Ana Sayfa DİŞİTAL SESLER Kadın Gücünün Ete Kemiğe Bürünmüş Hali

Kadın Gücünün Ete Kemiğe Bürünmüş Hali

Benim kendi kıymetli hayatımdaki en heyecanlı, en sancılı, en tutkulu, en çelişkili, beni en ben yapan kesitin adı; Annelik.

Anne olduktan sonra kendimi daha iyi anlayanlardanım ben. Benim hayat filmimde neyi yapabildiğimi, neyi yapamadığımı, neyi istediğimi, neyi istemediğimi, neyi bildiğimi, neyi bilmediğimi ve böylesi çokça soruyu sorup cevaplarını bulacak kadar cesur davrandığım kesitin adı: Annelik.

Bu film, beni bazen tam da olmak istediğim insana ve fakat bazen de hep olmaktan kaçtığım insana eviriyor. Yani kaçamıyorum. Tüm maskelerimi çıkarıp, çırılçıplak soyunup kendi özümü kabullenmekten, güçsüzlüğün de güç kadar gerçek olduğunu, hep birilerine ihtiyacımız olduğunu ve ürediğin andan itibaren artık çoğullaştığını ve bir daha ne olursa olsun tekilleşemeyeceğini öğrenmekten başka bir seçenek olmadığını görüyorum.

Mecburen her şeyle ve herkesle yüzleşiyorum. Hesapları açıyorum, kapatıyorum, kızıyorum, anlıyorum, anlamıyorum, gülüyorum, ağlıyorum, affediyorum, unutuyorum, siliyorum… Ve işte aslında ben tam da şimdi gerçekten uyanıyorum.

Bu uyanış sayesinde şu ana kadar tanıdığım kadından bambaşka bir kadına dönüşüyorum. Evet, resmen kendi çapımda dönüştüm. Ben kadınların gerçek gücünü anne olduktan sonra fark edebildim.
Hemcinslerime hem daha da yakınlaştırdı bu uyanış beni, hem de onları daha iyi anlamama ve daha samimi bir bağ kurmama sebep oldu.

Uzun yıllar kendi ayakları üzerinde ve tek başına bekar bir kadın olarak yaşayan ben anne olduktan sonra öğrendim ki kadın olmak diğer kadınlar tarafından desteklenmeyi isteyen, birlik olmayı isteyen, daha iyi, daha güler yüzlü, daha kucaklayıcı olmayı gerektiren bir rol. Çünkü gerçekten tüm dünyadaki bu erkek egemenliğine rağmen bir kadın olarak var olabilmek ancak gerçek bir güç birliği ile mümkün.

Dijital Topuklar, daha minicik, tazecik bir anneyken benim için önce sadece zevkli olacağını tahmin ettiğim ve aslında tam olarak da ne olduğunu merak ettiğim için bir ortamdı. Ama kapıdan içeri girince ilk tanıştığım kadın gücünün ete kemiğe bürünmüş bir haliydi. Yukarıda anlattığım gibi gel gitli gibi duyulan tüm hikayelerimin anlaşıldığı, hatta diğerleri tarafından da bizzat yaşandığı, kadın dayanışmasının mükemmel bir sunumuydu. Hayatımın en tecrübesiz olduğum annelik sahnesinde sıcacık, güvenli, samimi, kıvrak zekanı saklamadan apaçık ortaya dökebildiğin, dobra dobra konuşabildiğin ve en önemlisi kalpten anlaşılabildiğin bir paragraf benim için Dijital Topuklar. Hem işim ve kariyerimle alakalı ufkumun açıldığı ve tek seferde bir arada bulmanın imkansız olduğu pırıl pırıl insanlarla temas ettiğim çok değerli bir ağ, hem de çok tatlı arkadaşlar edinip sarıp sarmalandığım, yaralarımı sardığım iyileşip eve döndüğüm masalsı bir boyut benim için.

“1 Kasım” benim takvimimde “Djital Topuklar Günü” olarak kayıtlı. Hem işim hem de ruhum için koşa koşa gittiğim bir taşla iki kuş vurduğum en favori tatillerimden biri.

Avatar
Dijital Topuklarhttp://www.dijitaltopuklar.com
Dijital sektör profesyonellerini bir araya getiren Dijital Topuklar Zirvesi’nde dijital dünyanın fikir önderleri, sosyal medyanın birleştirici gücünden dijital dünyada oyunun kurallarına kadar dijitalleşmenin arkasındaki tüm dinamikleri konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Must Read

Neden Terapi?

Doğru bilinen yanlışlardan biridir terapinin kişiyi rahatlattığı! Çokça verilen keyifli benzetmelerdir, ‘balkonu yıkamak terapi gibi geldi’   ya da  ‘alışveriş en güzel terapi’ gibi söylemler... Aksine;...

Çılgın Bir Türk Kadını

Mücadeleci bir ruh... Hâyal kurmaktan usanmayan, hedeflerinden vazgeçmeyen bir kadın... Nesrin Olgun 1957 yılında Adana'da doğdu. Denizle olan ilişkisi 7 yaşında yüzmeyi öğrenmesiyle başladı. 1979’da...

Şiddetin adı vahşet; peki kadının adı?

Bir kadın, çöp konteynerinde parçalanmış halde bulundu. “Ailesi kızına sahip çıksaymış” dediler. Bir kadın; bindiği minibüste tecavüze direndi, öldürüldü ve yakıldı. “Tek başına ne işi...

Diğerkâmlık

Bu kelimeyi sevgili Ayşe Bilge Selçuk’un ‘’İnsan her koşulda’’ kitabında ilk kez gördüm ve kalbime sarıp sarmaladım. Çünkü ben bugüne kadar kendimi hep empati...

Pis şişko!

Okuldaki dansa, şişko diye kimse çağırmamış onu. Bir peri gelsin de, onu Sindrella gibi incecik ve güzel bir kız yapsın diye bekleyip durmuş. Oysa,...