiyeti nedeniyle cezalandırılırken ırkı ile avantajlı konumdadır. Siyah bir kadın hem cinsiyeti hem ırkı nedeni ile dezavantajlı konumdadır. Latin bir lezbiyen hem etnisitesi hem cinsiyeti hem cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğrar.” Kapsayıcı feminizm bu noktada devreye girerek feminizmin öncelikle tüm kadınları, sonra tüm insanlığı ilgilendiren bir mesele olduğunu hatırlatıyor.

 

Tüm kadınlar için eşitliği savunuyor muyuz?
Ülkemizde cinsiyet eşitliği konusunun vehameti ortada. Eğer feminizm üzerinden sesimizi çıkaracaksak, kadınların dönüşümünü destekleyeceksek, cinsiyet eşitliği için mücadele edeceksek, bütün kadınları göz önüne alarak harekete geçmemiz gerekiyor. Ülkemizde sadece kadın olduğu için şiddet gören ve haksızlığa uğrayan kadınların yanı sıra, lezbiyen olduğu için, trans kadın olduğu için, Müslüman olduğu/olmadığı için haksızlığa uğrayan kadınları da gözetmeliyiz.

Kapsayıcı feminizm, herkesin hakları için mücadele etmemizi kolaylaştıracak ve ufkumuzu açacak.

Peki erkekler feminizmin neresinde duracak?

 

Cinsiyet eşitliği için el ele!
8 Mart’ta meydanlarda erkekleri görmek istemeyenlerle erkeklerin feminizme katkısını buyur edenler tartışadursun, bizler profeminizmin kadın hareketini nasıl beslediğini irdelemeyi daha doğru buluyoruz.

İlk kez 1996 yılında Kanada’da gerçekleştirilen Feminizm Konferansı’nda sözü geçen “profeminizm” kavramı, kendini feminist olarak tanımlayan aktivist erkekler için kullanılıyor. Bazı feministler natrans (doğma büyüme) erkek bireylerin, kadın olmak ve kadın hareketi üzerinde söz sahibi olmadığını ima eder; bu noktada profeminizm, biraz daha yumuşatılmış bir kavram olarak feminizmin desteklenmesini mümkün kılar.

Biz de ülkemizde erkeklerin kadın hareketinden dışlanmaması gerektiğini düşünenlerdeniz. Dijital Topuklar olarak 2016 yılında ilk zirvemizi düzenlediğimizde, bir kadın platformuna erkek konuşmacıları davet ettiğimiz için eleştiriler almıştık.

Bazı kadın örgütlerinin yalnızca kadın üyeleri kabul etmesi anlaşılabilir bir durum. Ancak Dijital Topuklar, dijital dünyadaki kadın liderleri ve girişimcileri ön plana çıkarıp desteklerken, dijital çağda ebeveyn olmak gibi birçok meseleyi de kendine dert edinen bir platform. Bunlar ve diğer bütün konularımız, sadece kadın perspektifinden ele alınacak meseleler değil. Bütün insanlığı ilgilendiren meselelerin tek taraflı çözülemeyeceğine dair olan inancımız, erkekleri de Dijital Topuklar platformunu desteklemeye buyur etmemiz için bizi cesaretlendiriyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca kadınları değil, erkekleri de, kendini herhangi bir cinsiyet üzerinden tanımlamamayı seçen bireyleri de kurtaracak. Kadın hakları mücadelesinde el ele vermek, insan haklarını daha iyi anlamamızı sağlayacak.

Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...

Şiddetin adı vahşet; peki kadının adı?

Bir kadın, çöp konteynerinde parçalanmış halde bulundu. “Ailesi kızına sahip çıksaymış” dediler. Bir kadın; bindiği minibüste tecavüze direndi, öldürüldü ve yakıldı. “Tek başına ne işi...

Diğerkâmlık

Bu kelimeyi sevgili Ayşe Bilge Selçuk’un ‘’İnsan her koşulda’’ kitabında ilk kez gördüm ve kalbime sarıp sarmaladım. Çünkü ben bugüne kadar kendimi hep empati...

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...